Filistin'de de Fitne Çabaları

13-14 Aralık 2006 Çarşamba - Perşembe, Vakit gazetesi

Siyonist zihniyetin temelini oluşturan anlayışa sahip olanların bozgunculuk çabalarına Kur'an-ı Kerim'de değişik vesilelerle dikkat çekilir.

"İsrailoğullarına kitapta şöyle bildirdik: "Andolsun yeryüzünde iki kere bozgunculuk çıkaracak ve muhakkak büyük bir taşkınlık göstereceksiniz." (İsra, 17/4) Tefsirlerde bildirildiğine göre burada kastedilen büyük çapta yani küresel bozgunculuktur. Belli bölgelerde etkisini gösteren yani yerel bozgunculuk faaliyetlerinin ise listesini çıkarmamız mümkün değildir.

"Yahudiler "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler! Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi sarf eder. Rabbinden sana indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar Allah onu söndürür. Onlar ayrıca yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çabalarlar. Allah ise bozguncuları sevmez." (Maide, 5/64)

Onların bozgunculuk çabalarına daha başka âyetlerde de işaret edilir.

Bu sıralarda uluslar arası emperyalizmle işgalci Siyonizm arasındaki işbirliği bozgunculuk çabalarının daha etkin bir şekilde kendini göstermesine imkân sağlıyor. Son dönemde de bozgunculukta en çok cinayet metodunu kullanıyorlar. İnsanları birbirine düşürmek için bütün farklılıkları değerlendirmeye çalışıyorlar. Irak'ta bu amaçla mezhep farklılığını kullanmaya önem veriyorlar. Sadr mahallesinde gerçekleştirilen büyük katliamın tam da bu tür fitne politikalarının devreye sokulması gerektiğine dair açıklamaların hemen sonrasına denk gelmesi tesadüf değildi. Lübnan'da işgalci Siyonistleri rahatsız eden direniş gücünün tasfiyesi amacına yönelik politikaların devreye sokulması için önce Hıristiyanlarla Müslümanları sonra da Sünnilerle Şiîleri birbirine düşürmeyi hedefleyen fitne oyunlarına başvuruldu. Lübnan'da henüz istediklerini başardıkları söylenemez; ama Irak'ta durumun hiç de iç açıcı olmadığını itiraf etmek zorundayız. Müslümanlara düşen bu fitnenin daha da derinleşmesine yol açacak yaklaşımlar sergileyerek yangına benzin dökmek değil su dökmektir.

Filistin'de din veya mezhep ayrımına dayalı bir fitne yangını çıkarma imkânı olmadığından Siyonist ve emperyalist güçler burada siyasi ihtilafları değerlendirmeye çalışıyorlar. Cinayet stratejisini burada da uygulamaya çalıştıklarını görüyoruz. 11 Aralık Pazartesi sabahı Gazze'de üst düzey bir istihbarat subayının üç çocuğunun kendilerini okula götüren araçta kıskaca alınarak aracın şoförüyle birlikte öldürülmeleri işte bu insanlık dışı stratejinin vahşi bir uygulamasıdır.

Cinayetin tam başkan Mahmud Abbas'ın ulusal ittifak hükümeti görüşmelerinin kesintiye uğradığını açıklaması sonrasına denk gelmesi tesadüf değildir. HAMAS, ulusal ittifak hükümeti oluşturulması için başından beri büyük çaba harcıyor. Biz bu çabalardan daha önce muhtelif yazılarımızda söz etmiştik. Ancak Siyonist devlet ve onun arkasında duran ABD bunun engellenmesi için ellerinden geleni yaptılar. Özerk yönetim başkanı Mahmud Abbas da havadan sudan sebeplerle görüşmelerin sonuçsuz kalmasına yol açtı. Görüşmelerin kesintiye uğradığı sırada yeniden masaya dönülmesini engellemek ve irtibatların kopmasını sağlamak için böyle tahrikçi cinayet stratejisine başvurulduğu anlaşılıyor. Başkan Abbas'ın bu olayın Filistinlilerin arasında çatışmalara yol açabileceğine dair açıklama yapması da fitne politikalarının önünü açmanın ötesinde bir anlam taşımıyor. Oysa Gazze halkı vahşi cinayetin tamamen Siyonist devletin ve onun hesabına çalışan işbirlikçilerin taktiklerine uyduğunun farkındadır.

Cinayetin gerçekleştirilmesinden kısa bir süre önce hâlen işgal devleti zindanında tutulan özerk yönetim parlamentosu başkanı Aziz ed-Duveyk, işgal devletinin Filistin tarafında karışıklıklara yol açmak amacıyla bazı resmî kurumlara yönelik saldırılar planladığına dair bilgiler aldığını dile getirmişti. Zindanlarda tutulanlar farklı kesimlerden insanlarla bir arada olduklarından onların bazı önemli işaretler taşıyan söylentileri duymaları mümkün olmaktadır. Dikkat çeken bir diğer önemli gelişme de cinayetin gerçekleşmesinden hemen önce, işgalci devletle yakın irtibat içinde olduğu bilinen Muhammed Dahlân'ın bazı karışıklıklar için çete faaliyetleri içinde olduğuna dair haberlerin yayılmasıydı.

Fitne Enformasyonu

Fitne amaçlı provokasyonların ve özelde cinayetlerin amacına ulaşması için enformasyon araçlarının son raddesine kadar kullanılması gerekmektedir. Zaten provokasyonların ve cinayetlerin hedefleri de bu tür enformatik faaliyetlerin önünü açacak şekilde belirlenmektedir. Filistin'de bir istihbarat subayının üç çocuğunun ve onları okula götüren aracın şoförünün vahşice öldürülmesinde de bunu görüyoruz.

Aslında işgalci Siyonist devletin çıkarlarına hizmet eden medya organlarının bu konuda yürüttükleri enformatik faaliyetlerle gündeme getirilen iddialar cevap verilmeye değer türden bile değildir. Ama zihinlerde oluşabilecek en ufak bir tereddüde karşı HAMAS'ın çizgisini ve politikasını ortaya koymakta yarar olacağını düşünüyoruz.

HAMAS bugüne kadar Filistinliler arası sorunlarda hiçbir zaman şiddet ve intikam metoduna başvurmadı. Kendisine saldırı düzenleyen büyüklerden bile intikam almaya kalkışmadı ki onların küçük çocuklarından intikam alsın. Çünkü HAMAS zaten bu çocukların özgürlüğü ve geleceği için savaşmaktadır. Onun savaşı her zaman işgalci saldırgan devlete karşı olmuştur ve bu savaşını sürdürmek için Filistinliler arası fitneye yol açabilecek tüm tavırlardan uzak durmayı tercih edecektir. Üç çocuğun vahşice katledilmesinden hemen sonra HAMAS mensubu bir yargıcın Han Yunus'ta yine belirsiz kişilerce öldürülmesi fitne stratejisinin nasıl çapraz cinayetlerle sürdürüldüğünü gözler önüne sermesi açısından dikkat çekicidir. Irak'ta da aynı strateji uygulanmıyor mu?

Han Yunus'ta muhtelif resmi kuruluşlara yönelik saldırılar düzenlenmesi ise fitne enformasyonunun ve bu çerçevede gerçekleştirilen yönlendirmenin bir sonucudur.

İşin kötü tarafı bu tür sinsi politikalarda kullanılmaya müsait fertlerin ve onların oluşturduğu çetelerin kendilerini birtakım örgütsel yapılanmalara mensup göstermeyi başarabilmeleri ve bazı dış bağlantıların bu kişilerin mensubiyetlerine dokunulmasını engellemesidir. Bu mensubiyet fitne stratejisinin daha etkili olmasını sağlıyor. Çünkü o zaman söz konusu kişiler yaptıklarını örgütlerine mal edebiliyor ve tahrik amaçlı faaliyetlerinde de bu mensubiyetlerini sonuna kadar değerlendirmek için bütün yollara başvuruyorlar.

Bu vesileyle dış güçlerin Filistinlilere yönelik fitne politikalarında kendisinden yararlandıkları bir isimden söz etmek istiyorum. Bu kişinin cinayetlerin sorumlusu olduğu iddiasında bulunmuyorum. Çünkü bunu iddia edebilmemiz için elimizde yeterli delilin de olması gerekir. Ama provokasyon faaliyetlerinden ve fitne amaçlı cinayetlerden sonra izlediği tutumuyla Siyonistlerin kargaşa çabalarına hizmet ettiği çok açıktır. Bu kişi söz konusu fitne stratejisinde kullanılan tek kişi değildir. Ama Filistin tarafında Siyonistlerin kumanda ettiği bir kargaşa görürseniz sırrını çözmek için perdeyi araladığınızda onun ve çetesinin yüzüyle karşılaşırsınız. Bu sebeple daha önce muhtelif yazılarımızda zikrettiğimiz isminden bir kez daha söz etme ihtiyacı duyuyoruz.

Bizim yazılarımızı, özellikle de Web sitemizdeki (www.vahdet.com.tr) dosyalarımızı takip edenlere Muhammed Dahlân ismi yabancı gelmeyecektir. Daha önce ulusal ittifak hükümeti görüşmelerinde sona yaklaşıldığı sırada ani bir şekilde bazı güvenlik ve istihbarat organlarında çalışanlar maaşlarını alamadıkları iddiasıyla isyan çıkarmışlardı ve her şey bir anda alt üst olmuştu. Bu isyan sebebiyle yaşanan olaylar fitne enformasyonu vasıtasıyla dünya kamuoyuna HAMAS - el-Fetih çatışması olarak lanse edildi. İsyanda Muhammed Dahlân'ın ve adamlarının ne gibi rol oynadığını biz bir dosyamızda ortaya koymaya çalışmıştık.

Son dönemde ulusal ittifak hükümeti için formüller üretilmeye başlandığı sırada biri birden başkan Mahmud Abbas, görüşmelerin kesintiye uğradığı açıklaması yaptı. Karanlık eller ihtilafın derinleşmesini sağlamak amacıyla bir cinayet gerçekleştirmek için ortamın müsait olduğunu gördü ve fırsatı değerlendirdiler. Ardından da özellikle Han Yunus'ta Dahlân'ın yönlendirdiği belli olan bir kargaşa ve bunu geniş çaplı bir HAMAS - el-Fetih çatışmasına dönüştürmeyi amaçlayan fitne enformasyonu devreye girdi.

Not: Ribat dergisinin Aralık 2006 sayısı için emperyalizmin fitne politikasında cinayetlerden nasıl yararlandığı hakkında son dönemde sergilenen örnekler üzerinde de durarak bir yazı yazdık. Emperyalizmin Cinayet Stratejisi başlıklı bu yazımızı Web sitemizde de bulabilirsiniz. Bu yazının iki gündür üzerinde durduğumuz konu hakkında size daha aydınlatıcı bilgiler vereceğini tahmin ediyoruz.

İrtibatlı Yazılar

Filistin'de Olanları Doğru Okumak
Filistin'de Yaşanan Son Gelişmeler Üzerine
Filistin'de Yaşananlar ve Saptırmalar
Fitneye Silah İthali
Fitneye Teşhis Koymak
Dünden Bugüne Gazze
Abbas'ın Suriye Ziyareti
Emperyalizmin Cinayet Stratejisi
Önden Vuranlarla Arkadan Hançerleyenler Arasında Filistin
Filistin'de fitne
Gazze'de Neler Oluyor?
de Neler Oluyor?