![]() |
| İşin gerçeğinde Oslo ve Kahire anlaşmaları Filistin halkı lehine bir yarar getirmediği gibi Taba anlaşması da hiçbir yarar getirmemiş, aksine her bakımdan işgalcilerin lehine bir anlaşma olmuştur. |
![]() |
| el-Halil'deki Hz. İbrahim Camisi. Taba anlaşmasında Batı Yaka'nın en önemli şehirlerinden olan, Kudüs'ten sonra ikinci sırada gelen ve yüz bin kişinin ikamet ettiği el-Halil şehri özerk yönetime bırakılacak şehir merkezlerinin dışında tutuldu. |
Taba anlaşması 13 Eylül 1993 tarihinde imzalanan Oslo İlkeler Anlaşması'na dayalı olarak 28 Eylül 1995 tarihinde Vaşington'da imzalanan ve Batı Yaka bölgesinde özerk yönetimin sorumluluğuna verilen alanın genişletilmesini öngören bir anlaşmadır. Anlaşmanın ilk şekli 26 Eylül 1995'te Mısır'ın Taba kentinde parafe edildiğinden Taba anlaşması olarak tarihe geçmiştir.
İşin gerçeğinde Oslo ve Kahire anlaşmaları Filistin halkı lehine bir yarar getirmediği gibi Taba anlaşması da hiçbir yarar getirmemiş, aksine her bakımdan işgalcilerin lehine bir anlaşma olmuştur. Her şeyden önce anlaşma toprak konusunda büyük bir taviz verdi. Çünkü BM teşkilatının 1967 Haziran savaşından sonra çıkarmış olduğu 242 sayılı kararıyla 1973 savaşından sonra çıkardığı 338 sayılı kararı İsrail işgal kuvvetlerinin Batı Yaka ve Doğu Kudüs'ün tamamından çıkarılmasını gerektirirken Taba anlaşması Doğu Kudüs'ü hiç gündeme getirmedi, Batı Yaka topraklarının % 70'ini de işgal yönetimine bıraktı. Böylece Batı Yaka'nın % 70'lik bölümü üzerindeki işgalini meşrulaştırmış oldu. Kalan % 30'luk kesim de tam anlamıyla Filistinlilere verilmedi. Çünkü her şeyden önce buraların dışarıyla bağlantısı işgal yönetiminin kontrolünde olacaktı. Anlaşmayla özerk yönetim Batı Yaka'daki yahudi yerleşim merkezlerinin aynen yerlerinde kalmasını kabul etti. Buna ek olarak kendisi sadece şehir merkezlerinin sorumluluğunu üstlendi, kırsal alanın kontrolünü ise tamamen işgal yönetimine bıraktı. Bu ise Filistinlilerin birbirleriyle bağlantısı kesilmiş küçük kantonlara ve gettolara sıkıştırılması anlamına geliyordu.
Ayrıca Taba anlaşmasında Batı Yaka'nın en önemli şehirlerinden olan, Kudüs'ten sonra ikinci sırada gelen ve yüz bin kişinin ikamet ettiği el-Halil şehri özerk yönetime bırakılacak şehir merkezlerinin dışında tutuldu. el-Halil meselesi daha sonra el-Halil anlaşması olarak bilinen başka bir anlaşmayla sonuçlandırıldı ve bu anlaşmada da özerk yönetim şehrin, Hz. İbrahim Camisi'nin de içinde bulunduğu % 20'lik kesiminin işgal yönetimine kalmasını kabullendi.
Taba anlaşmasının ana hedefi Batı Yaka'da yaşayan Filistinlilerin birbirleriyle irtibatlarını kesmek ve onları ikili kıskaca almaktı. Çünkü özellikle direniş merkezleri konumunda olan şehir merkezleri içerden özerk yönetimin güvenlik güçleri dışarıdan da işgalci askerler tarafından kontrol altına alınacaktı. Üstelik anlaşma öncesinde Batı Yaka'da yaşayan Filistinliler bu bölgenin her tarafında dolaşma hakkına sahipken, anlaşma sonrasında bir şehirden diğerine geçmeleri özerk yönetim güvenlik güçleriyle şehirleri dışarıdan kuşatan işgal güçlerinin izinlerine bağlandı. Böylece ikili kıskaca alınmış gettolara sıkıştırılmış oldular.