Arakan'da Devam Eden İşkence

23 Şubat 2013 Cumartesi, Yeni Akit

Suriye'de Baas diktasının ve onun devam edebilmesi için zulmün her çeşidine onay vermekle kalmayıp bilfiil ortak olanların korkunç katliamları bir yandan devam ediyor. Kalabalıkların üzerine atılan scud füzeleriyle, havadan uçaklarla atılan vakum bombalarıyla, saldırıya hedef olan bir mıntıkada yıkıntıların arasında kalanları kurtarmaya çalışanların üzerine ikinci kez bombalar atılmasıyla insanlar artık fert fert değil kitleler halinde topluca imha ediliyor.

Böylesine korkunç katliam ve vahşet sadece hedef alınan toplumu değil zulmün ve haksızlığın mağduru bütün halkları olumsuz etkiliyor. Çünkü en başta dikkatleri üzerine çekerek başka yerlerde yapılan zulümlerin gölgede kalmasına neden oluyor. İkinci olarak böylesine bir vahşet karşısında, başka yerlerdeki zulüm rejimlerinin uygulamaları göze küçük görünüyor. O yüzden önemsiz sayılıp ihmal ediliyor. Üçüncü olarak zulmedenlerin, kendilerini daha rahat hissetmelerine ve üzerlerine gelinmemesinin rahatlığıyla şiddet uygulamalarına, zulmetmelerine imkân sağlıyor. Dikkatlerden uzak kalan mazlum Müslüman halklardan biri de Budist Myanmar diktasının insanlık dışı uygulamalarına maruz kalan Arakan Müslümanları.

Arakan Müslümanlarının ızdıraplarını ve maruz kaldıkları muameleleri periyodik bir şekilde Müslüman halklara ve genelde bütün dünya kamuoyuna duyurmak amacıyla muhtelif sosyal kuruluşlar oluşturulmuş durumda. Bunları koordine etmek ve yapılan çalışmaları birleştirmek amacıyla da Rohingya Arakan Birliği (Arakan Rohingya Union-ARU) adlı bir üst komite oluşturulmuş. Bu teşkilatın ve ona bağlı insanî kuruluşların hazırladığı raporlardan yararlanarak Arakan Müslümanlarının devam eden sıkıntıları hakkında bilgi edinmek mümkündür. Biz de bazı özet bilgileri aktararak Budist Myanmar diktasının zulmünün mağdur ettiği Arakan Müslümanlarının acılarını dile getirmek istiyoruz.

Arakan Müslümanlarının önemli bir kısmı söz konusu zulümden dolayı yurtlarını terk etmek zorunda kalmış durumda. Ama gittikleri yerlerde huzurlu değiller elbette. Çok büyük zorluklar altında ve sıkıntılarla yaşıyorlar. Fakat en azından burada dinlerini ve namuslarını güven altında gördüklerinden dönmemeyi tercih ediyorlar. Döndüklerinde Budist olmaya zorlanmaktan veya ırzlarına tecavüz edilmesinden korkuyorlar. Mallarını zaten terk ederek hicret etmişler. Ama mülteci olarak yaşadıkları yerlerde ne yazık ki canlarının güvence altında olduğu söylenemez. Çünkü açlıktan ölme tehlikesinden korunuyor değiller. Hayatlarını ikame ettirebilmek için ot, yaprak gibi normalde yenmeyen birçok yiyeceği yemek zorunda kalabiliyorlar.

Hicret etme fırsatı bulamayanların ise yaşamaya devam ettikleri yerlerde din, akıl ve canlarına varıncaya kadar bütün kutsalları ve değerli varlıkları tehdit altında. Yayınlanan son rapora göre Burma diktası 2012'de 1000'den fazla Arakanlıyı uydurma suçlamalarla tutukladı. İçlerinde çok sayıda kadın ve çocuk var. Tutuklulara cezaevlerinde tecavüze varıncaya kadar her türlü insanlık dışı muamele ve işkence yapılıyor. En az 68 kişinin işkence yüzünden hayatını kaybettiği ifade ediliyor. Cezaevinden çıkabilen eski bir tutuklu kaldığı cezaevinde tutuklulara her gün dayak atıldığını, yaşlıların da çırılçıplak bekletildiklerini söylüyor.

Hapse girmeyenler ise kaldıkları köylerde açık hava hapsi yaşıyorlar. Bu amaçla Müslümanların arazileri ve evleri gasp edilerek oralara Budistler yerleştiriliyor. Onların da özellikle genç tabakası silah eğitiminden geçiriliyor. Sonra köy yöneticilerinin eline otomatik silahlar veriliyor ve Budist gençler zaman zaman bu silahları kullanarak Müslüman köylerine saldırı düzenliyorlar. Bu amaçla bölgeye yerleştirilen Budist gençlerin ırkçı düşüncelerle örgütlendirilmesi için Arakan Kurtuluş Partisi (Arakan Liberation Party -ALP) adlı bir gerilla gücü oluşturulmuş. Örgüt gerillaları saldırırken liderleri de sık sık Müslümanları tehdit ediyor. Gerilla gücünü devlet ve Rohingya Ulusal Kalkınma Partisi (RNDP) de destekliyor.

Müslümanların çocuklarına dinlerini öğretmelerine engel olmak için medreseleri kapatılıyor, Kur'an eğitimleri engelleniyor. Hatta camileri bile kapatılıyor. Amaç ise Müslümanlığı tamamen unutmalarını sağlayarak Budistleştirme için zemini oluşturmak.