26 Temmuz 2006 Çarşamba, Vakit gazetesi
Son günlerde işgalci siyonistlerin Filistin ve Lübnan'da yürüttükleri insanlık dışı saldırılarla ilgili olarak gündemi oluşturan önemli konulardan biri Amerikan emperyalizminin "akıllı bombaları"dır. Normalde emperyalist ABD bu bombaların İsrail'e satışını önceden yapmış. Fakat Lübnan'da Hizbullah direnişi karşısında siyonist işgalcinin bayağı zorlanması üzerine "acil durum" ilan edilmiş ve söz konusu bombaların bir an önce İsrail'e teslim edilmesi için harekete geçilmiş.
Konuyla ilgili muhtelif haberler yayınlandı. Bunların en ilgi çekeni bombaların Katar'daki Aidid üssü üzerinden İsrail'e nakledileceği haberi. Doğruluk derecesini tam bilmiyoruz ama ihtimal dışı olarak da görmüyoruz. Filistinlilere yapılan yardımları ABD tehditleri sebebiyle Filistin yönetimi hesaplarına aktarmayan Arap bankalarının, Hizbullah'ın Şiî olmasını gerekçe göstererek onun ümmetin onurunu savunma amacıyla sürdürdüğü mücadeleye destek verilmemesini isteyen kapıkulu yani murtezika âlimlerin ardından İsrail'in Lübnanlı ve Filistinli savunmasız insanların üzerine yağdıracağı bombaları aktaran üslerin bekçiliğini yapan Arap yönetimlerin çıkması hiç de garip gelmiyor. Bu gerçekler "22 Arap ülkesi karşısında dört milyonluk İsrail mi?" sorusunun da cevabıdır. Biz bu soruyu soranlara "siz 22 Arap ülkesine değil, çağın Moğol imparatorluğunu ve tüm emperyalist güçlerini arkasına alan İsrail karşısındaki birkaç bin kişilik HAMAS ve Hizbullah mücahitlerinin kararlı mücadelesine bakın; güç sayıda değil iman ve ihlastadır" diyoruz.
Her şeyden önce bu bomba takviyesi ABD'nin saldırgan tarafa siyasi ve diplomatik destek vermekle kalmadığını, Lübnan'a yönelik savaşın bilfiil içinde olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu sebeple Hizbullah sadece siyonist işgalcilere değil İslâm'ı ve Müslümanları kendine hedef seçen çağdaş haçlı-siyonist ittifakına karşı savaşmaktadır. Filistin'de yıllardan buyana süren mücadele de bu ittifaka karşıdır.
"Güdümlü" ya da "akıllı bombalar" olarak adlandırılan ABD'nin saldırı teknolojisinin en gelişmiş bombalarının İsrail'e veriliş amacı şöyle açıklanıyor: İsrail'in Lübnan'a attığı bombalar hedef noktayı yakından vurmadığı için geniş bir alanda tahribata yol açıyor. Bu yüzden de sivil kaybı çok oluyor. Bu ise İsrail'in bütün dünyada tenkit almasına sebep oluyor. ABD'nin vereceği lazer güdümlü bombalar ise hedef noktaya çok yaklaşıp özellikle o noktayı tahrip ederek sivil kaybını azaltacak.
Bu iddia işgalci siyonist devlet hesabına bir propaganda tarzıdır. Sanki işgalci siyonistler aslında sivilleri vurmak istemiyorlarmış da ellerindeki teknoloji kendilerini buna zorluyormuş! Yahut dünya kamuoyundan gelen tenkitleri önemsiyorlarmış da bu tenkitleri azaltacak metotlar bulabilmek için ABD ile işbirliği yapıyorlarmış.
Oysa İsrail'in gerek Gazze'ye gerekse Lübnan'a yönelik saldırılarında ilk iş olarak altyapı tesislerini vurduğunu, can kaybının çok olması için sivil kalabalıkların üzerine bombalar yağdırdığını, savaştan kaçan sivil araçları hedef alarak aileleri yok ettiğini hepimiz biliyoruz. Siyonistlerin sivil katliamından zevk aldığını İsrail'in tarihi bize ispat ediyor. Örneklerini çok zikrettiğimizden burada yeniden sıralamaya gerek görmüyoruz. Gazze'ye yönelik geniş çaplı saldırı öncesindeki son örneği de deniz kenarında piknik yapan ailenin toptan yok edilmesidir.
Ayrıca madem ki ABD'nin elinde böyle akıllı bombalar vardı ve hedef noktayı vurarak sivil kaybını azaltabiliyordu niye Irak'ta bu kadar büyük bir katliam ve yıkım gerçekleştirdi? Bu akıllı bombalardan daha Amerikan işgal güçlerinin Irak'a girmesinden önce söz edildiğini hepimiz hatırlıyoruz.
İşin gerçeğinde söz konusu bomba takviyesi Lübnan direnişi karşısında fena halde sarsılan siyonist askeri güçlerine ve dünyanın dört bir yanından getirtilip Filistin topraklarına yerleştirilmiş olan göçmen yahudi topluma bir moral takviyesidir. Yani Bush ve Olmert'in aklındaki noksanlıktan kaynaklanan açığın "akıllı bombalar" vasıtasıyla telafi edilmesine çalışılıyor.
Aslında ABD'nin "akıllı bombalar" etrafında kopardığı gürültünün sadece bir psikolojik savaş olduğunu ve ortaya atılan iddiaların da sadece balon olduğunu Irak gerçeği gözler önüne sermiştir. Bu bombalar sanıldığı gibi hedefleri yok etmede o derece başarılı ve akıllı olsaydı Irak'taki direnişin şimdiye kadar çökertilmiş olması gerekirdi. Aksine ABD direnişe darbe vuramadığı için savunmasız insanlara bomba yağdırmaya devam ediyor.