Ümmete Emanet Mescidi Aksa

Ekim 2015, Ribat

Hedefteki Mescidi Aksa

Ribat dergisinin Aralık 2014 sayısı için yazdığımız yazımız "Hedefteki Mescidi Aksa" başlıklıydı. O yazımızda İslâm'ın ilk kıblesi, üç harem mescidinden biri ve Hz. Peygamber (s.a.s.)'in isra ve mirac gezisinde ziyaret ettiği mekân durumundaki kutsal Mescidi Aksa'ya yönelen tehlikelerin gittikçe büyümesi hakkında ayrıntılı bilgiler vermeye çalıştım. Son dönemde yaşanan hadiseler bu kutsal mabede yönelen tehlikelerin daha da büyüdüğünü gösteriyor. O yüzden siyonist işgalcinin bu kutsal mabedi hedefe yerleştiren kirli oyunlarının, kurduğu planların ve bu planları uygulamaya geçirebilmek için başvurduğu taktiklerin yeniden gündeme getirilmesine, son gelişmelerin ışığında tekrar ele alınmasına ihtiyaç var.

Bazı bilgilerin hatırlanmasına ihtiyaç olduğu için tekrar edilmesi gerekecektir. Ancak bu ayki dosyamızda ağırlıklı olarak kutsal Mescidi Aksa'yı hedefe yerleştiren planların önünün açılması için son dönemde devreye sokulan oyunlar ve başvurulan taktikler hakkında bilgi vereceğiz.

İşgalci siyonistin bu kutsal mabedi hedefe yerleştiren planlarında bugün bu kadar ileri gitme cesareti göstermesinin en önemli sebebi ise İslâm âleminin kendi içinde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalması ve Filistin davasını büyük ölçüde ikinci plana itmesidir.

Paylaştırma Tuzağı

Siyonist işgalcilerin Mescidi Aksa'ya yönelik planlarının asıl amacı bu kutsal mabedi tamamen ortadan kaldırmak ve yerine bir yahudi mabedi inşa etmektir. Bu yöndeki planlarına bir gerekçe oluşturmak amacıyla da daha önce burada Süleyman Mabedi adında bir yahudi mabedi bulunduğunu ileri sürdüler.

Son dönemde bu kutsal mabede yönelik politikalarında nihaî amacı aynı olan bir stratejik değişiklik yaptılar. Bu da paylaştırma tuzağıdır.

Bu yeni oyunlarında, yahudilerin de Mescidi Aksa külliyesinde hak talep ettikleri iddiasıyla bu külliyenin Müslümanlarla yahudiler arasında zaman veya mekân yönünden paylaştırılmasını istemeye başladılar. Buna göre zaman olarak paylaştırılması durumunda günün belli saatlerinde tüm külliyenin sadece yahudilere diğer saatlerinde de sadece Müslümanlara tahsis edilmesini, mekân olarak paylaştırılması durumunda ise bir bölümünün özellikle de Kıble Mescidi olarak da isimlendirilen ön kısmının Müslümanlara, Kubbetu's-Sahra olarak adlandırılan altın kubbeli sekizgen mescidin ve çevresinin de yahudilere verilmesini istiyorlar.

Paylaştırma oyununu daha önce el-Halil'deki Hz. İbrahim Camisi'nde oynadılar. Şimdi bu caminin üçte ikisini tamamen yahudiler ele geçirdi. Diğer kısımlarını da zaman zaman tamamen Müslümanlara kapatarak yahudilere tahsis ediyor, ezan okunmasını ve namaz kılınmasını tümüyle engelliyorlar.

Roş Aşana Bir Oyun

Geçtiğimiz ay siyonist işgal güçleri yahudilerin yılbaşı bayramı olarak nitelendirilen Roş Aşana günlerini bahane ederek Mescidi Aksa'yı tamamen yahudilere tahsis etmek ve Müslümanların girmesini engellemek amacıyla kapılarını kontrol altına aldılar. İlim halkalarına katılmak, namaz ve itikaf için girmiş olanlara saldırıda bulundular. İşgalcilerin bu saldırıları doğal olarak İslâm'ın ilk kıblesine sahip çıkmak isteyen ve Aksa murabıtları olarak isimlendirilen kararlı mü'minlerin tepkisine yol açtı. İşgalci saldırganlar onların tepkilerine vahşi bir şekilde saldırılarla, silahlarla ve bombalarla karşılık verdiler.

İşgal güçlerinin ve onların himayesinde Mescidi Aksa'ya giren yahudi gruplarının saldırıları Mescidi Aksa'nın adeta savaş alanına dönmesine neden oldu. İşgalci silahlı güçler bu kutsal külliyenin Kıble Mescidi kısmına postallarıyla girerek hatta Nureddin Zengi Minberi'nin üstüne çıkarak iyice haddi aştılar. Kullanılan silahlar ve atılan patlayıcılar Kıble Mescidi'nin tarihi seccadelerinden ve halılarından bazılarının yanmasına, yine görkemli tarihî pencerelerinden bazılarının camlarının kırılmasına neden oldu. Zengin bir tarihî mirasa sahip ve her dönemden izler taşıyan bu geniş çaplı külliyede daha başka zayiatlar da meydana geldi.

İşgalci siyonistlerin, Müslümanlara ait olan ve yüz yıllardan beri İslâm'ın en önemli dinî mekânları arasında yer alan bu kutsal mabedi yahudi ritüelleri ve etkinlikleri için kullanmaları tamamen gasptır. Bu gasp işlemi için Roş Aşana'nın yani yahudi yılbaşının bahane edilmesi ise tam bir oyundur.

Bu oyunla dünya kamuoyuna olayın olduğundan farklı yansıtılması ve "yahudilerin yılbaşı törenlerini bu tarihî mekânda yapmalarıyla ne olur?" şeklinde bir kanaat oluşturulması, olayın basite alınmasının sağlanması amaçlanıyor. Oysa olay, aşağıda vereceğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere öncesiyle de sonrasıyla da basit ve hafife alınacak gibi değildir.

İşgalcilerin Giremediği Mescidi Aksa'ya Müslümanlar Giremiyor

Siyonist işgalciler, Ürdün Krallığı'nın bir ihanetiyle Doğu Kudüs'ü işgal etmelerinden sonra özellikle Mescidi Aksa üzerinde kontrolü ele geçirebilmek için çeşitli taktiklere başvurdular. Müslümanlar bu taktiklerin nihai amaçlarını çok iyi bildiklerinden Mescidi Aksa'yı yahudiler için kapalı alan haline getirmeye, onların bu külliyeye girmelerini engellemek amacıyla bütün kapılarını tutmaya çalıştılar.

Fakat işgal yönetimi Mağribliler Kapısı'nın anahtarını gasp ederek yahudi yerleşimcilerin zaman zaman bu kapıdan baskınlar düzenlemelerini sağladı. Müslümanlar bu kapıyı kullanarak girenlere de şiddetle tepki gösterdiğinden, baskın için oluşturulan yahudi gruplarına çok fazla katılım olmadı.

Aşırı siyonist ve saldırgan görüşleriyle tanınan Ariel Şaron yahudileri cesaretlendirmek ve Mescidi Aksa'ya girişlerini artırmak için 29 Eylül 2000 tarihinde kapsamlı bir baskın planladı. Fakat Kudüs halkı bu kutsal mabet için adeta insan kalesi oluşturarak baskını engellemeyi başardı. Bu olay aynı zamanda Aksa İntifadası adı verilen ikinci intifadanın patlak vermesine neden oldu.

Fakat siyonist işgalci 2015 Eylül'ünde, 15 yıl önce yahudilerin giremediği Mescidi Aksa'ya Roş Aşana bahanesiyle Müslümanları sokmama ve bu külliyenin tamamını yahudilere tahsis etme kararı aldı. Bu kararını uygulayabilmesi Kudüslülerin ihmalinden kaynaklanmadı.

Bu Noktaya Aşamalı Gelindi

İşgalci siyonistler bu kez ani baskın taktiği değil aşamalı taktik uyguladılar. Önce siyonist işgalcilerden küçük grupları içeri soktu ve bunların diğer turistler gibi tarihî mekânlarda turistik ziyaretler düzenlediklerini ileri sürdüler. Oysa iddia ettikleri gibi turistik ziyaretler düzenlemiyor, içeride gruplar halinde yahudi dinine göre yüksek sesle ritüeller yapıyor ve Müslümanları rahatsız ediyor, namaz kılanların namazlarını, ilim halkalarının derslerini karıştırmaya çalışıyorlardı. Müslümanlar da bu hareketlerden rahatsız olduklarını belli etmek için bazen tekbirlerle bazen de tepki ifadeleriyle karşı çıkıyorlardı.

Siyonist işgalciler bu kez Müslümanların tepkilerini bahane ederek, yahudi grupları koruma iddiasıyla güvenlik görevlilerini de soktular. Güvenlik elemanları ise, "sivil" görünümü verilen ancak yahudilerin sinagog kıyafetlerini taşıyan aynı zamanda Mescidi Aksa'nın farklı kısımlarında özellikle de ibadet, itikaf yahut ilmî halkalara iştirak için içeride bulunan Müslümanları rahatsız edecek şekilde gürültülü dinî ritüeller düzenleyen gruplardan fazla oluyordu.

Sonra bu baskınları gündelik hale getirdiler. Çoğu zaman saatlerce içeride kalıyor ve farklı yerlerde söz konusu gürültülü etkinliklerini yapıyorlardı. Müslümanlardan karşı çıkanlara da silahlı görevliler saldırıyor, zaman zaman onları külliyenin içinde bileklerine kelepçe vurarak gözaltına alıyorlardı.

Ardından baskın düzenleyen yahudi gruplara katılanların sayılarını artırdılar. Katılımların artmasını sağlamak için özellikle çevredeki sinagogların ve din görevlisi yetiştiren yahudi okullarının yönetimleri tarafından organizasyonlar düzenlendi. Bu okullarda öğrenim gören çocuk ve genç yaştaki yahudiler Mescidi Aksa'ya baskın düzenleyen gruplara katılmaya teşvik edildi.

Sayıların artırılması için Meğaribe kapısının dışındaki kapıları da kullanmaya başladılar. Askerlerin ve polislerin koruması altında bir grubu Mağribliler kapısından, bir diğer grubu Esbat kapısından içeri sokuyor sonra içeride onları birleştirip kalabalık bir grup haline getiriyorlardı.

Bu organizasyonlar içerideki Müslümanların huzurunu iyice bozdu. Çünkü bazen sabah bir grup, öğleden sonra bir grup, akşam bir grup baskın düzenliyor, yüksek sesle Tevrat'tan ve Telmud'dan bölümler okuyarak, yahudilerin sinagoglarda yaptığı şekilde yüksek sesle güya zikirler yaparak, yahudi ilahileri okuyarak namaz kılan ve itikafa giren Müslümanları rencide ediyor, ders halkalarını ise tamamen engellemeye çalışıyorlardı.

Roş Aşana günlerinin yaklaşması üzerine de yahudilerin bu yıl kutlamaları Mescidi Aksa'da yapacaklarını ileri sürerek bu külliyeyi kademeli bir şekilde Müslümanlara kapatmak amacıyla tüm kapılarını tam anlamıyla asker ve polis kuşatmasına aldılar. Önce elli yaşın altındakileri, sonra kadınları içeri sokmamaya başladılar. Sonra da Müslümanlara tamamen kapattıklarını açıkladılar.

Müslümanların yaklaşmasını engellemek için Mescidi Aksa'ya giden yollarda polis engelleri kurdular. Bu engelleri aşabilenlerin içeri girmesini önlemek amacıyla külliyenin bütün kapıları önünde güvenlik elemanı duvarı oluşturdular. Önceden girmiş olanları dışarı çıkmaya zorlamak için de şiddet uyguladılar. Çıkmamakta ısrar edenlere karşı adeta savaş açtı ve böylece Mescidi Aksa'yı tam bir savaş alanına çevirdiler.

Mescidi Aksa'yı Paylaştırma Planı Emrivaki Yapılmak İsteniyor

İşgalcilerin bütün bu baskınları gerçekleştirmelerinin ve Roş Aşana bahanesiyle külliyenin tamamını Müslümanlara kapatarak yahudilere tahsis etmeye çalışmalarının amacı bu külliyeyi paylaştırma planlarını bir emrivaki haline getirmek istemeleridir.

Çünkü işgal rejiminin parlamentosu niteliğindeki Knesset'e böyle bir yasa tasarısı verildi ve gündeme alındı. Fakat işgal yönetimi bu tasarının kabul edilmesi durumunda uygulaması aşamasında büyük zorluklarla ve muhtelif tepkilerle karşılaşacağını biliyordu. O yüzden yahudi gruplarını böyle baskınlara teşvik etti.

Şimdi bütün bu baskınları paylaştırma planının gerekçesi olarak kullanmaya hazırlanıyor. Çünkü yahudi gruplarının baskınlarını engellemenin mümkün olamayacağını ileri sürerek, külliyeyi onlarla Müslümanlar arasında zaman veya mekân yönünden paylaştırmak gerektiği iddiasına başvuracağı biliniyor.

Mescidi Aksa'yı Sinagog Kuşatmasına Alma Çabaları

İşgal rejimi bir yandan da Mescidi Aksa'yı sinagog yani havra kuşatmasına alıyor. Aslında Mescidi Aksa bölgesinde yahudi nüfus pek yok. Ama Kudüs'ün hatta işgal altında tutulan toprakların en büyük sinagogları hemen Mescidi Aksa'nın yanı başına inşa edildi. Şimdi yahudi din eğitimi veren okullar da içeren büyük külliyeler şeklinde yeni sinagoglar inşa edilmesi planlanıyor.

Bütün bu sinagogların inşa edilmesinin amacı İslâm'ın ilk kıblesini ve harem mescitlerin üçüncüsünü her yönden kuşatmaya alarak Müslümanların giriş çıkışlarını zorlaştırmaktır.

Böyle bir kuşatma gerçekleştirilmesiyle birlikte paylaştırma planı da uygulamaya geçirilirse Mescidi Aksa külliyesinin önemli bir kısmına el konmuş olacak. Bir sonraki aşamada tümünün ele geçirilmesi için savaş verilecek. Bunun da başarılması durumunda asıl amaca geçilmesi yani İslâm'a ait tarihi külliyetin ortadan kaldırılarak yerine uyduruk iddialara dayandırılan ve projesi hazırlanmış olan Siyon mabedinin inşa edilmesi amaçlanıyor.

Asıl Maksat Ümmetin Filistin'le İrtibatını Koparmak

İşgalci siyonistlerin bu kutsal mabedi ortadan kaldırmak amacıyla kullandığı ve yerinde Siyon mabedinin bulunduğu iddiasının yahudi kaynaklarında bile açık delili yoktur. O mabedin inşası için Mescidi Aksa'nın yıkılmak istenmesinin asıl amacı İslâm ümmetinin Kudüs ve Filistin davasıyla irtibatını sağlayan önemli bir köprünün yıkılmasıdır. Çünkü ümmetin Kudüs ve Filistin davasına öncelik vermesinde Mescidi Aksa'nın özel bir yeri ve konumu olduğu biliniyor.

Dolayısıyla ümmetin bu oyun karşısında uyanık olması, Mescidi Aksa'yı kademeli bir şekilde tamamen ele geçirmeyi ve ardından yıkıp yerine yahudi külliyesi inşa etmeyi amaçlayan plan karşısında ilgisiz ve sessiz kalmaması gerekir.

Aksa Murabıtları Kararlılıklarından Geri Adım Atmadılar

Aksa murabıtları bu kutsal mabede sahip çıkma konusundaki kararlılıklarından ve mücadelelerinden geri adım atmış değiller. Ancak onların bu mücadelelerinde başarılı olabilmeleri için ümmetin ilgisine ve desteğine ihtiyaçları var. Çünkü siyonist işgalci bütün gücüyle ve farklı kesimlerini harekete geçirerek yükleniyor. Burada aktardığımız olaylar işgalcinin hem sivil hem de silahlı güçlerini seferber ederek nasıl çok yönlü savaş verdiğini ortaya koyuyor. Bu savaşa karşı Müslümanların da tüm cemaatlerini, teşkilatlarını, sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirerek bu kutsal emanete sahip çıkmaları gerekir.

Tanıtım: Mescidi Aksa külliyesi sadece bir veya iki mescidden değil kapsamlı bir külliyeden ibarettir ve çok geniş bir tarihî kültürel mirası içermektedir. Bu külliyeyi tanıtmak amacıyla Allah'ın izniyle bundan birkaç yıl önce, "Ümmetin İlgisine Muhtaç Mahzun Mescidi Aksa" başlıklı ve yüz kareden oluşan bir slaytlı tanıtım çalışması yapmıştım. Bu slaytlı tanıtımımız kişisel web sitemizde (www.vahdet.info.tr) mevcuttur. Bu siteye girdiğinizde en üstteki linkler arasında yer alan "Slaytlı tanıtım" linkini tıklarsanız Mescidi Aksa'nın tanıtımının da yer aldığı, Filistin davasıyla ilgili muhtelif tanıtım çalışmalarımızın linklerini görürsünüz. Bu kısımdan söz konusu tanıtım çalışmalarımızın Power Point ve pdf düzenlemelerini bilgisayarlarınıza aktarmanız ve tanıtım çalışmalarınızda değerlendirmeniz de mümkündür.

Mescidi Aksa'nın tanıtımı için bu bilgilerin değerlendirilmesi faydalı olacaktır. Çünkü işgalci siyonistler bu kutsal külliyeyi ortadan kaldırmak için muhtelif oyunlara başvurmaya devam edecekler. O oyunlardaki çarpıtmaları fark etmek bu külliyeyi tanımakla mümkün olacaktır.

İrtibatlı Yazılar:

  • Şimdi de Gazze'ye ayrım duvarı
  • Filistin'de hareketli günler
  • Mescidi Aksa savaş alanı
  • Mescidi Aksa'ya "Paylaştırma" Tuzağı
  • Hedefteki Mescidi Aksa
  • Mescidi Aksa'ya Yönelen Tehlikeler
  • Mescidi Aksa'ya Kelepçe
  • Mescidi Aksa Havra Olmasın!
  • Siyon Mabedi Hayalleri ve Mescidi Aksa'ya Yönelen Tehlike
  • Kudüs üzerine röportaj
  • Kudüs ve Arap medyası