15 Ocak 2004 Perşembe, Vakit gazetesi
Geçtiğimiz Pazar ve Pazartesi günlerini Suriye'nin başkenti Şam'da geçirdim. Bu sıralarda gerek Türkiye - Suriye arasındaki gelişmeler, gerek Amerika'nın bu ülkeyi köşeye sıkıştırma çabaları ve gerekse siyonist işgal devletinin diplomatik oyunları sebebiyle bizim bu ziyaretimizin oldukça faydalı olduğunu düşünüyoruz. Ziyaretimiz esnasında halkın intibalarını, yaklaşımlarını tespit etmenin yanı sıra bazı devlet yetkilileriyle de bir araya gelme imkanımız oldu. Enformasyon bakanıyla bir röportaj gerçekleştirdik. İnşallah bu röportajımızı tercüme edip yayınlayacağız. Ayrıca tespit ve intibalarımızı da yazacağımız yazılarımızda aktarmaya çalışacağız.
Bizim Şam'da olduğumuz günlerde İsrail işgal devletinin Suriye'ye karşı "üste çıkma atakları" olarak nitelendirebileceğimiz birtakım diplomatik atakları oldu. Uluslararası siyonizmin güdümündeki medya organları bu atakları genellikle "iyi niyet" girişimleri ve "barış" atakları olarak lanse etmeye çalışmaktadırlar. Bu atakların hemen Türkiye'yle Suriye arasındaki yakınlaşma sürecinin ve Suriye cumhurbaşkanının Türkiye'yi ziyaret etmesinin ardından gerçekleştirilmesi dikkat çekicidir.
İşin gerçeğinde işgalci siyonist zihniyetin gerçekleştirdiği diplomatik atakların ardında kesinlikle bir "iyi niyet" ve "barış arzusu" mevcut değildir. İşgal devleti bu sıralarda kendi içinde de problemler yaşadığından Filistin direnişini dışarıdan kıskaca almak amacıyla Suriye'ye isteklerini kabul ettirme çabası içindedir. Bunu ABD'nin gücünü arkasına alarak, Suriye'ye siyasi ve ekonomik baskı yaptırmak suretiyle gerçekleştirmek istedi. Ancak Türkiye'yle yakınlaşma Suriye'nin lehine bir gelişme oldu. Bu arada Avrupa ülkeleri de Suriye'ye ekonomik baskı yapılmasına arka çıkmadılar. Öte yandan Amerika'nın Irak bataklığındaki kayıpları ve problemleri de artmaktadır. Bu durum karşısında İsrail işgal devleti Suriye'ye karşı sözünü ettiğimiz "üste çıkma" ataklarına başvurmak suretiyle işi diplomatik pazarlığa dökmek istedi. Biz bu amaçla yaptığı atakları teker teker ele alarak tahlil etmek istiyoruz.
İşgalci siyonist devletin yaptığı diplomatik atakların ilki, Dışişleri bakanı Silvan Şalom'un birkaç aydan beridir Suriye'yle gizli ilişkilerinin bulunduğunu ileri sürmesi oldu. Bu hususta öncelikle şunu ifade edelim ki İsrail'in bu konudaki tutumu fuhuş bataklığındaki bir kadının tutumuna benzer. Kendisinin adının kirli olduğunu bildiğinden birine kir ve çamur bulaştırmak istediğinde hemen "benim onunla gizli ilişkilerim vardı" iddiasını ortaya atar. Çünkü kendisinin ismi zaten yeterince kirlidir ve bunun açığa vurulmasından ar duymaz. Önemli olan hakkında iddiada bulunulan tarafın isminin kirletilmesidir. Bu amaçla Filistin'deki direniş örgütleri aleyhinde de benzer iddialarda bulundu ki daha önce biz siyonistlerin bu tür iddialarının amaçlarını muhtelif yazılarımızda ortaya koymaya çalışmıştık.
Suriye yönetimi işgal devleti Dışişleri bakanının bu iddiasını hemen yalanladı ve kesinlikle böyle bir şey olmadığını bildirdi. Biz de Enformasyon bakanıyla yaptığımız görüşmede bu konuyu özellikle sorduk ve o da kesinlikle böyle bir ilişkinin bulunmadığını dile getirdi. Hukukta genel bir prensip vardır: Delil getirmek iddia sahibinin görevidir. Aksi takdirde isteyen istediği kişi hakkında iddiada bulunur. Öyle her ağzını açanın iddiada bulunmasıyla bir şeylere hükmedilirse, hükmün ve delilin hiçbir anlamı kalmaz. İsrail işgal devletinin Dışişleri bakanı da söz konusu iddiasıyla ilgili bir delil ortaya koyamadığı gibi iddiasının arkasında da duramadı. Bu iddianın amacı Suriye'nin diplomatik yönden işgalci siyonistlerin istediği noktaya doğru sürüklenmesinin sağlanmasından başka bir şey değildir ki bununla da birinci derecede Filistin'deki ve Lübnan'daki direnişe zarar verilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca işgal devletinin diplomatik ataklarına böyle bir iddiayla başlaması gerçekte bir "iyi niyet" ve "barış arzusu" taşımadığının delilidir.
İşgalci siyonistlerin üste çıkma ataklarıyla ilgili tahlil ve değerlendirmelerimize inşallah müteakip yazımızda da devam edeceğiz.