Fitneye Silah İthali

2 Şubat 2007 Cuma, Özel dosya

Gazze'de başbakan İsmail Heniyye'nin gayretleriyle gerçekleştirilen ateşkesin ardından olaylar yeniden patlak verdi. Bu konuyla ilgili haberlerde ateşkesin Mısır'dan gelen bir heyetin arabuluculuğu ile gerçekleştiğine dikkat çekiliyordu. Oysa bunun gerçekleşmesini sağlayan başbakan İsmail Heniyye'nin gayretleriydi. Mısır eğer ki gerçek anlamda bir arabulucu olsaydı fitneye malzeme taşıyan silah yüklü tırların kendi kanallarını kullanmalarına fırsat vermezdi. Yapılan incelemeler Gazze'deki son olayların patlak vermesine sebep olan tırların Mısır üzerinden giriş yaptıklarını ortaya çıkardı.

Filistin'in içindeki fitneciler aslında ateşkes sağlanmasından memnun kalmadıklarını, yangının devamını istediklerini ateşkesten hemen sonra Han Yunus'ta bir HAMAS mensubu mücahidi katletmeleriyle belli etmişlerdi. Ardından yeni bir fitne ateşinin alevlendirilmesi için malzeme taşıdıkları tırların kontrol edilmesi girişiminde bulunulması üzerine de yeni ve daha büyük olaylar patlak verdi.

Tırlardan Niçin Şüphelenildi?

Biz daha önce Gazze'de yaşanan olaylar hakkında hazırladığımız "Gazze'de Neler Oluyor?" başlıklı dosyamızda Siyonist devletin fitneye yatırım yapması hakkında şöyle bir hatırlatmada bulunmuştuk: "İşgalci Siyonist devlet Filistinlileri birbirine kırdırmayı amaçlayan fitneye sürekli yatırım yapıyor. Son olaylar üzerine bu yöndeki faaliyetlerini daha da hızlandırdı. Çünkü olayların bir yandan toplumsal zemini de oluşturduğuna inanıyor." Bu sözlerle kastettiğimiz işte bu faaliyetlerdi. Çünkü Gazze'de başkanlığa bağlı ve mevcut güvenlik mekanizmasından daha geniş çaplı bir üst organ oluşturulması planlanıyordu. Bu organın oluşturulması için de silaha ihtiyaç vardı. İşgal devleti işte bu silahı temin edeceğini ya da temin edilmesine yardımcı olacağını ima etmişti. Öte yandan ABD'nin verdiği 85 milyon dolarlık para ile Filistinlilerin gümrük vergilerinden kesilen paraların 100 milyon dolarlık kısmının serbest bırakılmasının amacının böyle bir mekanizmanın oluşturulması için gereken imkânları sağlamak olduğu zaten açığa çıkmıştı. Bütün bu bilgiler Gazze'ye alışık olandan farklı bir şekilde giriş yapan yük araçlarından şüphelenilmesini haklı kılıyordu. Aşağıda vereceğimiz bilgiler ise bu konudaki şüpheleri haklı kılan daha başka gerçekleri önünüze koyacaktır.

Ekmek ve İlaç Sokmayanlar Silah Sokabiliyor

Batı emperyalizmi ve onun himayesi altındaki işgalci Siyonist devlet HAMAS'ın özerk yönetim bölgesinde hükümete geçmesinden buyana Filistin'e ambargo uyguluyor. Ambargonun amacı sadece HAMAS hükümetini zayıf düşürmek değil onu iktidara taşıyan Filistin halkından da intikam almaktadır. Bu yüzden uluslar arası emperyalizm Filistin halkına gıda ve ilaç temin edilmesini yahut bu amaçla para yardımı yapılmasını bile engelliyor. Ama ne kadar ilginçtir ki ihtiyaç içindeki insanlara gıda maddesi ve ilaç temin edilmesini engelleyen emperyalist güçler fitne yangınının daha da büyümesini sağlamak amacıyla silah temin edilmesine yardımcı oluyorlar. Bunun için para desteği sağlayabiliyorlar. Çünkü onlar Filistinlileri birbirine kırdırmak suretiyle işgalci Siyonistleri rahatlatmak istiyorlar.

Siyonist saldırgan devlet, Filistinlilerin gümrük vergilerinden kesilen paradan serbest bırakılan 100 milyon doların Mahmud Abbas tarafından kullanılmasını, hükümetin kontrolüne verilmemesini, hükümetin ihtiyaç duyduğu alanlarda değil başkanlığa bağlı silahlı güçlerin maaşlarının ve teçhizat ihtiyaçlarının temin edilmesinde kullanılmasını şart koşmuştu. ABD tarafından verilen 85 milyon doların kullanılması konusunda da aynı şartlar ileri sürülmüştü. Bütün bu şartnameler İsrail ve ABD'nin o paraları Filistinlilerin değil onları perişan edecek fitnenin hizmetine verdiklerini çok açık bir şekilde ortaya koyuyordu.

Saldırı Değil Denetleme

Gazze'deki son olayları kamuoyuna yansıtan haberlerde sürekli olayların HAMAS militanlarının, başkanlık merkezine yük taşıyan tırların silah taşıyor olmasından şüphelenerek bu araçlara saldırması üzerine patlak verdiği iddiası gündeme getirildi. Haberlerde kullanılan dil tamamen işgalci Siyonist devletin ve onlara hizmet eden işbirlikçilerin tezkiye edilmesini, buna karşılık HAMAS'ın müsebbip olarak gösterilmesini amaçlayan bir dildi. Oysa her şeyden önce tırlarla ilgili gelişme bir saldırı değil denetleme girişimiydi. Yukarıda zikrettiğimiz sebeplerden dolayı, alışık olunandan çok farklı bir şekilde ve bir kervan halinde giriş yapan tırlardan şüphelenildiği için İçişleri bakanlığına bağlı Tenfiz Kuvvetleri arama yapmak istemişlerdi. Bu da İçişleri Bakanlığı kuvvetlerinin yasal yetkisi dâhilindedir. Eğer özerk yönetim kontrolündeki topraklara şüpheli giriş yapan araçları arama yetkisi olmayacaksa o zaman İçişleri bakanlığı hizmetinde çalışan güvenlik elemanları görevlerini nasıl yerine getirecekler? Yani olay kesinlikle bir saldırı değil şüpheden kaynaklanan bir denetleme talebidir. Ama ne yazık ki medyanın kullandığı dil ve üslûp gerçekleri ters yüz edip göstermekte, böylece zihinleri bulandırmayı başarmaktadır.

el-Fetih'in Açıklamalarındaki Çelişkiler

Fitne olaylarının arkasında duran ve el-Fetih'in darbeci kanadını oluşturan kesim başlangıçta, denetlenmesi istenen tırların gıda ve ilaç taşıdığını ileri sürdü. Oysa her şeyden önce böyle olması tırların sorumlularının kendilerini rahat hissetmelerine ve denetlemeden kaçmamalarına imkân sağlayacaktı. Çünkü Filistinlilere gıda ve ilaç temini hükümet yetkililerinin veya hükümete bağlı güvenlik elemanlarının itiraz edecekleri değil başlarının üstüne koyacakları bir fiildir. İkinci olarak el-Fetih yetkilileri daha önce yaptıkları açıklamada ABD tarafından verilen 85 milyon dolarla, İsrail'in bloke ettiği Filistin vergilerinden serbest bırakılan 100 milyon doların maaş ödemelerinde veya halkın ihtiyaçlarının temininde değil başkanlığa bağlı güvenlik mekanizmasının ihtiyaçlarında kullanılacağını ifade etmişlerdi. Bunu açıktan söylemeleri ABD ve İsrail'in şartlarını kabul ettiklerinin ilanından başka bir anlam taşımıyordu. Böyle açık ilana rağmen 11 tır dolusu gıda maddesi ve ilaç soktuklarını ileri sürmeleri inandırıcı olmaktan uzaktı. Zaten 11 tırdan 2'sine İçişleri bakanlığının güvenlik elemanları tarafından el konmuştu ve içinde silah ve askeri teçhizat bulunduğu ortaya çıkarılmıştı. Gerçeğin gün yüzüne çıkarılmasından sonra zaten Darbeciler grubunun lideri fitne başı Muhammed Dahlân da çelişkili konuşmak ve tırların silah taşıdığını dolaylı bir şekilde itiraf etmek zorunda kaldı.

Neden Kerem Sâlim Kapısından?

İşgalci Siyonistlerin Kerem Şalom Filistinlilerin ise Kerem Sâlim veya Kerem Ebu Sâlim olarak adlandırdıkları bölge Gazze'nin en güneyine yakın bir yerde, 1948'de işgal edilmiş bölgenin içinde ama Mısır sınırının çok yakınında bulunmaktadır. El konulan iki tırda ele geçirilen belgeler araçların Mısır'dan "İsrail" olarak gösterilen bölgeye oradan da Kerem Sâlim kapısını kullanarak Gazze'ye giriş yaptıklarını gösteriyordu. Normalde işgalci Siyonist devlet Gazze'ye ticarî emtianın veya yardım mallarının bu şekilde sokulmasına izin vermemektedir. Gümrüğe tabi ticarî malların Usdud (Aşdod) limanından sokulması 1993 Oslo İlkeler Anlaşması'yla başlayan süreçte imzalanan anlaşmalarla şarta bağlanmıştır. Eğer ki bu uygulama olmasaydı zaten işgal devletinin Filistinlilerin ticari mallarından ödenen gümrük vergilerini alma ve bu paraları istediği zaman bloke etme imkânı olmayacaktı. Fakat ilginçtir ki fitneye silah taşıyan 13 tırın alışılmışın tersi bir şekilde Kerem Sâlim kapısından girmesine imkân tanınmıştı. Zaten tırlardan şüphelenilmesinin en önemli sebeplerinden biri de buydu. Tırların Mısır kanalını kullandıklarının gizlenmesi için Gazze ile Mısır arasında doğrudan irtibatı sağlayan Rafah kapısından sokulmaları değil tamamen işgalci Siyonist devletin kontrolündeki Kerem Sâlim kapısından sokulmaları tercih edilmişti. Ancak ele geçirilen belgeler bu gerçeği gün yüzüne çıkardı.

Asıl Saldırı Denetlemeye Karşı

Haberlerde iddia edildiği gibi tırlara yönelik herhangi bir saldırı olmadı. Fakat asıl olayların patlak vermesine sebep olan saldırılar silah taşıyan tırlarının denetlenmesini ve kirli işlerinin ortaya çıkarılmasını kabul edemeyen Darbeciler tarafından Gazze'nin değişik bölgelerinde HAMAS mensuplarına ve İçişleri bakanlığına bağlı güvenlik organlarına karşı gerçekleştirildi. Ama ilginçtir ki emperyalist politikaların hizmetindeki medya organları saldırıları buradan değil tırların kontrol edilmesi işleminden başlatmakta, kontrol işlemini bir saldırı olarak dünya kamuoyuna lanse etmektedirler.

Gazze İslâm Üniversitesi'ne Saldırının Amacı

el-Fetih'in Darbeciler grubunun saldırı hedeflerinin başında bu kez Gazze İslâm Üniversitesi geliyordu. Aynen İsrail işgal devletinin yaptığı gibi yalan haber yaymak suretiyle de dünya kamuoyunu yanıltma, zihinleri bulandırma çabası içine girdiler. Bu yalanlarının başında ise üniversitede biri general bazı İranlıların yakalandığı ve çok sayıda silah, roketatar ve Kassam füzesi ele geçirildiği gibi son derece gülünç iddialar geliyordu. İddiaya göre 1000 adet de Kassam füzesi ele geçirilmişti. Oysa Dahlân'ın adamları her ne kadar saldırgan olsalar da İzzettin Kassam Birlikleri'nin herhangi bir yere stokladığı bin adet Kassam füzesine el koyacak kadar cüretkâr olamazlar. Kaldı ki Gazze İslâm Üniversitesi HAMAS'ın bir yan kuruluşu değil el-Fetih mensuplarının da rahatça girip tahsil yapabildiği resmî üniversitedir. HAMAS açısından farklı olan yanı öğrencileri arasında taraftarlarının sayıca çok olmasıdır ki bu zaten Gazze'deki kitlesel tabanın tümü için geçerli bir durumdur. HAMAS'ın Gazze halkı arasındaki taraftarlarının oranı ne ise Gazze İslâm Üniversitesi öğrencileri arasındaki taraftarlarının oranı da odur. Ayrıca HAMAS hiçbir zaman etkili olduğu eğitim kurumlarını askerî amaçla kullanmamıştır.

HAMAS'ın parlamentodaki grubunun sözcüsü Müşir el-Mısrî'nin de ifade ettiği üzere Darbeciler'in Gazze İslâm Üniversitesi'ni hedef almalarının ve burayla ilgili söz konusu iddialarda bulunmalarının amacı burayı işgalci Siyonistlerin hedefi yapmak için gerekçe oluşturmaktan ve böylece etkisiz hale getirmekten başka bir şey değildi. Tıpkı tünellerle ilgili iddialarında hedefledikleri gibi. HAMAS bu tünelleri Siyonistlerin saldırılarına karşı bir savunma mekanizması ve eylem hazırlığı için kazdığı halde Muhammed Dahlân bunların el-Fetih'in ileri gelenlerine suikast planları için kazıldığını ileri sürerek işgalcileri rahatsız eden önemli bir çalışmayı deşifre etmeyi ve hedef haline getirmeyi amaçlamıştı.

Gazze İslâm Üniversitesi'ne yönelik saldırılarında iddia ettikleri gibi herhangi bir İranlı veya silah ele geçirmiş de değiller. Daha önce el-Hidâye camisine yönelik saldırılarında da bu caminin silah deposu olarak kullanıldığını ileri sürmüşlerdi. Oysa düzenledikleri baskında herhangi bir silah bulamayınca mushafları yerlere savurarak içlerinde taşıdıkları düşmanlık ve kin duygularının neleri hedef aldığını dışa vurmuşlardı.

Her Taşın Altından İranlı Çıkarmak

İngiltere parlamentosundaki heyetin HAMAS'a yönelik ambargoyla ilgili raporunda yaptığı sözde özeleştirisinde ambargonun bu hareketi İran'a yanaştırdığı iddiasını kullanmasının hemen ardından el-Fetih'in Darbeci kanadının Gazze İslâm Üniversitesi'nde güya İranlıları yakalaması sanki bir strateji ortaklığına işaret ediyor. Biz söz konusu raporla ilgili olarak "Haberlerin Ağında" başlıklı yazımızda bir değerlendirme yapmıştık. Çağdaş emperyalizm son dönemde Amerikan terörünü İslâm topraklarında etkin hâle getirmek için yürüttüğü sözde teröre karşı savaşında nasıl her taşın altından el-Kaide'yi çıkarıyorsa, son dönemde siyasî yıpratma savaşında da her taşın altından bir veya binlerce İranlı çıkarmaya çalışıyor. Bu tür uyduruk haberleri İran'ı veya karşılarında gördükleri herhangi bir oluşumu yıpratma amacıyla kullanabileceklerini sananlar gerçekte emperyalizmin stratejisine hizmet ettiklerini bilmelidirler. Bu haberleri İran'ın Filistin davasına desteğini izharda gerekçe olarak kullanabileceklerini sananlar da yanılgı içindedirler. İran'ın Filistin davası karşısındaki tavrı zaten bilinmektedir ve emperyalist stratejilere göre üretilen yalanlardan yararlanmaya hiç gerek yok.

Dahlân'ın Tuzu Kuru

Muhtelif çevrelerin Filistin'deki fitne ateşini söndürmek için yoğun çaba sarf etmelerine, değişik girişimlerde bulunulmasına rağmen bu ateşin sönmemesinin çok açık ve başta gelen bir sebebi var: Çünkü Dahlân'ın tuzu kuru. Filistinlinin kanının dökülmesi onu ilgilendirmiyor. Kanları dökülenler ister HAMAS mensuplarından olsun isterse el-Fetih mensuplarından, onu hiç ilgilendirmiyor. Yeter ki bu ateş sönmesin ve o arkasında duran, ceplerini dolduran, kendisine tırlar dolusu silah ve teçhizat gönderen efendilerine üstlendiği görevi hakkıyla yerine getirebildiğini göstersin.

Bu sebebe binaen biz daha önce "Gazze'de Neler Oluyor?" başlıklı dosyamızda söylediğimizi tekrar ediyoruz: Fitnenin kaynağı kurutulmalı.

İrtibatlı Yazılar

Filistin'de Olanları Doğru Okumak
Filistin'de Yaşanan Son Gelişmeler Üzerine
Filistin'de Yaşananlar ve Saptırmalar
Fitneye Teşhis Koymak
Dünden Bugüne Gazze
Abbas'ın Suriye Ziyareti
Filistin'de de Fitne Çabaları
Emperyalizmin Cinayet Stratejisi
Önden Vuranlarla Arkadan Hançerleyenler Arasında Filistin
Filistin'de fitne
Gazze'de Neler Oluyor?
zze'de Neler Oluyor?