Direnişin Kalesi: el-Halil

el-Halil "dost" anlamına gelir. Filistin'in Batı Yaka bölgesindeki şehirlerin en kalabalığı durumundaki el-Halil de adını Hz. İbrahim (a.s.)'den almaktadır. Bilindiği üzere Hz. İbrahim (a.s.), Halilurrahman (Allah'ın dostu) olarak adlandırılırdı. Bu şehir de ona nispet edilerek Medinetu'l-Halil (Allah'ın dostunun şehri) olarak adlandırıldı. Daha sonra başındaki Medine kelimesi unutuldu ve şehrin adı el-Halil olarak kaldı.

el-Halil anıldığında, etrafında Rabbani ışıklar yayılmış olan ve birbirlerinin ardından insanlığı aydınlığa yönelten Peygamberler dizisi akla gelir. Bu şehrin o Rabbani ışıklardan yararlanmaya başlaması ise yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Hz. İbrahim (a.s.) zamanında olmuştur. O, oranın taç giymiş sultanıydı ve hiçbir zaman da oranın arşından inmedi. Onun taşıdığı heybetin üstün manzarası bu kutsal şehirde hâlâ hissedilmektedir. Gelecekte de hissedilecektir. Orası temiz insanların şehridir. O insanlar yalandan hoşlanmaz, gerçeğin bütün güzelliklerine sarılırlar.

el-Halil kutsal vatanın bir parçasıydı. Durup dururken yeryüzünün köşe bucaklarından gelen ve bu şehrin kendilerine ait olduğuna dair birtakım uydurma hikâyelere, asılsız vaadlere sahip bazı kimseler oraya saldırdılar. Şehrin efendisi Hz. İbrâhim (a.s.)'ın vakıflarının da bir kısmının kendilerine ait olduğunu ileri sürerek oraya da zorla el koydular. İşte o andan itibaren şehirde bir sıkıntı başladı. Bu şehir de Filistin'in tamamı gibi, siyonistlerin peygamberler yurdunu gasbetmeleri için ilk şartları hazırlayan İngilizlerin işgali altında yaşadı. O işgal döneminde çekirge sürüleri bu şehrin güzel buğdayına doğru koşmaya ve o buğdayların başaklarını birer birer koparmaya başladılar.

Ancak şehrin asıl dramı Arap ülkelerinin 1967 Haziran savaşından yenilgiyle çıkmalarından sonra başladı. Bundan sonra el-Halil siyonistlerin Kudüs'ten sonra ikinci hedefleri haline geldi. Burayı yahudileştirebilmek ve üzerinde kuvvetli hâkimiyet kurabilmek için birbirini izleyen ve sistemli birtakım faaliyetler yürütmeye başladılar. Bu sistemli çalışmalar üç kategoride toplanıyordu: Birincisi: Şehrin çevresinin yahudi yerleşim merkezleriyle sarılması ve böylece şehrin adeta bir kuşatmaya alınması. İkincisi: Şehrin ortasına bir yahudi mahallesi kurulması. Üçüncüsü: Şehrin ruhu ve atan kalbi durumundaki Hz. İbrahim Camisi hareminin yahudi sinagoguna dönüştürülmek üzere müsadere edilmesi.

İşte bu şekilde şehrin çevresine ve merkezine yerleştirilen ve kalpleri Müslümanlara karşı kinle doldurulmuş yahudi göçmenler el-Halil'in o temiz Müslüman halkını çeşitli şekillerde rahatsız etmeye başladılar. Zaman zaman silahlı saldırılar düzenlediler. Bu saldırıların en vahşicesi de Müslümanların Hz. İbrahim Camisi'nde bir sabah namazında secdeye vardıkları esnada, Barush Goldstien adında bir doktorun arkadan, üzerlerine kurşun yağdırmasıyla gerçekleştirilen katliam oldu.

Şehre akın etmeye başladıkları tarihten itibaren el-Halil Müslümanlarının rahat ve huzurlarını bozan yahudi göçmenler geçtiğimiz Haziran ayının 28'inde de Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ve ulu kitabımız Kur'an-ı Kerim'e yönelik bir hakaret saldırısı gerçekleştirdiler.

el-Halil, Filistin'in Batı Yaka bölgesindeki şehirler içinde İslâmi bilinçlenme ve hassasiyetin en iyi olduğu yerdir, diyebiliriz. Bunda belki o mukaddes şehirde yaşamış olan peygamberlerin bırakmış oldukları manevi mirasın da etkisi olabilir. İşte bu halk, peygamberler silsilesinin sonuncusu olan Hz. Muhammed (s.a.s.)'in manevi şahsiyetine karşı hakaret saldırısı düzenlenmesine katlanamadı ve katlanması da mümkün değildir. Çünkü o halk: "Peygamber müminler için kendi nefislerinden daha önceliklidir." (Ahzab, 33/6) ayetine can ü gönülden inanmıştır. Dolayısıyla Yüce Peygamber'in manevi şahsiyeti için canlarını feda etmekten de çekinmezler.

el-Halil, Batı Yaka'da bir direniş kalesidir. İşgalciler bu kaleyi yıkmak için şimdiye kadar her yola başvurdular. Ama oradaki fedakâr ve cesur insanlar o sinsi işgalcilerin planlarını boşa çıkardılar. Şimdi siyonist işgal rejimi "özerk yönetim" diye nitelendirilen kukla polis yönetimiyle işbirliği yapmak suretiyle el-Halil halkının başına birtakım çoraplar örmeye çalışıyor. Yüce Allah'tan onların ördükleri çorapları kendi başlarına geçirmesini ve ümmetin onurunu savunan el-Halil halkını zafere ulaştırmasını diliyoruz. Ancak dünya Müslümanlarının da bu kutsal direnişte el-Halil halkını yalnız bırakmamaları gerekir.

*Siyonist rejim, 25 Şubat 1994 tarihinde korkunç bir katliama sahne olan Hz. İbrahim Camisi'nin yakınına yeni bir polis merkezi kuracağını açıkladı. Siyonist rejim tarafından yapılan açıklamaya göre bu yeni polis merkezi yaklaşık bir ay sonra faaliyete geçecek. Siyonist kaynaklarda Hz. İbrahim Camisi yakınına yeni polis merkezi kurulmasındaki amacın caminin yeniden ibadete açılması için gerekli şartların hazırlanması olduğu ifade edildi. Kurulacak yeni polis merkezinde onlarca siyonist polis görev yaparak camiye ve müştemilatına girip çıkanları kontrol edecek.

Ayrıca bkz.:

  • el-Halil Anlaşması
  • el-Halil Anlaşması (Dosya)
  • el-Halil Anlaşması - İhanet Çarkı Dönüyor
  • el-Halil'de Çatışmalar
  • el-Halil'de Yine Çatışmalar
  • el-Halil'e Oynanan Oyun
  • el-Halil Katliamı Siyonizmin Gerçek Yüzü
  • el-Halil Raporu
  • el-Halil Sorunu