Filistin'de Durum

3 Ağustos 2006 Perşembe, Vakit gazetesi

Lübnan'da yaşananlar İslâm dünyasının diğer bölgelerinde yaşanan tüm gelişmeleri gölgede bıraktı. Hatta işgalci siyonist devletin yeniden azgınlaşmasının birinci hedefi olan Filistin'de yaşananlar bile gölgede kaldı. Dolayısıyla kamuoyu hadiselerin büyük ölçüde Lübnan'a kaydığını, bu yüzden Filistin'de pek hareketlilik olmadığını düşünebiliyor. Ancak Filistin'de de muhtelif yönleriyle hareketlilik sürüyor.

İşgal devletine karşı Lübnan direnişinin güçlü ve etkili bir mücadele başlatmasının Filistin direnişine büyük katkısının olduğu çok açıktır. Bunu anlayamayan ve anlamak istemeyen uzaktan kumandalı yönetimler Lübnan direnişini suçlu gösterebiliyorlar.

İşgalci siyonist devlet açısından en önemli dezavantaj iki farklı cephede direnişle karşı karşıya kalmasıdır. Üstelik Lübnan'daki direniş tahmin ettiğinden çok daha güçlü çıkmış, kendisine büyük kayıplar verdirmiştir. Dolayısıyla askeri gücünün önemli bir kısmını o tarafa kaydırmak, hatta muvazzaf askerleri yeterli olmadığından birkaç ihtiyat birliğini de devreye sokmak zorunda kalmıştır.

Bununla birlikte Filistin cephesindeki direniş ve buna karşılık işgalci siyonist devletin saldırıları da devam ediyor. Zaman zaman siyonist devletin işine yarayacak haberler yayıldığı oluyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde Gazze'deki direniş gruplarının İsrail hedeflerine füze atmama kararı aldıkları haberleri yayınlanmıştı. Lübnan'daki İslâmî Direniş, Filistin halkının davasına sahip çıkarak işgalci siyonist devlete karşı cephe açarken Filistin direnişi kesinlikle işgalcileri Gazze'de rahatlatıp Lübnan'a yüklenmesine imkân verme nankörlüğü yapmaz. Nitekim direnişçiler derhal açıklama yaparak böyle bir karar alınmadığını ve işgalcilere karşı silahlı mücadelenin devam edeceğini duyurmuşlardı. Özerk yönetim başkanı Mahmud Abbas da bir açıklamasında esir İsrail askeri meselesinin kısa süre içinde çözüme kavuşturulabileceği iddiasında bulunmuştu. Esir askeri ellerinde tutan direniş grupları bu açıklamaya karşı çıkmış ve bu konudaki tutumun değişmediğini bildirmişlerdi. Dolayısıyla okuyucularımıza Filistin direnişinin itibar ve stratejisine aykırı bu tür haber ve açıklamalara oldukça ihtiyatlı yaklaşmalarını öneriyoruz.

Gazze'deki direnişin işgal devleti hedeflerine yönelik füze saldırıları kesintisiz devam ediyor. Bu arada işgal devletinin Gazze'nin muhtelif noktalarına yönelik geniş çaplı askeri saldırıları oldu. Direnişçiler bu saldırılara kararlılıkla direndi ve işgalci askerleri geri çıkmaya zorlamayı başarabildiler. İşgal devletinin son dönemdeki saldırıları ve bu saldırılara karşı verilen mücadeleler www.palestine-info.info sitesinin Arapça bölümünde ayrıntılı dosyalarla ve fotoğraflarla okuyucuların ilgisine sunuldu. Biz de kendi Web sitemizde en azından söz konusu saldırıları, karşıt mücadeleleri ve işgalcileri zorlayan füze saldırılarını gösteren fotoğrafları okuyucularımızın ilgisine sunmayı düşünüyoruz. İnşallah hazırladığımızda kısa bir notla bilgi veririz.

İşgal devleti Lübnan'da yaptığı gibi Gazze'deki saldırılarında da özellikle savunmasız insanları hedef alarak ağır kayıplar verdirme ve böylece halkı toptan yıldırma stratejisini uygulamaya çalışıyor. Bu yüzden işgalci saldırganların vahşi saldırılarında Gazze'de de can kaybı çok oluyor. Ama siyonistlerin bu stratejileri halkın direnişe olan desteğini etkilemediği gibi azimli bir mücadeleyle yollarına devam eden direnişçileri de yıldıramıyor.

Siyonist devlet sadece Gazze'de değil Batı Yaka bölgesinde de yoğun saldırılar gerçekleştiriyor. Bu bölgede Filistinlilerin savunma mekanizmaları çok daha zayıf olduğundan ve bölgenin her tarafına askeri geçit noktaları yerleştirildiğinden siyonist işgalciler bu bölgedeki saldırılarında kendilerini çok daha rahat hissediyorlar.

Gazze'ye yönelik ilk operasyonla birlikte Rafah sınır kapısını kapatan ve içeriye girmek isteyen binlerce Filistinliyi üç hafta süreyle çöl şartlarında bekleten siyonist devlet, mücahitlerin kapının duvarının bir kısmını içeriden yıkması üzerine bekleyenlerin girmesine imkân verecek kadar bir süre açılmasını kabul etmişti. Sonra yeniden kapattıran işgalci saldırganlar bir süre önce tekrar geçici olarak açılacağını ilan etmişlerdi. Ama sözlerinden dönerek yeni bir açıklamaya kadar kapalı kalacağını duyurdular. Bu da siyonistlerin bir psikolojik işkence metotları. Önce ümitlendirip sonra ümit kırıklığına uğratmak. İşgalciler bunu sıkça yapıyor ve her tür işkenceden zevk aldıkları gibi bundan da özel zevk alıyorlar.

İrtibatlı Yazılar

  • "Dağıtan Hayalet" İsrail'i Dağıttı
  • HAMAS İsrail'i Tanımadı ve Pes Etmedi
  • İsrail'in Amacı
  • Direniş ve İhanet
  • İnsanlık Hedefte
  • İsrail Vahşet Pazarlıyor
  • Komplo Teorileriyle Başetmek
  • Hizbullah Cesareti
  • Onlar da Yara Aldı
  • Zalimler ve Mazlumlar Cephesi
  • Psikolojik Savaş
  • Bombalar ve Balonlar
  • Bizim Psikolojik Savaşımız
  • Aptal Bush'un Akıllı Bombaları
  • BOP, GOP, YOP ve Sonunda HOOOP!
  • İlmi Fitneye Alet Etmeyin
  • Yeni Bir Kara Eylül Planı: YOP
  • Filistin'de Durum
  • Canbulat'tan Yine Dürzilik
  • Siz Hâlâ Olmert'in Dostu musunuz?
  • İsrail Hesabına Diplomasi
  • İsrail'i Kurtarma Diplomasisi
  • Kiralık Ka(til/lem)ler
  • Dünyanın Merkezinde Sıcak Gelişmeler
  • Siyonizmin Yeniden Azgınlaşması
  • Ümitler Canlı
  • 1701 Nolu Tuzak
  • İsrail'in Kayıpları
  • İsrail'in İç Savaşı
  • Mahzun Mescidi Aksa
  • Gül'ün Ziyaretleri ve Türkiye'nin Yeri
  • Şimdi de Uluslar arası İşgal mi?
  • Siyonizmin Lübnan Hezimeti
  • Siyonizmin Lübnan Hezimeti