Gazze'deki Yahudi Yerleşkeleri

5 Şubat 2004 Perşembe, Vakit gazetesi

Gazze, Filistin'in batısında Akdeniz kıyısında bulunan ve 400 km2'lik alana sahip bir bölgedir. Aynı zamanda Filistin'in Mısır'a açılan kapısıdır. Bir milyon civarında nüfusa sahiptir. Yani km2 başına ortalama 2500 kişi düşüyor. (Türkiye'deki yoğunluğun 28 katı). Böyle olmasının sebebi ise 1948'de işgal edilmiş bölgelerden şiddet yoluyla çıkarılanları barındırması. Yani işgalcilerin iddia ettikleri ve Türkiye'de de birçoklarının ithamda bulundukları gibi o insanlar mülklerini satarak değil işgalcilerin öldürme tehditleri sebebiyle terk ederek mülteci kamplarında son derece zor şartlarda hayat sürmeye mahkum olmuşlardır. Gazze'deki nüfusun üçte ikisi mülteci kamplarında yaşamaktadır ve 1948'de işgal edilmiş bölgelerdeki mülklerinin tapularını ellerinde tutuyorlar.

İşgal devleti Gazze'nin Akdeniz kıyısını sıkı kontrol altına almak amacıyla belli aralıklarla yahudi yerleşim merkezleri inşa etti. Bu yerleşim merkezlerinin tamamı toprak gaspı yoluyla inşa edildi. Ayrıca yerleşim amacıyla değil stratejik amaçla kurulduğu kullanım tarzından anlaşılmaktadır. Bu yerleşim merkezlerinin her birinde sadece birkaç yüz yerleşimci ikamet ediyor. Düşünün ki Gazze'ye iskan edilen yahudi nüfus sayısı 5-6 bin civarındadır ve bunlar Akdeniz kıyısı boyunca sıralanan onlarca yerleşim merkezine dağıtılmışlardır. İşgal devleti buraların güvenliğini sağlama iddiasıyla her birinin etrafına askeri mevziler kurdu ve on binlerce asker yerleştirdi. Öyle ki her bir yerleşim merkezinin içinde ve etrafında orada ikamet eden yerleşimcilerin en az on katı kadar asker bulunduruyor. Asıl amaç ise bölgeyi kıyı tarafından sıkı bir askeri kontrol altına almak.

İşgal devletinin başbakanı şimdi bu bölgedeki yerleşim merkezlerinden 17'sinin boşaltılacağını söylüyor ve bu kararını kendisine "barış yanlısı" imajı vermek için değerlendirmeye çalışıyor. Oysa onu böyle bir karara zorlayan Filistin direnişidir. Filistinli direnişçiler özellikle HAMAS'ın askeri kanadı geliştirdiği füzelerle ve havan toplarıyla her gün bu yerleşim birimlerine ateş ediyor. İşgal devleti bu eylemlerin sonuçlarını çoğunlukla gizliyor. Ama bu bölgedeki yerleşimciler ve işgal güçleri aynen geçmişte Güney Lübnan'da Hizbullah eylemleri karşısında bunalan işgalci askerlerin durumuna düşmüşlerdir. Eğer direnişin zorlaması olmasaydı işgal devleti tamamen askeri ve stratejik amaçlı bu yerleşim merkezlerini asla boşaltmazdı. Yani işin içinde kesinlikle bir "barış" arzusu yok. İşgalciler bu bölgeden aynen Güney Lübnan'daki gibi kuyruklarını toplayarak çekilmek zorunda olduklarına kanaat etmişlerdir, ama bunu da kendi çirkin imajlarını düzeltmek için değerlendirmek istiyorlar.

İşgal devletinin Hizbullah'la esir değişimini kabul etmesinden sonra Gazze'deki yerleşim birimlerini boşaltma kararı alması direnişin gücünü kabullenmeye ve uyguladığı şiddetin istediği sonucu vermediğini görmeye başladığının bir göstergesidir. Tabii bunda Amerikan emperyalizminin Irak'ta bataklığa saplanmasının ve orada sürekli kayıp vermesinin de rolü var.

Gazze, Filistin'in batısında Akdeniz kıyısında bulunan ve 400 km2'lik alana sahip bir bölgedir. Aynı zamanda Filistin'in Mısır'a açılan kapısıdır. Bir milyon civarında nüfusa sahiptir. Yani km2 başına ortalama 2500 kişi düşüyor. (Türkiye'deki yoğunluğun 28 katı). Böyle olmasının sebebi ise 1948'de işgal edilmiş bölgelerden şiddet yoluyla çıkarılanları barındırması. Yani işgalcilerin iddia ettikleri ve Türkiye'de de birçoklarının ithamda bulundukları gibi o insanlar mülklerini satarak değil işgalcilerin öldürme tehditleri sebebiyle terk ederek mülteci kamplarında son derece zor şartlarda hayat sürmeye mahkum olmuşlardır. Gazze'deki nüfusun üçte ikisi mülteci kamplarında yaşamaktadır ve 1948'de işgal edilmiş bölgelerdeki mülklerinin tapularını ellerinde tutuyorlar. Filistin davasına ihanet edenler o toprakların İslami kimliğini korumak için mücadele edenler değildir. Onlar ihanet etselerdi bu mücadelenin içinde olmazlardı. Ama Filistin davasına bigane kalmak isteyenler ihanet edenleri değil mücadele edenleri taşlayarak iki kez haksızlık ediyorlar.

Gazze'deki yahudi yerleşim birimlerinin konumu. Haritanın daha büyük şeklinin çıkması için üzerini tıklayın.

İşgal devleti Gazze'nin Akdeniz kıyısını sıkı kontrol altına almak amacıyla belli aralıklarla yahudi yerleşim merkezleri inşa etti. Bu yerleşim merkezlerinin tamamı toprak gaspı yoluyla inşa edildi. Ayrıca yerleşim amacıyla değil stratejik amaçla kurulduğu kullanım tarzından anlaşılmaktadır.

İşgal devletinin başbakanı şimdi bu bölgedeki yerleşim merkezlerinden 17'sinin boşaltılacağını söylüyor ve bu kararını kendisine "barış yanlısı" imajı vermek için değerlendirmeye çalışıyor. Oysa onu böyle bir karara zorlayan Filistin direnişidir. Filistinli direnişçiler özellikle HAMAS'ın askeri kanadı geliştirdiği füzelerle ve havan toplarıyla her gün bu yerleşim birimlerine ateş ediyor. İşgal devleti bu eylemlerin sonuçlarını çoğunlukla gizliyor. Ama bu bölgedeki yerleşimciler ve işgal güçleri aynen geçmişte Güney Lübnan'da Hizbullah eylemleri karşısında bunalan işgalci askerlerin durumuna düşmüşlerdir. Eğer direnişin zorlaması olmasaydı işgal devleti tamamen askeri ve stratejik amaçlı bu yerleşim merkezlerini asla boşaltmazdı. Yani işin içinde kesinlikle bir "barış" arzusu yok.

Gazze'nin Batı Yaka'ya göre konumunu gösteren harita. Bu iki bölge ile Kudüs'ün doğu kısmı 1967 Haziran Savaşı'nda işgal edilmiş bölgelerdir. BM kararlarında Filistin olarak gösterilen bölgeler de buralardır. Diğer kısımlar ise "İsrail" olarak gösterilmektedir. Gerçekte ise buranın tamamı Filistin'dir ve İsrail bir işgal devletidir.