21 Mayıs 2002 Salı
![]() |
![]() |
Filistin direnişçilerinin işgal güçlerine karşı yeni eylemler düzenlemesi üzerine, işgalci devlet de, Gazze bölgesine, Batı Yaka bölgesine yönelik olarak gerçekleştirdiği gibi bir geniş çaplı işgal ve saldırı gerçekleştirme planını gündeme getirdi. Aslında işgal devletinin Gazze'ye saldırı planı söz konusu eylemlerden önce de tartışılıyordu. Bu yüzden Gazze'de etkili olan direnişçiler işgalcilerin saldırılarına karşı yoğun bir hazırlık yapmaya başlamışlardı. Bunun yanı sıra Filistin'in batısında, Akdeniz kıyısında bulunan Gazze bölgesi zaten işgal güçlerinin saldırılarından muaf tutulmuş değildir. Gazze'nin Mısır'a açılan sınır kapısı durumundaki Rafah bölgesinde, stratejik ve askeri amaçlı olarak inşa edilmiş yahudi yerleşim merkezlerinin yer aldığı kıyı kesiminde, bölgeyi dikine ve enine tam ortasından bölerek dört parçaya ayıran transit yollar üzerinde ve 1948'de işgal edilmiş bölgeyle irtibatını sağlayan geçit kapılarında işgal güçleri zaten mevcuttur. Gazze bölgesi Batı Yaka kadar geniş bir alan olmadığından belirtilen noktalardaki işgal kuvvetleri oralardan ateş ettiklerinde bölgenin epey bir kesimine mermilerini ulaştırabilmektedir. Çünkü Batı Yaka bölgesi dağınık yerleşim merkezlerinden oluşan 7800 km2'lik bir alandır. Gazze ise kalabalık yerleşim merkezlerinin bulunduğu, nüfus yoğunluğunun km2 başına 2500'e çıktığı, 400 km2'lik bir bölgedir. Bu bölgede nüfus yoğunluğunun fazla olması sebebiyle söz konusu askeri noktalardan yapılan saldırılarda, Filistinlilerin yerleşim birimlerinde büyük maddi hasara ve can kaybına sebep olunabilmektedir. Özellikle Rafah bölgesinde işgal güçlerinin saldırı gerçekleştirmediği gün geçmemektedir. Hatta bu bölgede bazen onlarca insanın hayatını kaybettiği katliamlar gerçekleştirildiği de olmaktadır. Örneğin 30 Nisan 2002 gecesi gerçekleştirilen vahşi saldırıda beş kişi hayatını kaybederken 14 kişi de yaralandı.
Hal böyle olduğu halde İsrail'in Gazze'ye saldırı planının gündeme gelmesi, zihinlerde sanki bu bölgeye hiç saldırı olmuyormuş, bu bölge saldırıdan muaf tutuluyormuş gibi kanaatlerin oluşmasına sebep oldu. Hatta bu yönde oluşan kanaatleri, ürettikleri saçma sapan fikirlerle İsrail işgal devletinin politikasına hizmet eden bazı komplo teorisyenleri HAMAS'la ilgili son derece tutarsız iddialarına malzeme olarak kullanmaya çalıştılar. Bu teorileri üretenlerin Filistin meselesiyle ilgili gerçeklerden tamamen habersiz oldukları, gündeme getirdikleri fikirlerden hemen belli oluyor. Bu teorileri üretenler HAMAS'ın Batı Yaka bölgesinde en güçlü olduğu Cenin mülteci kamplarının işgalci saldırganlar tarafından yerle bir edildiğini, işgalci vahşete karşı bu bölgede en etkili mücadelenin de Cenin'de verildiğini, siyonistlerin Cenin'de 6 gün süren savaşta 1967 Haziran'ında gerçekleşen 6 gün savaşında kaybettiklerinden daha çok asker kaybettiklerini, buradaki savaşta işgale karşı verilen savaşı da HAMAS'ın Cenin temsilcisi Cemal Ebu'l-Heyca'nın koordine ettiğini ve onun savaşta oğlunu şehit verdiğini dikkate almıyorlar.
İsrail'in Gazze'ye saldırı planıyla kastedilen işgal güçlerinin aynen Batı Yaka bölgesinde olduğu gibi şehir içlerine, ev aralarına kadar girerek katliamlar ve tutuklamalar yapmasıydı. Fakat İsrail, Cenin'de yaşadığı tecrübeden dolayı Gazze'ye yönelik operasyonunun daha büyük bir kayba sebep olacağını anladı. Çünkü Gazze'deki direnişçiler silah yönünden daha güçlü oldukları gibi, bu bölgedeki halkın sıkıştırılması durumunda Mısırlı mücahitlerin kapıları zorlamaları ve çatışmalara katılmaları kuvvetle muhtemeldir. Nitekim son operasyon esnasında da birçok Mısırlı mücahit Rafah sınırından geçerek işgalcilere karşı çatışmalara girmiş ve bazıları şehit olmuşlardır. Birçokların geçişi ise Mısır polisleri tarafından engellenmiştir. Ancak İsrail, Rafah sınırındaki kontrolün kaybolması durumunda bu bölgede vereceği kaybın kendisini bayağı zor duruma sokacağını tahmin edebiliyor. Öte yandan Hizbullah'ın Güney Lübnan'dan sıkıştırması sebebiyle bu bölgeye de asker yığma zorunluluğu duymuştur. Batı Yaka'da Filistinlilerin yeni eylemler düzenlemesi ihtimaline binaen burada da önemli sayıda asker tutma ihtiyacı duymaktadır. Dolayısıyla askerlerini farklı bölgelere dağıttığından Gazze'deki kara çatışmalarında daha da zayıf kalacağını gördü. Filistinlilerin yeni istişhadi eylemler gerçekleştirmesi de ona bu eylemlerin önüne geçemeyeceğini gösterdi. Gazze'ye yönelik saldırılarına bu tür eylemlerle karşılık verilmesi ise işgal devletini en çok sıkıntıya sokan güvenlik probleminin daha da büyümesine sebep olacaktır. İşte bu gibi sebeplerden dolayı siyonist işgal devleti Gazze'yle ilgili planını rafa kaldırma ihtiyacı duydu. Ama tümüyle de devreden çıkarmış değildir. Fırsatı yakaladığında devreye sokması mümkündür. Onun gözünü korkutacak tek etken Filistinlilerin direnişlerini ve eylemlerini sürdürmeleridir.