Mekke Buluşması

10 Şubat 2007 Cumartesi, Vakit gazetesi

Siyonist işgal devletinin Mescidi Aksa'yı hedef alan tehlikeli ve kasıtlı yıkım çalışmaları devam ediyor. Biz bundan önceki iki yazımızda bu konu üzerinde durduk ve işgalcilerin asıl hedeflerinin ne olduğu hakkında bilgi vermeye çalıştık. Saldırgan devletin hâlâ böyle bir yıkım faaliyetini sürdürebiliyor olmasının sebebi İslâm âleminin sessizliğinden büyük cesaret alıyor olmasıdır. Dolayısıyla ona cesaret kazandıran sessizliğin bozulmasına ve tepkilerin geniş alana yayılması, devletler çapında tepkide bulunulması için bir şeyler yapılmasına ihtiyaç olduğu anlaşılıyor.

Dün Filistin'de işgalci devletin Mescidi Aksa'yı hedef alan yıkım faaliyetlerine karşı bir eylem ve dayanışma günüydü. Bu eylem Filistin halkının bu kutsal mabede sahip çıkma kararlılığını koruduğunu göstermektedir. Fakat biz bu yazıyı eylemle ilgili haberlerin gelmesi öncesinde yazdığımızdan gelişmeler hakkında herhangi bir değerlendirme yapma imkânımız bulunmuyor. Bugün yatağa bağımlı bir şekilde ölümü bekleyen Ariel Şaron'un 2000 yılında Mescidi Aksa'yı kirletme teşebbüsü Aksa İntifadası adı verilen geniş çaplı kitlesel mücadelenin başlamasına sebep olmuştu. Siyonist devlet yine aynı kapıdan saldırmakta ve üstelik bu kez daha büyük bir tehlike işareti vermektedir. Bu girişim onun da aleyhine olacaktır. Fakat tüm İslâm ümmetine emanet edilen, İslâm'ın ilk kıblesi ve Resûlullah (s.a.s.)'ın isra ve mirac mekânı vasfı taşıyan Mescidi Aksa'ya sahip çıkma sorumluluğunu sadece Filistinlilere yüklememek gerekir.

İstanbul'da bugün (10 Şubat Cumartesi) Mescidi Aksa'ya sahip çıkma ve işgal devletini protesto amacıyla bir eylem düzenlenecek. Özgür-Der'in öncülüğünde ve Fatih'teki Saraçhane parkında saat 14.00'te düzenlenecek bu eyleme destek verilmesi Mescidi Aksa'ya sahip çıkma mücadelesine bir katkı olacaktır. Biz şu an İstanbul dışında olduğumuzdan ve bu yazıyı da seyahat esnasında yazdığımızdan belki Saraçhane'deki eyleme yetişemeyebiliriz. Bizi orada göremeyeceklerin çağrımızla duruşumuz arasında fark görüp yadırgamamaları için bu hatırlatmayı yapma ihtiyacı duyuyoruz.

Mescidi Aksa'yla ilgili bu gelişmeler yaşanırken Filistin'deki fitne ateşinin söndürülmesi amacıyla da kutsal şehir Mekke'de HAMAS ve el-Fetih liderleri arasında bir anlaşma imzalandı. Mekke'deki anlaşmanın içeriği daha önce Şam'da Mahmud Abbas ile Halid Meş'al arasında gerçekleştirilen anlaşmanın içeriği ile hemen hemen aynı. Anlaşmada Filistinliler arası şiddet olaylarına son verilmesi, bir ulusal ittifak hükümeti oluşturulması için harekete geçilmesi, FKÖ'nün ıslah ve ihyası ve özerk yönetim bölgesinde çoğulcu bir siyasi sistemin hâkim kılınması üzerinde ittifak sağlandı.

Kurulacak ulusal ittifak hükümetinde bakanlıkların dağılımı konusunda da anlaşma sağlandı. Buna göre özerk yönetim başkanı Mahmud Abbas yeni ittifak hükümetini kurması için başbakan İsmail Heniyye'ye fiilen görev verdi. 24 bakandan oluşacak ulusal ittifak hükümetinde 9 bakanlık HAMAS, 6 bakanlık el-Fetih mensuplarından olacak. Bağımsızlardan seçilecek 5 bakanın 3'ünü HAMAS, 2'sini el-Fetih tayin edecek. 4 bakanlık da diğer siyasi oluşumların mensuplarına verilecek.

Mekke'deki ittifak sonrasında yapılan basın toplantısında anlaşma metninin okunmasının ardından başkan Mahmud Abbas, HAMAS'tan imzalanmış anlaşmalara saygı gösterilmesi talebinde bulundu. Ancak bu talebin HAMAS açısından o anlaşmaları onaylama ve bağlılığı kabullenme anlamına gelmediğini hatırlatalım. Daha önce olduğu gibi bu talebin arkasından da HAMAS'ın söz konusu anlaşmaları kabullendiği veya belli bir süreç içinde kabullenmesinin söz konusu olduğu türünden yorumlar yapılması ihtimali bulunduğundan böyle bir hatırlatma yapmayı gerekli görüyoruz. HAMAS'ın bu anlaşmalar karşısındaki tavrını değiştirmediğini ve işgalci Siyonist devleti meşru kabul etmeme ilkesinden taviz vermediğini zihninize not ederek bu konuyla ilgili haberleri gözden geçirmeniz faydalı olacaktır.

İttifak sağlanması güzel bir gelişme ama ne yazık ki bu, fitnenin kaynağının kurutulması anlamına gelmiyor. Fitnenin asıl kaynağını oluşturanlar önemli bir tehlike olarak varlıklarını sürdürüyorlar ve bundan önce Şam anlaşmasını, Gazze'de kabul edilen ateşkesi provoke ettikleri gibi Mekke anlaşmasına karşı da bir oyun oynamaları ihtimali mevcut. Bu oyunların oynanabilmesinin sebebi anlaşma yapanlarla ortalığı karıştıranların farklı kişiler olması ve ortalığı karıştıranların Filistinlilerin ittifakından rahatsız olan işgalci saldırgan devletle doğrudan irtibatlarının olması.

İrtibatlı Yazılar

Yeni Filistin Hükümeti
Zevahiri'nin Suçlamaları
Meş'al'in Diplomatik Atağı
Diplomatik Trafik
Abbas'ın Suriye Ziyareti
Abbas Cuntası
Siyasi Operasyonlar
Filistin'de Ulusal İttifak