Yol Haritası

25 Nisan 2003 Cuma, Vakit gazetesi

Arafat ile, ABD ve İsrail'in dayatması sonucu oluşturulan Ebu Mazin hükümeti arasında meydana gelen ihtilaf İsrail'in istediği şekilde çözüldü.
7 Mayıs 2002 tarihinde Tel Aviv yakınındaki Uyunu Kare beldesinde gerçekleştirilen, 16 işgalcinin hayatını kaybettiği ve HAMAS'ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri tarafından üstlenilen şehadet eyleminden sonra meydana gelen manzaradan bir görüntü. Filistin direnişi İsrail işgal devletinin iktisadi alt yapısına da büyük darbe vurmuştur. Bu yüzden başta turizm olmak üzere muhtelif sektörlerde ciddi krizler, sıkıntılar yaşanıyor. Ekonomik sıkıntılar da tersine göçü teşvik eden etkenler arasında yer alıyor.
ilistin direnişi, işgalci siyonistleri askeri yönden de yıpratmaktadır. İsrail son zamanlarda bu konudaki realiteleri dünya kamuoyundan gizliyor olsa da işgalci askerlerde, can korkusundan dolayı ciddi psikolojik sıkıntılar yaşandığı biliniyor. İşgalcileri Güney Lübnan'dan çıkmaya zorlayan en önemli etken de işte bu can korkusu ve onun doğurduğu psikolojik problemlerdi.

Arafat ile, ABD ve İsrail'in dayatması sonucu oluşturulan Ebu Mazin hükümeti arasında meydana gelen ihtilaf İsrail'in istediği şekilde çözüldü. Şimdi gündemde "Yol Haritası" planı var. Bu plan Filistin meselesini çözüme kavuşturacak ve Filistin devletinin kurulmasını sağlayacak bir "Yol Haritası" olarak gösteriliyor. Gerçekte ise İsrail'in ileriye dönük hesaplarının önünü açacak bir Yol Haritasıdır.

Şu an için İsrail işgal devletini zorlayan en önemli etken Filistin direnişidir. Bu direniş her şeyden önce İsrail'in bir güvenlik ve istikrar problemi yaşamasına sebep olmuştur. Bu problem ise dışarıdan yahudi göçünü zorlaştırdığı gibi daha önce göç edenlerin de tersine göçüne sebep olmaktadır. Bundan dolayıdır ki Şaron, bir milyon yeni yahudi göçmen yerleştirme vaadlerini yerine getiremedi. Bilakis Aksa İntifadası'nın başlangıcından buyana Filistin'deki yahudi nüfusta bir milyon civarında bir azalma oldu. Yahudi nüfus unsuru ise İsrail işgal devletinin geleceğe dönük hesapları açısından büyük bir ehemmiyet arz etmektedir.

Filistin direnişi İsrail işgal devletinin iktisadi alt yapısına da büyük darbe vurmuştur. Bu yüzden başta turizm olmak üzere muhtelif sektörlerde ciddi krizler, sıkıntılar yaşanıyor. Ekonomik sıkıntılar da tersine göçü teşvik eden etkenler arasında yer alıyor. İşgal devleti, ekonomik sıkıntıların yükünü hafifletmek amacıyla, Amerika'nın Irak'a saldırısını bahane ederek büyük miktarda ek yardım aldı. Malum olduğu üzere Amerika da ona keseyi cömertçe açarak istediğinden bir milyar dolar fazla para verdi. Ancak bu yardımlar bir serum işi görüyor. Asıl önemli olan herhangi bir sektörün kendi çarkını döndürebilmesidir. Filistin direnişinin devam etmesi durumunda ise bu konuda istenen rahatlamanın gerçekleşmeyeceği, sürekli Amerika'nın serum vermesine ihtiyaç olacağı biliniyor.

Filistin direnişi, işgalci siyonistleri askeri yönden de yıpratmaktadır. İsrail son zamanlarda bu konudaki realiteleri dünya kamuoyundan gizliyor olsa da işgalci askerlerde, can korkusundan dolayı ciddi psikolojik sıkıntılar yaşandığı biliniyor. İşgalcileri Güney Lübnan'dan çıkmaya zorlayan en önemli etken de işte bu can korkusu ve onun doğurduğu psikolojik problemlerdi.

Bütün bu sebeplerden dolayı işgalci İsrail şimdi Filistin direnişinin durdurulması için bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ancak bu işi Filistin özerk yönetimine devretmek istiyor. Bu amaçla özerk yönetim tarafında, kendilerine daha çok güvenebileceği bir kadro oluşturmak istedi. Arafat'a Ebu Mazin hükümetini dayatmasının ve bu hükümette işkenceleriyle ün kazanmış, istendiği zaman gözünü kırpmadan insanların üzerine kurşun sıktırabileceğinden emin olunan Muhammed Dahlan'a güvenlik teşkilatı üzerinde yetki verilmesini şart koşmasının sebebi buydu. Yol Haritası planının netleştirilmesini bu hükümet işinin kesinlik kazanmasından sonraya bırakmaları bu yüzdendi.

Şimdi görünüşte "yol haritası" planıyla Filistin devletinin kuruluşuna gidecek yol açılacak. Ancak bu kademeli olacak. İlk kademede Ebu Mazin'in kadrosunun Filistin direnişini kırmada ne derece başarılı olduğuna bakılacak. Filistin devletinin konuşulması ise bu performansa bağlı olacak. Yani birinci intifadanın İsrail işgal devleti üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılması için başvurulan Oslo süreci gibi ama ondan daha sıkı bir süreç. Eğer Ebu Mazin hükümeti istenen performansı gösterirse askeri mekanizmadan yoksun bir Filistin devletinin kurulması söz konusu olabilecek. Ama bunun İsrail açısından fazla bir anlamı yok. Çünkü İsrail böyle bir süreç içinde önünde duran en önemli engelin, direniş engelinin kalkacağını ve kendisinin yeniden toparlanmaya başlayacağını düşünüyor. Bu itibarla ileride yeni bir atak yapma ihtiyacı duyması durumunda bütün anlaşmaları ayaklar altına alarak yayılmacı planlarını devreye sokması mümkün olabilecektir. Nitekim geçmişte imzalanan anlaşmaların İsrail açısından hiçbir mana ifade etmediğini gördük. İşgalci siyonistleri durduracak tek engel kuvvettir.

Şimdilik "yol haritası" planıyla ilgili genel değerlendirme yapmakla yetinmek istiyoruz. İnşallah ileride gelişmelere paralel olarak planın içeriğine dair ayrıntılar hakkındaki tespit ve değerlendirmelerimizi de aktarmaya çalışırız.