8 Temmuz 2006 Cumartesi, Vakit gazetesi
Siyonist vahşetin sonuçları sadece Gazze ve Batı Yaka'da gerçekleştirilen katliamlardan veya toplu tutuklamalardan ibaret değil. Ayrıca muhtelif insanlık dışı uygulamalarla Filistin halkı toplu işkencelere maruz bırakılıyor. İşte birkaç örnek:
* Mısır'dan Gazze'ye geçişte kullanılan Rafah sınır kapısı on iki gündür kapalı. Gazze'ye geçmek için kapıya gelen binlerce Filistinli perişan. BM güya, bekleyenlerin içeriye girmelerine imkân sağlayacak kadar bir süre kapının açılmasını istedi. Ama bunun için işgalciye herhangi bir baskı yapmadı, yapmak da istemiyor. İşgalcinin kapıyı açmamasının amacı da zaten o insanlara işkence etmek. Bekletilenler arasında çok sayıda çocuk da var ve bunların tümü yaz ortasında, yakıcı çöl sıcağında, hiçbir serinletme sisteminin olmadığı ortamda, ihtiyaç maddelerinden yoksun halde bekletiliyorlar. Nasıl bir eziyete maruz kaldıklarını anlamak için kendini onların yerine koymak gerekir.
* Rafah yakınındaki eş-Şevke bölgesi on günden beridir her taraftan kuşatmaya alınmış durumda. Elektrik ve suları kesilmiş. Hiçbir yerden gıda takviyesi almalarına imkân verilmiyor. Ama dünyanın bu insanlardan haberi bile yok. Siyonist işgalcilere ise o insanlara bu şekilde işkence etmek özel zevk veriyor.
* Gazze'ye dışarıdan gıda maddelerinin sokulduğu kuzeydeki gümrük kapısı kapalı tutuluyor. Ara sıra çok az miktarda ihtiyaç maddesi sokulması için açılıp tekrar kapatılıyor.
* Batı Yaka bölgesinde çocuklara süt temin eden bir süt fabrikasına baskın düzenlendi. İşgalci askerler büyük çapta tahribat yaptıktan sonra kapısına kilit vurdular. Bu iğrenç uygulama işgalci siyonistin Filistinli çocukları da toptan cezalandırmaktan özel zevk aldığını gösteriyor. Batı Yaka ve Gazze'de Filistinli çocuklarda süt ve mama yetersizliğinden dolayı ciddi beslenme sorunlarının ortaya çıktığı bildiriliyor. İşgalci siyonistin bu gerçeklere rağmen özellikle çocuklara süt temin eden fabrikaya baskın düzenleyerek çalışmasını engellemesi yeni doğmuş çocukları da toplu cezalandırma politikasının hedefine yerleştirdiğini açıkça gösteriyor. İşgalci, Irak'a ambargo uygulandığı dönemde gerçekleştiği gibi Filistin'de de gıda yetersizliğinden dolayı bebek ölümlerinin artmasını istiyor.
* Siyonist işgalcinin bebek ölümlerinde artışa sebep olan uygulamalara sistemli ve planlı bir şekilde başvurduğunu söyleyelim. Örneğin Batı Yaka'daki askeri geçit noktaları çok sayıda sağlıksız doğuma ve doğumdan hemen sonra gerçekleşen bebek ölümlerine sebep olmuştur. Çünkü doğum için hastaneye götürülen anneler bu askeri geçit noktalarına takılıyor, geçmeleri engelleniyor ve geçit noktasında sağlıksız doğum yapıyorlar. Bu doğumlar ise anne ve bebek ölümlerine yol açıyor. İşgal devletinin füze saldırıları, cinayetleri ve yıkımları bu gerçekleri gölgede bıraktığından dünya kamuoyunun bunlardan haberi bile olmuyor. Siyonist devlet Filistin'deki nüfus artışından rahatsız olmakta ve bunu belli etmektedir. Bebek ölümlerinde artışa neden olan stratejinin sistemli ve planlı bir şekilde uygulanmasının da bu rahatsızlıktan kaynaklandığını tahmin ediyoruz.
* Siyonist devletin saldırısından zarar görenler sadece insanlar ve binalar değil. Aynı zamanda sistemli bir şekilde ağaç tahribatı yapılıyor. Bu tahribat da Filistinlileri açlığa ve yoksulluğa mahkûm etme politikasının önemli bir boyutunu oluşturuyor.
Siyonist vahşetin Filistin halkına yansımalarının hepsi bu kadar değil tabii. Biz sadece örnekler vererek genel üzerinde fikir edinilmesini sağlamaya çalışıyoruz.
İşgalci siyonist işte bu vahşetini, Filistin direnişini yıldırmak ve Filistin halkının meşru haklarından vazgeçmesini sağlamak amacıyla pazarlamaya çalışıyor. İşgal devleti Savaş bakanının Filistinlilere "askeri verin, biz de saldırılara son verelim" demesi de böyle bir vahşet pazarlamadır. Filistinlilerin elindeki asker savaş esiridir. İşgal devletinin zindanlarında da on bine yakın Filistinli savaş esiri var. Filistinli direnişçiler çocuklara ve kadınlara öncelik vererek kendi tutsaklarının serbest bırakılması için diretiyorlar. İşgalci ise bu isteği kabul etmemek amacıyla vahşet pazarlamaya çalışıyor. Ama Filistin direnişi bunu kabul etmeyecek. Çünkü kabul etmesi durumunda işgalci siyonist vahşetinin para ettiğini düşünecek, dolayısıyla yeni vahşi saldırılarda daha cüretkâr olacak. Bu yüzden Filistin direnişi kararlılığını sürdürmek, siyonist vahşete teslim olmamak, bilakis onu vahşi politikalarından vazgeçmeye zorlayabilmek için azmini korumak zorundadır.