Direniş ve İhanet

6 Temmuz 2006 Perşembe, Vakit gazetesi

"İsrail'in amacı" başlıklı yazımızda da belirttiğimiz üzere siyonist devlet bugünlerde sürdürdüğü saldırıların hazırlığını asker esir alma eyleminden on beş gün önce başlatmıştı ve o eylem olmasaydı Sderot yahudi yerleşim merkezindeki güvenlik krizini gerekçe göstererek başlatacaktı. Asıl amacı ise kendine üç ay ömür biçilen HAMAS hükümetinin, bu sürenin sonunda yıpratılamamış, aksine Filistin'deki direniş gruplarını bir araya getirerek güç birliği oluşturma yönünde önemli adımlar atabilmiş olmasıydı. Esir alma eylemleri işgalci devlette sarsıntıya yol açtı. Bu eylemler karşısında başlangıçta biraz tereddüt yaşadı.

Esir alma eylemleri karşısında işgal devletini sıkıntıya sokan sebep şuydu: Esir değişimini kabul etmesi durumunda bu, direnişçilerin elini güçlendirecek ve ileride Filistinlileri zindanlara doldurması durumunda benzer eylemlerin tekrar edilmesi riskinin önünü açmış olacaktı. Esir kurtarma operasyonuna girişmesi bunun da başarısızlıkla sonuçlanması ve askerinin öldürülmesi durumunda kendi halkının şiddetli tepkilerine maruz kalacaktı.

Filistinliler işgal devletini zorlamada biraz daha etkili olabilmek amacıyla üç ayrı esir alma eylemi gerçekleştirdiler. Bunlardan biri asker, biri askeri öğrenci, üçüncüsü ise altmış yaşlarında bir yerleşimciydi. İşgalcilere "birini öldürürsek elimizde yedeği var ve baskı yapmaya devam edebiliriz" mesajı vermek istiyorlardı. Ancak işgal devleti bu taktiğin başarılı olmasını engellemek amacıyla sadece bir asker üzerine yoğunlaştı, diğer ikisini tamamen yok saydı. Bu yüzden onları hiç gündeme bile getirmek istemedi.

Bu arada içeridekilerin ihaneti, işgalcilerin hedefi tamamen teke indirmelerini kolaylaştırdı. Nasır Salahuddin Tugayları'nın Batı Yaka bölgesi yetkililerinden Ebu Yusuf'un verdiği bilgilere göre işgalcilerle işbirliği içinde çalışan Koruyucu Güvenlik Birimleri ile onunla aynı paraleldeki istihbarat Batı Yaka'da esir alınan Elyahu Şiri'yi bulup ailesine teslim etmek için yoğun faaliyet başlattı. Onu esir tutan eylemciler çemberin iyice daraldığını anlayınca işgalcilere baskı olması amacıyla öldürüp gömmeyi tercih ettiler. Eğer ki bu ihanet olmasaydı öldürmeyecek ve işgalcilere karşı baskı aracı olarak değerlendirmeye çalışacaklardı. İşgal devleti de ikinci esiri başlangıçta göz ardı etse bile medyanın gündeme getirmesine bağlı olarak dikkate almak zorunda kalacaktı.

Özerk yönetimin bünyesine bir kurt gibi sokulmuş olan Koruyucu Güvenlik Birimi'nin ihaneti bundan ibaret kalmıyor. Batı Yaka'daki askeri öğrencinin esir alınmasında rol oynadıklarını tahmin ettikleri üç mücahidi tutuklamak istiyorlar. Engel olunması üzerine "İsrail bu kişileri arıyor, biz onları himaye etmek istiyoruz" diyerek kandırmaya çalışıyorlar. Bu yalan tutmayınca adı geçen birimin Ramallah müdürü Alâ Husnî başkan Mahmud Abbas'tan doğrudan emir geldiğini ileri sürüyor ve mücahitleri tutuklayıp el-Balû' cezaevine yerleştiriyorlar. Mücahitler burada üç gün kaldıktan sonra, polislerin ve cezaevi yetkililerinin ortadan kaybolduğu sırada işgalciler oraya baskın düzenliyorlar. Mücahitlerin ellerinde kendilerini savunacak hiçbir şeyleri olmayınca saldırganlar onları esir alıyor ve bilinmeyen bir yere götürüyorlar.

Saldırganların birçok kritik noktayı hedef almalarında ve isabet ettirmelerinde içerideki hainlerin yardımlarının işe yaradığı gerçeğini gizlemeye gerek olmadığını sanıyorum. Bu kişiler dünyevi çıkarları uğruna ve kendilerini sağlama alma amacıyla üzerinde yaşadıkları vatan için mücadele edenlere ihanet edebilecek kadar vicdanî değerlerden soyutlanmış kişilerdir.

İşgal devletinin saldırı, yıkım ve tahribat konusunda izlediği strateji öncelikli amacının asker kurtarmak değil Filistin tarafını tamamen perişan ve çaresiz duruma düşürmek olduğunu gözler önüne sermektedir. Askerin öldürülmesi veya sağ teslim edilmesi onun bu konudaki tutumunu değiştirmeyecektir. Öldürülmesi durumunda intikam saldırılarıyla, sağ teslim edilmesi durumunda gerçekleştirdiği operasyondan sonuç aldığını söyleyerek Filistinlilerden daha fazlasını istemek amacıyla aynı stratejiyi sürdürecektir. Onu durdurmaya, askerin hayatının tehlikeye düştüğü kanaatiyle kendi halkından gelecek tepkilere boyun eğerek pazarlığı kabullenmek veya yeni esir alma eylemleriyle direnişin elinin güçlenmesi ya da uluslar arası baskılar zorlayabilir.

Filistinlileri çaresiz ve perişan hale sokmak için nasıl bir yol izlediği hakkında inşallah müteakip yazımızda bilgi vereceğiz.

İrtibatlı Yazılar

  • "Dağıtan Hayalet" İsrail'i Dağıttı
  • HAMAS İsrail'i Tanımadı ve Pes Etmedi
  • İsrail'in Amacı
  • İnsanlık Hedefte
  • İsrail Vahşet Pazarlıyor
  • Komplo Teorileriyle Başetmek
  • Hizbullah Cesareti
  • Onlar da Yara Aldı
  • Zalimler ve Mazlumlar Cephesi
  • Psikolojik Savaş
  • Bombalar ve Balonlar
  • Bizim Psikolojik Savaşımız
  • Aptal Bush'un Akıllı Bombaları
  • BOP, GOP, YOP ve Sonunda HOOOP!
  • İlmi Fitneye Alet Etmeyin
  • Yeni Bir Kara Eylül Planı: YOP
  • Filistin'de Durum
  • Canbulat'tan Yine Dürzilik
  • Siz Hâlâ Olmert'in Dostu musunuz?
  • İsrail Hesabına Diplomasi
  • İsrail'i Kurtarma Diplomasisi
  • Kiralık Ka(til/lem)ler
  • Dünyanın Merkezinde Sıcak Gelişmeler
  • Siyonizmin Yeniden Azgınlaşması
  • Ümitler Canlı
  • 1701 Nolu Tuzak
  • İsrail'in Kayıpları
  • İsrail'in İç Savaşı
  • Mahzun Mescidi Aksa
  • Gül'ün Ziyaretleri ve Türkiye'nin Yeri
  • Şimdi de Uluslar arası İşgal mi?
  • Siyonizmin Lübnan Hezimeti
  • iyonizmin Lübnan Hezimeti