13 Temmuz 2006 Perşembe, Vakit gazetesi
Metin Hasırcı abimiz gazetemizin kıymetli yazarlarından ve Türkiye'deki İslâmî camianın saygın fikir adamlarındandır. Ama bir kimsenin saygınlığı onun herhangi bir İslâmî oluşuma menfi etkisi olan hatalı tespitini görmezden gelmemizi haklı kılmaz.
Hasırcı, gazetemizde dün yayınlanan yazısında "ben sorup yine ben cevap vereyim" demiş ama soruyu sorduktan sonra açıklık getirmeden sadece zihinlerde bir tereddüt oluşturmakla kalmış: "İsrail askerini gerçekten Filistin davası mücahidleri mi kaçırdı yoksa sandalı sallayıp fırtına var diyen bir Mossad düzmecesi mi?"
Daha önce de komplo teorileriyle ilgili bazı tespitlerimizi yazılarımızda aktarmıştık. Hatırlanacağı üzere işgalci siyonistler Gazze'den çıkmaya zorlandıklarında da, bunun bir "İsrail oyunu" olduğu yorumları yapılmıştı.
Öncelikle kavram ve isimlendirmelerde yeterince hassasiyet gösterilmemesinin aleyhimize sonuçlar doğurduğunu hatırlatalım. Bu çerçevede Filistin'de işgale karşı sürdürülen mücadelede siyonist işgalcinin esir alınmasının "asker kaçırma" olarak nitelendirilmesinin zihinlerde yanlış intibaya yol açtığını ve bu isimlendirmeyi düzeltmek gerektiğini belirtelim. Gerçekleştirilen eylem bir esir alma eylemidir. Üstelik esire karşı esir. Bu bir savaştır ve nasıl işgalci, vatanlarını savunanları esir alıyorsa ona karşı savaşanların da esir alma eylemleri gerçekleştirmeleri doğaldır, tarih boyunca bütün savaşlarda da vuku bulmuştur.
Birer esir kampı hükmünde olan İsrail zindanlarında bugün resmî istatistiklere göre 9500 Filistinli bulunmaktadır. Bunların içinde çok sayıda çocuk, kadın, hasta, yaşlı ve yirmi yıldan fazla süredir zindanda tutulan esir var. İnsanlık neden bunları konuşmuyor. Daha yakın zamanda işgalci siyonistler Filistin cezaevine baskın düzenleyerek FHKC lideri Ahmed Seadât ile arkadaşlarını tam bir eşkıya usûlüyle kaçırdığında ABD İsrail'i açıktan desteklemiş diğer dünya ülkeleri ise sessiz kalmayı tercih etmişlerdi. Filistinlinin onur ve hayatının bu derece değersiz görülmesi hiç önemsenmezken, tartışma konusu bile yapılmazken onun sadece kendi esirlerini kurtarma amacıyla eylem gerçekleştirmesini anlamakta neden zorlanıyoruz?
Üstelik Filistinli eylemcilerin bu eylemle öncelikli olarak İsrail zindanlarındaki çocuk, kadın, hasta, yaşlı ve yirmi yıldan fazla süredir zindanda tutulan esirlerini kurtarmayı amaçladıklarını ortaya koymaları amaçlarının ne derece insanî ve makul olduğunu gözler önüne sermiyor mu? Düşünelim, İsrail zindanlarında ölümü bekleyen ve tedavi edilmelerine imkân tanınmayan birçok hasta var. Doğum yaptıktan kısa süre sonra zindana atılmış anneler var. İsrail zindanlarındaki Filistinli çocukların yaş ortalaması 14. Bu insanların ızdırabını anlamak için kendinizi onların yerine koyun. Yeni doğum yapmış eşinizin, on yaşındaki çocuğunuzun sizin esirlerinize işkence yapmayı yasallaştırmış bir devletin zindanına atıldığını tasavvur etmeye acaba kaç dakika tahammül edebilirsiniz? Yaşamayı bir yana koyun tahayyül etmek bile istemediğinizi hisseder gibiyim. Çünkü ben kendim buna sabredemiyorum.
Eylemin meşruiyeti hakkında bunları söyledikten sonra, etrafında geliştirilen komplo teorilerinin tutarsızlığına gelelim. Bu eylemi üç direniş grubu üstlendi ve amaçlarını açıkladılar. Eylem esnasında üç mücahit şehit edildi. Günlerden beridir de esir edilen askere karşılık Filistinli tutsakların serbest bırakılması için kararlılıkla mücadele ediliyor. Filistin direnişi elinde olmayan bir esir üzerinden pazarlık mı yapıyor? Kaldı ki gerek Filistin direnişi ve gerekse Lübnan direnişi bu tür esir alma eylemlerini daha önce de gerçekleştirmiş ve bu yolla bazı tutsakların serbest bırakılmaları sağlanmıştı.
İşgal devletinin son saldırısının etrafında dönen hesaplar hakkında ise daha önceki yazılarımızda bilgi vermiştik. Ayrıca Dış Haberler servisimizden Adem Özköse kardeşimizin hazırladığı dizide de bu konuda ayrıntılı bilgi verildi. Bu bilgilerin aydınlatıcı olduğunu hatırlatmakla yetiniyor, tekrarına gerek görmüyoruz.
Muhterem Metin abi,
Bize ulaşmak hiç de zor değildir. İnsanların zihinlerine o soru işaretini atmak yerine kafanızda oluşan tereddüdün haklılık payını bize sorsaydınız size tafsilatlı bilgi verebilirdik. Hatta bunu yapmayıp Web sitemize bakarak eylem hakkında tafsilatlı bilgi içeren "Dağıtan Hayalet İsrail'i Dağıttı" başlıklı dosyamızı okusaydınız da zihninizde oluşan sorunun cevabını bulabilirdiniz. Böylece o tereddüdü ve soruyu kamunun zihnine taşımanıza gerek kalmazdı. Ben de size buradan cevap vermek zorunda kalmazdım.