5 Ağustos 2016 Cuma, Yeni Akit
Filistin'in özerk yönetim bölgelerinde parlamento seçimleri 2005 sonu ve 2006 başında aşamalı olarak gerçekleştirildi. O seçimde Hamas halktan büyük destek görmüş ve parlamentoda büyük çoğunluğu elde etmişti. Buna rağmen hükümeti tek başına değil Fetih'le koalisyona giderek kurmak istedi. Fakat Fetih, gerek ABD'nin ve gerekse siyonist işgalin baskılarının etkisinde kalarak koalisyona girmemeyi tercih etti. Hamas'ın kurduğu hükümetin de rahat çalışmasına fırsat vermemek için başta güvenlik organları olmak üzere, sistemin ana sütûnlarını oluşturan önemli kurumları doğrudan başkana bağlayarak hükümetin kollarını ve bacaklarını bağlamaya çalıştı. Bu tutum köklü ihtilafa sonra da fiili çatışmaya neden oldu.
Abbas'a bağlı güvenlik organları çatışmada hızla dağıldı ve silahlarını getirip hükümet yetkililerine teslim ettiler. Bu durum karşısında Mahmud Abbas, kendi ofisini yani başkanlık merkezini Batı Yaka'daki Ramallah'a taşıdı. Silahlarını teslim etmiş olan güvenlik elemanlarının büyük çoğunluğunu da Batı Yaka'ya nakletti. Sonra Ramallah'ta parlamento onayına ihtiyaç duymayan ayrı bir hükümet kurdu. Normalde bu hükümetin parlamentodan güvenoyu alması mümkün olmadığı için onu İngiliz tabiriyle by pass etti. Yani tamamen geçersiz sayarak güvenoyu talep etmeyen bir hükümet kurulmuş oldu. Bu da Batının tabulaştırdığı demokratik sistemin yok sayılması ve halkın genel seçimlerde verdiği oyların tümünün iptali anlamına geldiği halde küresel emperyalizm Filistin'in resmî hükümeti olarak Ramallah'takini tanıdı. Bu da global emperyalizmin ve onun başını çeken güçlerin iki yüzlülüğünü göstermesi açısından dikkat çekiciydi. Bu ikiyüzlülüğü, çifte standartçılığı ve sahtekârlığı bugünlerde Türkiye'de yaşanan olaylar karşısında sergilenen tutumda da görüyoruz.
Bu uygulama hem Filistin'de bölünmeye, hem de halkın seçtiği üyelerden oluşan Millet Meclisi'nin tamamen âtıl yani işlemez hale getirilmesine yol açtı. Yeni bir meclis oluşturulması için de herhangi bir genel seçim yapılmış değil.
Fakat 2012'de Batı Yaka bölgesinde sözde bir yerel seçim yapıldı. Bu seçimler tamamen göstermelik olduğu ve halk iradesinin özgürce sandığa yansımasının mümkün olmadığı bilindiği için Hamas o seçimleri zaten boykot etti. Çünkü seçimlerde Abbas yönetimi kendi çalıp kendi oynayacaktı. Gazze'de ise Hamas'ın boykotu sebebiyle seçim yapılmadı. Fakat ilginçtir ki olaylar kamuoyuna yansıtılırken Hamas'ın seçimleri engellemesi şeklinde lanse edildi.
Bölünme uzun süren görüşmeler sonunda ve yine Hamas'ın uzlaşmaya yanaşmasıyla imzalanan ittifak anlaşmasıyla sonlandırıldı. Bu ittifak anlaşmasında Gazze'deki tüm birimler Ramallah'taki hükümete bağlandı ve böylece ortak hükümet oluşturuldu.
Anlaşmada seçimler de ele alınmış ve hem yerel hem genel seçimlerin şartlarının oluşturulması için ortak çalışmalar yürütülmesi, gerekli düzenlemelerin de birlikte yapılması kararlaştırılmıştı. Fakat Abbas'a bağlı Rami Elhamdallah'ın başbakanlığını yaptığı uzlaşma hükümeti bu konudaki şartlara riayet etmeyerek yerel seçimlerin gerçekleştirilmesi konusunda siyasi grupların ittifakını aramadan tek başına karar verdi. Böyle bir karar vermesinin amacı seçimlerin dürüstçe olmasını sağlayacak şartların oluşmasını ve özellikle Batı Yaka bölgesinde yeterli bir gözetim olmasını engelleyerek sonuçları etkilemekten başka bir şey değildi.
Bu durum karşısında Hamas'ın nasıl bir tavır sergileyeceği merak ediliyordu. Çünkü boykot etmesi durumunda 2012'de olduğu gibi seçimleri engellemekle suçlanması, katılmaya razı olması durumunda da halkın özgür iradesinin yeterince sandığa yansımayacağı bir seçimde sonuçları kabul etmesi söz konusu olacaktı. Böyle bir seçimde özellikle Batı Yaka'da Hamas'a olan desteğin tam olarak gün yüzüne çıkması imkânı yoktu. Her şeyden önce seçmen listelerinin yayınlanmasından sonra yapılan ilk araştırmalarda en az yirmi beş bin mükerrer kayıt tespit edilmişti. Bunun gibi daha ne dümenler çevrilmesi söz konusuydu.
Buna rağmen yine Hamas, 8 Ekim 2016'da düzenleneceği açıklanan yerel seçimlere katılma kararı verdi. Niçin bu kararı verdiği ve beklentileri hakkındaki tespitleri hareketin siyasi birim başkan yardımcısı Ebu Merzuk'un diliyle müteakip yazımızda aktarmaya çalışacağız inşallah.
6 Ağustos 2016 Cumartesi, Yeni Akit
Filistin Enformasyon Merkezi, Hamas'ın siyasi liderlerinden Dr. Musa Ebu Merzuk'la Filistin'de 8 Ekim'de düzenlenecek yerel seçimlerle ilgili bir röportaj yaptı. Röportajda geçen bazı notlar Türkçe kaynaklarda da haber olarak verildi. Ben de röportajdaki bilgi ve notlardan hareketle genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.
Ebu Merzuk, Batı Yaka'da yerel seçimlere hareketin parti listeleri görünümlü listelerle değil uzman kadrolardan oluşacak aday listelerine destek vererek katılacaklarını, taraftarlarını da onlara oy vermeye yönelteceklerini söylüyor. Böyle bir siyasete başvurma ihtiyacı duymaları seçimlerin eşit şartlarda ve dürüstçe yapılacağı konusunda ciddi şüpheler taşıdıklarını gösteriyor.
Ebu Merzuk da zaten konuyla ilgili soruya verdiği cevapta ciddi şüpheler ve endişeler olduğunu dile getiriyor. Ne gibi endişeler olduğu hakkında biraz ayrıntıya da yer veriyor ama bunların genelde bu tür seçimlerde alışıla gelmiş türden olduğunu düşündüğümüz için burada hepsini sıralamaya gerek görmüyoruz.
Zaten Ramallah hükümetinin seçimler konusunda başına buyruk hareket etmesinin, uzlaşma anlaşmasının ilgili şartlarını yerine getirmek için duyarlılık göstermemesinin amacı da hem hazırlık çalışmalarının yakın takibine imkân vermemek hem de seçimlerin dürüstlüğünü sağlayacak şartların oluşmasını engellemektir.
Ebu Merzuk'un söylediklerinden de anladığımıza göre yaşanacak sorunların başında adayların eşit şartlarda tanıtım, propaganda ve ön hazırlık faaliyetleri yapmalarına fırsat verilmemesi yer alacak. Buna üniversitelerdeki öğrenci meclislerinin oluşturulması için yapılan seçimlerde de sıkça rastlanıyor. İktidarı temsil eden adaylar istedikleri gibi ve geniş imkânlar içinde tanıtım faaliyetleri yapabilirken muhalif tarafı temsil edenlerin çalışmaları engelleniyor hatta bazen bu çalışmalarından dolayı suçlu muamelesi görüyor ve polis tarafından gözaltına alınıyorlar. Batı Yaka'da gözlemlenen şartlar aynı şeylerin yerel seçimler için de geçerli olduğunu gösteriyor.
Gerek seçim öncesinde adaylara eşit şartlar tanınması ve gerekse seçimlerin dürüstlüğü konusunda ciddi endişeler olmasına rağmen Hamas'ın Batı Yaka'da seçime neden girdiğine dair soruya verdiği cevapta Ebu Merzuk en başta seçimde ayak bağı oluşturmak istememelerini gösteriyor. Çünkü Hamas böyle bir ithamla mahkûm edilmek istemiyor ve bir ara formülle devreye girmeye çalışıyor.
Ebu Merzuk aynı zamanda yerel seçimlerin halka hizmet için iyi bir fırsat olabileceğini, hareketin hizmet imkânlarını değerlendirmek suretiyle yeni kan kazanabileceğini ve gençliğe meslek ve iş sahaları açmak için yerel hizmetler alanlarını değerlendirmenin iyi olacağını vurguluyor. Hamas'ın da halkına hizmet için önünde duran fırsat ve imkânları değerlendirme arzusunda olduğunu ortaya koymak istediğini söylüyor.
Ebu Merzuk aynı zamanda adayların önündeki engellerin kaldırılması, tanıtım çalışmalarının eşit şartlarda yapılmasına fırsat verilmesi için uzlaşma anlaşmasını değerlendirmek amacıyla ellerinden gelen gayreti göstereceklerini vurguluyor.
Fakat bu konuda ne derece başarılı olabileceği hakkında ciddi şüphe var. Çünkü Ramallah hükümeti şimdiye kadar anlaşmanın şartlarını yerine getirmediği gibi ilerisi için de güvence vermiyor. Bunun yanı sıra işgal rejimi de Batı Yaka'da etkili durumdadır ve Ramallah hükümetiyle güvenlik işbirliği anlaşması sürüyor. Üniversitelerdeki seçimlerde eşit şartlar sağlanmaması ve muhalefeti temsil edilen adaylara suçlu muamelesi yapılması için işgal rejimi güvenlik birimlerinin de devreye girdiği, propaganda faaliyeti yapanlara yönelik baskınlar düzenlendiği ve tutuklamalar yaptığı sıkça görüldü. Bunlar yerel seçimler konusunda da fikir veren ve endişe uyandıran gelişmelerdir.
Bütün bunlara rağmen Ebu Merzuk sonuçlardan ümitli olduklarını söylüyor ve "eğer seçimler demokratik ortamda gerçekleşirse sonuç ne olursa olsun halkın iradesine saygı duyacağız" diyor.
Yerel seçimlerde ortaya çıkacak manzara ve sonuçlar başkanlık ve parlamento seçimlerini de etkileyecek. Abbas yönetimi de bunun farkında ve o yüzden yerel seçimlerde sonuçların İslâmî hareketin başarısını ortaya koymasının önüne geçmek için elinden geleni yapabileceğini tahmin etmek mümkündür.