21 Ağustos 1969'da da Denis Ruhan adlı fanatik bir yahudi bir sabotajda bulundu. Bu sabotajdan Mescidi Aksa büyük zarar gördü. Tarihi minberi tamamen yanarak yok oldu.
Mescidi Aksa'ya yönelen tehlike ve tehdit devam ediyor. İşgal devletinin son zamanlarda fanatik Yahudilerin uçaklarla veya başka araçlarla bu mabede saldırmaları ihtimalinin olduğuna dair haberler yaymasının amacı ise Müslüman kamuoyunu bu konuda psikolojik yönden hazırlamaktır.
Mescidi Aksa sadece Filistinlilere emanet edilmemiştir. Ona sahip çıkmak ve harem mescitlerden biri olan bu kutsal mabedi korumak tüm dünya Müslümanlarının ortak görevidir.

Mescidi Aksa Hâlâ Tehdit Altında

22 Ağustos 2004 Pazar, Vakit gazetesi

Dün yani 21 Ağustos tarihi Mescidi Aksa'yı yakma teşebbüsünün yıldönümüydü. Biz dün tutsaklar konusuna devam etmiştik. Bugün de söz konusu sabotaj girişiminin yıldönümü münasebetiyle bu kutsal mabedin karşı karşıya olduğu durumdan söz etmek istiyoruz.

Siyonistler Mescidi Aksa'nın yerinde daha önce Siyon mabedinin bulunduğunu ileri sürüyor ve bu iddialarından yola çıkarak Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırabilmek için yıllardan beridir çalışıyorlar. Siyonistlerin Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırma girişimleri 1967 Haziran'ında Doğu Kudüsişgal etmelerinden hemen sonra başladı. 21 Ağustos 1969'da da Denis Ruhan adlı fanatik bir yahudi bir sabotajda bulundu. Bu sabotajdan Mescidi Aksa büyük zarar gördü. Tarihi minberi tamamen yanarak yok oldu.

Bu olayın yıldönümünden bir önceki gün Cuma'ydı. Bu Cuma bereketli bir mevsim olan ve Türkiye'de üç aylar diye bilinen dönemin ilk Cuma'sıydı. Aynı zamanda Regaib gecesini takip eden Cuma'ydı. Yani birçok münasebet bir araya gelmişti. Bu yüzden Kudüs ve civarında ikamet eden Müslümanlar akın akın Mescidi Aksa'ya koştular. Bereketli dönemin ilk Cuma'sını harem mescitlerden olan bu kutsal mabette ihya etmek istiyorlardı. Aynı zamanda bu mabedi yakma teşebbüsünü unutmadıklarını ve ona sahip çıkma konusunda her türlü fedakârlığa hazır olduklarını gerek işgalci Siyonistlere gerekse tüm dünyaya göstermek istiyorlardı.

Ne var ki işgalciler de saydığımız münasebetleri ve Müslümanların bunları mutlaka değerlendireceklerini bildiklerinden Mescidi Aksa'yı adeta bir ordu kuşatmasına almışlardı. Ellerindeki silahlarıyla, Cuma namazını kılmak için bu mabede girmek isteyenlere engel oldular. 45 yaşın altındaki Müslümanları camiye sokmadılar. Müslümanların Mescidi Aksa'ya girmek için direnmelerini engellemek amacıyla sadece bu mabedin etrafını kuşatmaya almakla kalmamış etrafındaki tüm çarşıların, caddelerin ve sokakların başlarında da polis barikatları oluşturmuş, bütün bölgeyi adeta bir polis ve asker karargâhına dönüştürmüşlerdi.

Mescidi Aksa'ya yönelen tehlike ve tehdit devam ediyor. İşgal devletinin son zamanlarda fanatik Yahudilerin uçaklarla veya başka araçlarla bu mabede saldırmaları ihtimalinin olduğuna dair haberler yaymasının amacı ise Müslüman kamuoyunu bu konuda psikolojik yönden hazırlamaktır. Bu tür haberlerle Müslümanları psikolojik olarak böyle bir olaya hazırlamak sonra da yapılacak bir saldırıyı fanatik Yahudilere yüklemek suretiyle "Mescidi Aksa dosyası"nı kapatmak istiyorlar.

İşgalcilerin bu kutsal mabedi ortadan kaldırmak için uğraşmalarının birinci amacı ise dünya Müslümanlarının Kudüs'le gönül bağı kurmalarını sağlayan önemli bir işareti, özel bir yeri ve anlamı olan kutsal mabedi ortadan kaldırmaktır.

Unutmayalım ki Mescidi Aksa sadece Filistinlilere emanet edilmemiştir. Ona sahip çıkmak ve harem mescitlerden biri olan bu kutsal mabedi korumak tüm dünya Müslümanlarının ortak görevidir. Bu konuda işgalci Siyonistlerin hilelerine ve oyunlarına dikkat etmemiz, Salahuddini Eyyubi duyarlılığını gönüllerimize yerleştirmemiz gerekir. Eğer bunu başarabilirsek işgalciler bu kutsal mabede zarar vermeye cüret edemezler. Ama duyarsız ve ilgisiz kalırsak onlara cesaret vermiş oluruz.

luruz.