Mescidi Aksa'ya "Paylaştırma" Tuzağı

Temmuz 2013, Mirasımız Derneği'nin aylık dergisi

Hedefteki Mescidi Aksa

Genelde Filistin, özelde ise Kudüs çok zengin bir tarihî mirasa sahiptir. Buradaki tarihi mirasın önemli bir yanı da büyük bir kısmının peygamberlerin hayatıyla ve tevhit mücadelesiyle doğrudan bağlantısının olmasıdır. Kur'an-ı Kerim'de adı geçen peygamberlerin birçoğunun hayatlarının burayla irtibatlı olduğu görülür. Onların ortak çizgileri ise kendilerine vahiyle bildirilen ve tevhit inancını merkeze yerleştirilen hanif dindir. Dolayısıyla onların mirasları da esasta bu hanif dini temsil eder. Yani babadan oğula kalan bir miras değil hanif din ve tevhit inancı üzere olanlara emanet edilen bir mirastır.

Mescidi Aksa bu açıdan özel bir yere ve konuma sahiptir. O yüzden Hz. Muhammed (s.a.s.)'in peygamberlikle görevlendirilmesinden sonra ilk kıblesi olmuştur. Hicret öncesinde kıble olarak sürekli Mescidi Aksa'ya yöneldi. Medine'ye hicret etmesinden sonra da 16 veya 17 ay süreyle yine kıble olarak buraya yöneldi. İsra ve mirac olayında da burayı ziyaret etmesi sağlandı. Ayrıca Mescidi Aksa birçok hadisi şerifte harem mescitler arasında zikredilmiş ve Müslümanların buraya özel ilgi göstermeleri istenmiştir. Daha önce bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler içeren ve rivayetlere yer veren muhtelif dosyalar hazırladığımdan burada sadece özet bilgi vermekle yetineceğim.

Filistin topraklarını işgal eden siyonistler, Mescidi Aksa'nın zikredilen özelliklerinden dolayı dünya Müslümanlarının Kudüs ve Filistin davasıyla irtibatını canlı tutacak bir köprü görevi göreceğini, onların bir manevi kalbi gibi Kudüs'ün ortasında varlığını sürdüreceğini, bu manevi kalbin de Müslüman duyarlılığı taşıyan herkesin kalbini buraya bağlayacağını biliyorlar. Ondan dolayı bu kutsal mabedi ortadan kaldırmak ya da yahudi mabedine dönüştürmek istiyorlar. Bunu başarabilmeleri durumunda o manevi kalbin ortadan kaldırılmış olacağını ve Kudüs'ün dinî boyutunun unutulmaya terk edileceğini düşünüyorlar. Aksi takdirde Filistin ve Kudüs davasının Müslüman halklar nezdinde sürekli canlı kalacağını, şimdilik aşmakta zorlandıkları engelleri zamanla aşmaya çalışarak peygamberler mirasını yeniden özgürlüğüne kavuşturmakta ısrarlı olacaklarını biliyorlar.

Bundan dolayı "Eski Kudüs" olarak da adlandırılan Doğu Kudüs'ün işgal edildiği Haziran 1967'den beri kutsal Mescidi Aksa'yı sürekli hedefe yerleştirmişlerdir. Onu ortadan kaldırmak veya bir yahudi mabedine dönüştürebilmek için çeşitli yöntemlere ve uygulamalara başvurdular. Hiçbir zaman onu rahat bırakmak ve Müslümanların bu kutsal mabette güven içinde ibadetlerini yapmalarına fırsat vermek istemediler.

Siyon Mabedi Bahane

İşgalcilerin asıl amaçları dediğimiz gibi ümmetin Kudüs'le ve Filistin davasıyla irtibatını canlı tutan manevi kalbi ortadan kaldırmaktır. Ancak bu yöndeki girişimlerini kendilerince bir gerekçeye dayandırmak ve uluslararası siyonizmin beşeri unsuru olmasını istedikleri yahudi toplumun desteğini kazanabilmek için "Siyon mabedi" veya bir diğer isimlendirmeyle "Süleyman heykeli" hikayesini kullanıyorlar.

Siyon mabedi ve Süleyman heykeli derken kastettikleri aynı şeydir. Mescidi Aksa'nın bulunduğu yerde daha önce böyle bir mabedin bulunduğunu ileri sürerek, onu yeniden inşa etmek istediklerini söylüyorlar.

Oysa tarihi açıdan bakıldığında, onların iddia ettikleri Siyon mabedinin burada olduğuna dair kendi tarihî ve dinî kaynaklarında dahi herhangi bir bilgiye rastlanmaz. Mescidi Aksa'nın arsasını Siyon mabedinin bulunduğu alan olarak göstermeleri tamamen zikrettiğimiz siyasi amaçla bağlantılıdır.

Tarihi ve kültürel mirasın korunmasıyla ilgili uluslararası hukuk açısından, geçmişte var olduğu söylenen bir binayı yeniden inşa iddiasıyla insanlığa mal olmuş bir eseri ortadan kaldırmaya kimsenin hakkı olamaz. Yok edilmesi istenen eserin dünya nüfûsunun en az beşte birini oluşturan dinî kitle tarafından kutsal bilinen mabet olması durumunda böyle bir girişim bu kitleye savaş ilanı anlamı taşır. Yerinde daha önce başka bir mabet bulunduğu iddiası asla böyle bir eseri ortadan kaldırmanın gerekçesi olamaz. Böyle bir iddianın gerek dinî ve gerekse tarihi kaynaklara dayanan bir delilinin bulunmaması durumunda ise hiçbir geçerliliği olamaz.

Dinî açıdan bakıldığında ise Hz. Süleyman (a.s.)'ın mirasına sahip çıkmaya layık olanlar işgalci siyonistler ve onların kendilerine toplumsal destek oluşturmada istismar ettiği yahudiler değil Müslümanlardır. Çünkü her şeyden önce Müslümanlar, Hz. Süleyman (a.s.)'ın bir peygamber olduğuna inanırken yahudiler onun peygamber olduğuna bile inanmaz. Üstelik Hz. Süleyman (a.s.)'ın inşa ettiği mabet de bir Siyon mabedi veya Süleyman heykeli değil yine bir mescit yani Mescidi Aksa'ydı. O da bu mescidi kendisinden önce yine tevhit davetinin bir dinî merkezi olarak inşa edilmiş mabedin yerine inşa etmişti. Yani orada yine bir mescit vardı ki onun fonksiyonu da bugünkü Mescidi Aksa'nın fonksiyonundan farklı değildi. Tıpkı Hz. İbrahim (a.s.)'in Allah'ın işaretleriyle Mekke'deki Ka'be'nin yerini tespit edip onu maksadına uygun bir şekilde yeniden inşa etmesi, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in de içindeki putlardan arındırarak tevhit davetindeki fonksiyonunu muhafaza etmesi gibi.

Yeni Tuzağın Adı: Paylaştırma

Zikrettiğimiz siyasi amaçlarından dolayı Mescidi Aksa'yı rahat bırakmak istemeyen siyonist işgalciler şimdi de yeni bir tuzağı devreye sokma çabası içindeler. Buranın yahudilerle Müslümanlar arasında zaman veya mekân yönünden paylaştırılmasını istiyorlar. Bu konudaki planlarını işgal devletinin parlamentosu olarak bilinen Knesset'e de taşıdılar.

Hazırladıkları tuzaklarında Mescidi Aksa'nın zaman veya mekân yönünden yahudilerle paylaştırılmasını istiyorlar. Mekân yönünden paylaştırma ile Kıble Camisi ile Kubbetu's-Sahra'nın Müslümanlara diğer bölümlerinin ise yahudilere verilmesini, zaman yönünden paylaştırma ile de günün belli vakitlerinde sadece Müslümanlara açılıp yahudilere kapatılmasını diğer vakitlerinde de sadece yahudilere açık tutulup Müslümanlara kapatılmasını kastediyorlar.

İşgal güçleri özellikle Suriye'deki Baas katliamı sebebiyle Müslüman halkların zihinlerinin bu konuyla meşgul olmasını fırsat olarak değerlendirmek suretiyle "paylaştırma" tuzaklarını hayata geçirmek için ısrarlı olmaya çalışıyorlar.

Aslında paylaştırma tuzağı, burada daha önce Siyon mabedinin bulunduğu iddialarında tutarsız olduklarını ve asıl amaçlarının Müslümanların Kudüs'teki manevi kalbini ortadan kaldırmak olduğunu belgeliyor. Fakat bu tuzaklarını Mescidi Aksa'nın tamamına kademeli bir şekilde el koyma planlarında önemli bir atlama taşı olarak kullanmak istiyorlar. Dolayısıyla onlara değil Mescidi Aksa hareminin bir bölümünü, herhangi bir merdiveninin bir basamağının verilmesi bile bu kutsal mabedin tamamını rehin almalarına müsaade edilmesi anlamı taşır. Bu konudaki sinsi oyunlarının el-Halil'deki Hz. İbrahim Camisi'yle ilgili tecrübeden dolayı iyi biliniyor olması gerekir.

Mescidi Aksa Bir Harem ve Külliyedir

Mescidi Aksa'nın tüm haremiyle bir bütün ve külliye olduğunun bilinmesi ve ümmetin onu bu haliyle bir emanet olarak görüp sahiplenmesi, işgalci siyonistlerin tüm tuzaklarına ve oyunlarına karşı dikkatli davranılması, bu kutsal mabedin rehin alınmasına fırsat verecek en ufak bir girişime müsaade edilmemesi gerekir. Onların asıl gaye ve niyetlerinin de İslâm ümmetinin Kudüs'teki manevi kalbini ortadan kaldırmak veya ona el koymak olduğunu, tarihi ve dinî açıdan herhangi bir delile dayanmadığını kendilerinin de çok iyi bildikleri hikâyeleri ise sadece bir kılıf olarak kullandıklarını dikkatten kaçırmamalıyız.

Kudüs ve Mescidi Aksa ümmetin onurudur.

Bir Bilgi: Mescidi Aksa haremine bütün olarak sahip çıkmak için onu tanımanın ve ne gibi bölümlerden oluştuğunu bilmenin faydası olacaktır Allah'ın izniyle. Onun için biz Mescidi Aksa'yı görüntülü olarak tanıtan bir çalışma hazırladık. Bundan Mescidi Aksa'yı tanıtma faaliyetlerinizde yararlanabilirsiniz. Slayt (ppt) düzenine göre hazırlanmış şeklini www.vahdet.info.tr adresinden Slaytlı Tanıtım bölümünden veya doğrudan www.vahdet.info.tr/periyodik/aksa/aksa.rar linkini kullanarak bilgisayarlarınıza indirebilirsiniz.