Yeniden Uluslararası Şiddet

19 Mayıs 2003 Pazartesi, Vakit gazetesi

11 Eylül olaylarıyla Filistin direnişinin hiçbir ilgisi olmadığı ve Filistin'deki İslami oluşumların hiçbiri Filistin dışında İsrail hedeflerine yönelik olarak bile eylem gerçekleştirmediği halde söz konusu eylemlerden en çok zarar gören cihetlerden biri Filistin direnişi oldu, en çok istifade edenlerin başında da İsrail şiddeti yer aldı.

Geçtiğimiz günlerde önce Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da ardından da Fas'ın nüfusça en kalabalık şehri ed-Daru'l-Beyza'da Batılıların isimlendirmesiyle Kazablanka'da dünya kamuoyunun gündemini yeniden değiştiren ve bir yerlere doğru çeken eylemler gerçekleştirildi. Bu eylemlerle ilgili muhtelif komplo teorilerinin geliştirileceği kesindir. Biz henüz eylemlerin arkasında kimlerin durduğu, ne gibi amaçlarla gerçekleştirildiği hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımızı ve hüküm verme imkanımızın bulunmadığını düşünüyoruz. Belki Amerika'nın Irak halkına yönelik saldırılarından dolayı şiddet şiddeti doğurmuştur şeklinde bir değerlendirme yapmak mümkün olabilir. Fakat öyle de olsa Amerika ve İsrail'in bu eylemleri kendilerinin İslam coğrafyasına yönelik politikalarının hamurunu yoğurmak için değerlendirmek amacıyla yoğun faaliyetler yürüttüğü anlaşılıyor. Biz de işte bu doğrultuda bazı noktalara parmak basmak istiyoruz. Ancak burada işaret edeceğimiz hususlar, eylemlerin arkasında CIA'nin, ABD'nin veya İsrail'in olduğu yönünde bir iddia olarak değerlendirilmemelidir. Bizim dikkat çekeceğimiz hususlar sadece doğuracağı sonuçlar yönündendir:

Amerika şimdi, Irak'ta elde ettiği başarının meyvelerini siyasi yönden toplayabilmek ve işi tüm İslam alemine özellikle de Ortadoğu olarak adlandırılan bölgeye yaymak için yoğun bir faaliyet içinde. ABD'nin bu konudaki niyetleri Powell'in son Ortadoğu gezisinde iyice gün yüzüne çıkmıştı. Ortadoğu'da İsrail merkezli bir yapılanma hedefleniyor. Bunun için de bölge ülkelerinin ABD ve İsrail'le işbirliğine zorlanması, bu arada onları rahatsız eden İslami oluşumlara darbe vurulması amaçlanıyor. Söz konusu eylemlerden dolayı el-Kaide'nin suçlanması onlar için fazla bir anlam ifade etmiyor. Bu yöndeki propagandanın amacı dikkatleri belli bir yöne yoğunlaştırmaktır. Asıl amaç bütün İslami yapılanmaları hedef almak ve yıpratmaktır.

Son dönemde Suudi Arabistan ile ABD arasında bazı pürüzler yaşandı. Ancak ABD'nin özellikle Ortadoğu'da yeni yapılanma planını uygulayabilmesi için Suudi Arabistan ile sıkı işbirliğine hatta bu ülkeyi eskisi gibi kumanda etmeye ihtiyacı var. Gerçi Suudi Arabistan, ABD kontrolünden çıkmış değil. Ancak son olaylardan sonra CIA ile Suud güvenlik ve istihbarat örgütlerinin aralarındaki işbirliğini çok derinlere indirdiklerine ve Suudi yetkililerin birtakım isim listelerini CIA yetkililerine verdiklerine dair haberlerin medyaya yansıması düşündürücüdür.

Amerika ve İsrail, Arap dünyasından Filistin'deki ihtiyaç sahiplerine yardımların İslami yardım kuruluşları vasıtasıyla veya İslami anlayış sahibi gönüllülerin elleriyle ulaştırılmasını istemiyor. Öncelikle bu yardımların çok sıkı bir denetime alınmasını ve kısıtlanmasını, sonra da sadece İsrail kuklası Ebu Mazin hükümetine iletilmesini ve inisiyatifin sadece onun elinde olmasını istiyorlar. Bu yolla birinci olarak İslami anlayış sahiplerinin ve onların yardım kuruluşlarının tüm faaliyet alanlarına müdahale edilmesi, bu kuruluşlarla halkın irtibatının kesilmesi, ikinci olarak da mağdur durumdaki Filistin halkının tamamen İsrail'e ve onun kuklasına mahkum edilmesi amaçlanıyor. ABD Dışişleri bakanı Colin Powell bu yöndeki taleplerini son Ortadoğu çıkartmasında bütün Arap ülkelerine iletti. Bu yöndeki istekler "Yol Haritası" planında da gayet açık ifadelerle geçiyor. Ancak bu yardımların engellenmesinin haklı gösterilmesi için "şiddetten yana örgütlere ve cemaatlere yardım edilmemesi" vurgusu yapılıyor. Şimdi bu vurgunun daha kuvvetli dayanaklara ve gerekçelere dayandırılması için yoğun çaba sarf ediliyor. Bu arada şunu da hatırlatalım ki 11 Eylül olaylarıyla Filistin direnişinin hiçbir ilgisi olmadığı ve Filistin'deki İslami oluşumların hiçbiri Filistin dışında İsrail hedeflerine yönelik olarak bile eylem gerçekleştirmediği halde söz konusu eylemlerden en çok zarar gören cihetlerden biri Filistin direnişi oldu, en çok istifade edenlerin başında da İsrail şiddeti yer aldı.

Allah izin verirse müteakip yazımızda bu eylemlerin dünya kamuoyunda yaklaşımları, bakış açılarını nasıl etkileyebileceği üzerinde durmak istiyoruz.