HAMAS'ın askeri kanadına mensup mücahitler 1 Ekim 2004'te gerçekleştirdikleri bir eylemde işgalci saldırganların bir zırhlı araçlarını tahrip ettiler. Eylemde, Filistinlilerin evlerini yıkmak için harekete geçen bir yıkım aracı Yasin füzeleriyle vurularak tamamen tahrip edildi. İşgal devleti can kaybıyla ilgili açıklama yapmadı. Ancak araçta bulunanların tamamının eylemden ciddi zarar gördüğü tahmin ediliyor. İzzettin Kassam Birlikleri mücahitleri aynı gün bir başka eylemde de işgalcilerin bir askeri nakliye araçlarını tahrip etmeyi başarmışlardı.
İsrail son saldırılarla birlikte köklü bir taktik değişikliğine gitti. Şimdi İsrail medyası söz konusu füze saldırılarını sürekli gündemde tutmaya ve sonuçlarını da olduğundan abartılı göstermeye çalışıyor. Sık sık buralarda ikamet edenlerle röportaj yaparak yaşadıkları sıkıntıları kamuoyuna yansıtmaya gayret ediyor.

İsrail'in Taktik Değişikliği

9 Ekim 2004 Cumartesi, Vakit gazetesi

İslâm coğrafyasında oldukça hareketli gelişmeler olduğundan olaylara yetişemiyoruz. Ancak biz Gazze konusuna devam ederek bu konuyu bir sonuca bağlamak istiyoruz.

Bundan önceki yazılarımızda İsrail'in, Gazze ve çevresindeki Yahudi yerleşim merkezlerini hedef alan füze saldırılarını sürekli gündemden uzak tutmaya ve sonuçlarını gizlemeye çalıştığını dile getirmiştik. Ancak son saldırılarla birlikte köklü bir taktik değişikliğine gitti. Şimdi İsrail medyası söz konusu füze saldırılarını sürekli gündemde tutmaya ve sonuçlarını da olduğundan abartılı göstermeye çalışıyor. Sık sık buralarda ikamet edenlerle röportaj yaparak yaşadıkları sıkıntıları kamuoyuna yansıtmaya gayret ediyor.

İşgal devletinin böyle taktik değişikliğine gitmesinin amacı son günlerde gerçekleştirilen saldırıları ve katliamları gerekçeye dayandırmak, bu konuda hem kendi kamuoyunu, hem de özellikle Batı kamuoyunu ikna etmeye çalışmaktır.

Peki, bu olgunun dışa yansıtılmasından kaynaklanan risk ortadan kalktı mı? Kalkmadı elbette. Ama işgal devleti iki zarardan birini tercih etmek zorunda kaldığını gördü. Önceleri çoğunlukla Gazze'nin içindeki yerleşim merkezlerini hedef alan Kassam füzeleri, artık kalabalık nüfusuyla bir şehir görünümü veren Sderot başta olmak üzere 1948'de işgal edilmiş bölge içinde bulunan yerleşim merkezlerini de hedef almaya ve buralara da önemli zararlar vermeye başlamıştı. Bu durumda İsrail'in önünde iki seçenek bulunuyordu: Gazze, Batı Yaka ve Doğu Kudüs'teki tüm işgal güçlerini çekmesi, buralardaki yerleşim merkezlerini boşaltması ve ırkçı ayırım duvarı inşaatını durdurması karşılığında Filistin tarafıyla ateşkese gitmesi. Ya da bazı askeri kayıpları ve yıpranmayı göze alarak kapsamlı saldırı düzenlemesi.

İşgal devleti bunlardan birinciyi kabul etmesinin Güney Lübnan'daki gibi yenilgiyi kabullenmesi anlamına geleceğini, bunun da Filistin direnişine önemli cesaret ve moral kazandıracağını düşünüyordu. Ayrıca ateşkes ortamında Filistin direnişinin diplomatik faaliyetlerini artırması imkânları doğacaktı. Bu arada söz konusu şartların kabul edilmesi durumunda ateşkesin sağlanabileceğini, ama HAMAS'ın Filistin'in bütünlüğü, İsrail'in meşru bir devlet olarak kabul edilemeyeceği ilkesinden vazgeçmeyeceğini hatırlatalım.

İşgal devleti kapsamlı saldırı düzenlemeyi tercih etti. Böyle bir saldırıya gerekçe oluşturabilmek için de önceden gizleme ihtiyacı duyduğu bir realiteyi, yani Filistinlilerin topraklarının gasp edilmesi suretiyle inşa edilmiş yerleşim merkezlerindeki göçmenlerin yaşadığı gerçeği açığa vurma ihtiyacı duydu. Bu yüzden köklü taktik değişikliğine giderek güdümündeki medya vasıtasıyla Kassam füzelerinin Yahudi göçmenlere yaşattığı psikolojik ve sosyal sıkıntıları öne çıkarmaya başladı.

Peki, bütün bu gelişmelerden sonuçta ne çıkacak ve işgal devletinin askeri operasyonu onu rahatlatacak mı? İnşallah bunu da müteakip yazımızda ele alarak konuyu kapatacağız.

Devamı için tıklayınız

z