1 Mart 2007 Perşembe, Vakit gazetesi
Filistin'de Siyonist devletin saldırgan politikası sebebiyle özellikle Nablus ve Cenin üzerinde yoğunlaşan saldırılar devam ediyor. Mescidi Aksa'yı hedef alan kazı ve yıkım çalışmaları da sona ermiş değil. Ancak her zaman izlediği stratejiyi burada da uyguladığından ne yazık ki İslâm dünyasındaki yönetimler arkadan gitmek durumunda kalıyorlar. Bu yönetimler henüz Mescidi Aksa meselesine takılmış olduklarından ve bu konuda da işgalci devletin arkasında duran ABD'ye diş gösterme cesaretleri olmadığından işgalci devlet bir adım daha atarak cinayet ve saldırılarına yenilerini ekliyor. Ama bunlar doğru düzgün gündeme bile gelmiyor, çünkü dediğimiz gibi Filistinlilerin davalarıyla ilgilendiklerini söyleyenler arkada kalmış oluyorlar. Bu yüzden saldırgan devletin Nablus'taki kuşatması ve cinayetleri, Cenin'de 28 Şubat Çarşamba sabahı üç mücahidi şehit etmesi pek gündem oluşturmadı. Bununla birlikte son günlerde dikkat çeken bir diplomasi trafiği var ve biz bugünkü yazımızda ondan söz etmek istiyoruz.
Son dönemdeki diplomasi trafiğinin önemli merkezlerinden biri Suudi Arabistan'ın Cidde şehriydi. Cidde'de önce İKÖ Genel Sekreteri Sayın Prof. Ekmeluddin İhsanoğlu'nun çağrısıyla İslâm ülkeleri Dışişleri bakanları toplantısı yapıldı. Toplantının amacı işgal devletinin yıkımları sebebiyle Mescidi Aksa'ya yönelen tehlikenin sona erdirilmesi için İslâm ülkelerinin harekete geçirilmesiydi. Daha önce de kısa bir notla değindiğimiz bu toplantı ne yazık ki faydalı bir girişim olmakla birlikte pratiğe dönük fazla bir şey ortaya koyamadı. Çünkü işgalci saldırgan devlete karşı İslâm ülkelerinin baskı gücünün kullanılması yerine muhtelif uluslar arası kuruluşlar nezdinde girişimde bulunulması yönünde kararlar alındı ve bu iş de İKÖ Genel Sekreteri İhsanoğlu'na havale edildi. Oysa söz konusu uluslar arası kuruluşların Filistin meselesine ve Filistin'deki İslâmî mirasın yok edilmesi amacına yönelik Siyonist politikalara karşı gözlerinin kör, kulaklarının sağır olduğu bilinmektedir.
Cidde bir başka önemli uluslar arası toplantıya daha ev sahipliği yaptı. O da İslâm Ülkeleri Ekonomik Forumu'ydu. Türkiye'den başbakan Recep Tayyib Erdoğan'ın iştirak ettiği toplantıyı gazetemizden de Hasan Karakaya izledi. Karakaya toplantıda gündeme gelen konularla ilgili bilgileri ve izlenimlerini aktardığından ayrıntısına girmeyi gerekli görmüyorum. Ancak İslâm ülkeleri arasında ekonomik işbirliğinin geliştirilmesinin büyük önem arz ettiğini, emperyalizmin ekonomik tahakkümünden kurtulmak için bunun zorunlu olduğunu vurgulamakta yarar olacaktır.
Mescidi Aksa'yla ilgili bir diğer toplantı da Pakistan'da gerçekleştirildi. Türkiye'den de Dışişleri bakanı Abdullah Gül'ün katıldığı toplantıda işgal devletinin yıkım faaliyetlerine tepki dışında pratiğe dönük bir şey gerçekleştirilmedi. İşgal devletinin bu tepkileri ve kınamaları dikkate almadığı, önemsemediği, kapkara bir yüze kara boya çalmanın bir şey değiştirmeyeceği açıktır. Saldırgan devletin tahrip faaliyetlerinin önüne geçilebilmesi için onu zorlayacak araçlardan ve metotlardan yararlanılması gerekir.
Pakistan'daki toplantıda ayrıca Mescidi Aksa'yla ilgili yine Suudi Arabistan'ın Cidde şehrinde yedili bir zirve gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Bu zirveye Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye, Ürdün, Mısır, Endonezya ve Malezya katılacak. Ama İslâm dünyası bu toplantılarla ve kınamalarla oyalanırken Siyonist devlet Mescidi Aksa çevresindeki yıkım faaliyetlerini sürdürüyor. 1948'de işgal edilmiş bölgedeki İslâmî hareketin lideri ve Mescidi Aksa'nın himayesi yönündeki çabalarıyla öne çıkan Râid Salah geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Siyonist devletin el-Meğaribe kapısına giden yoldaki yıkımlarını geceleri yine sürdürdüğünü hatırlattı. Râid Salah'ın verdiği bilgiye göre insanların uykuya geçme saatlerinde işgal devletinin iş araçları gelip yıkıma devam ediyor, sabah şafağın sökmesiyle çekiliyorlar. Böyle yapmaları öncelikle, gerçekleştirdikleri yıkım faaliyetlerini gizlemek için değil o saatte ortalığı kontrol etmek ve kitlesel tepkiyi engellemek daha kolay olacağı için. Yoksa gece yaptıkları yıkımın gündüz herkes tarafından görüleceğini ve fark edileceğini onlar da biliyorlar.
Bu günlerdeki önemli bir diplomatik faaliyet de HAMAS Siyasi Birim başkanı Halid Meş'al'in gerçekleştirdiği ziyaretlerdir. Özellikle Moskova ziyareti hakkında spekülasyona da açık bazı haberler yayınlandığından bu konuyu biraz ayrıntılı ele almayı faydalı görüyor ve müteakip yazımıza bırakıyoruz.