el-Halil'deki Hz. İbrahim Camisi

el-Halil'e Oynanan Oyun

Vahdet, Aralık 1996

el-Halil, Filistin'in Kudüs'ten sonra ikinci önemli kentidir. Adını da Halilurrahman olarak bilinen Hz. İbrâhim (a.s.)'den almıştır. Siyonistler burayı 1967 Haziran savaşında Doğu Kudüs'le birlikte işgal ettiler. İşgal ettikten sonra da çevresinde önemli noktalara yahudi yerleşim merkezleri inşa etmeye başladılar. Buna ek olarak şehrin tam ortasına da bir yahudi mahallesi kurdular. Bundaki amaçları ise bu şehri sembolize eden Hz. İbrahim Camisi'ni işgal ederek yahudi sinagoguna dönüştürmekti.

Görünüşte Filistin tarafı olduklarını ileri sürerek Filistin davasına ihanet edenler, Oslo İlkeler Anlaşması'na imza atarken Kudüs ve Mescidi Aksa meselesinin "nihâi anlaşma merhalesi"ne bırakılmasını kabullenmek suretiyle bu kutsal şehire en büyük ihanetlerini yaptıkları gibi 26 Eylül 1995'te Taba anlaşmasına imza atarken de el-Halil'e ihanet ettiler. Taba anlaşmasına göre işgal kuvvetleri Batı Yaka'daki sekiz şehir merkezinden çekilerek buraları özerk yönetimin polislerine terk edecekti. Ancak şehirlerin etrafı yine işgal kuvvetleri tarafından kontrol altında tutulacaktı. Ancak bu sekiz şehir merkezinden el-Halil'in içindeki askerleri geri çekme işleminin geciktirilmesi kararlaştırıldı. Bunun sebebi ise diğer şehirlerin merkezlerinde yahudi yerleşim birimlerinin olmamasına rağmen bu şehrin merkezinde yaklaşık 400 yahudinin yaşadığı bir yerleşim biriminin bulunmasıydı. 100 bin Müslümanın yaşadığı el-Halil'de 400 yahudinin güvenliği için bu şehrin merkezinin tahliyesi işleminin ertelenmesi kararlaştırıldı ve sözde özerk yönetim de bunu kabullendi.

Siyonist yönetim el-Halil'i tahliye işini sürekli erteledi. Özerk yönetimin işgalci askerlerin bu şehirden tahliye edilmesi işleminin bir an önce gerçekleştirilmesini istemesi ise samimiyetten çok uzak. Çünkü o işin başında tahliye işleminin geciktirilmesini kabullenmekle siyonist işgalcilerin amaçlarına hizmet etmişti.

Öte yandan başta ABD olmak üzere bazı dış güçler İsrail'in el-Halil'deki askerlerini tahliye etmesi durumunda düğümün çözüleceğini ileri sürüyorlar. Oysa gerçekte değişen bir şey olmayacak. Çünkü şehrin çevresi yine işgal kuvvetleri tarafından kontrol altında tutulacak. Buna rağmen işgal yönetimi tahliye işlemini kabullenmeye yanaşmak istemiyor.

Bu arada el-Halil'deki Hz. İbrahim Camisi'nin üçte ikisinin işgal kuvvetleri tarafından yahudi sinagoguna dönüştürüldüğünü, kalan üçte birine ise Müslümanların üç ayrı kontrol kapısından geçtikten sonra ancak girebildiklerini hatırlatalım. Bilindiği üzere el-Halil yakınında bulunan Kiryat Arba yahudi yerleşim merkezi ahalisinden Baruch Goldstien caminin yahudilere tahsis edilen kısmını kullanarak, iki yıl önceki 15 Ramazan'da büyük bir katliam gerçekleştirmişti. Sözde özerk yönetim ise bu mukaddes mabedin bu şekilde kullanımının devamına razı olduğunu açıkladı. Özerk yönetim razı olsa da Müslümanlar bu duruma asla razı olmayacaklar ve gerek o mübarek topraklar, gerekse o toprakların bağrında barındırdığı mukaddes ma'bedler hürriyetlerine kavuşuncaya kadar mücadelelerine devam edecekler.

el-Halil'in Batı Yaka'da İslâmi hareketin en güçlü olduğu şehirlerden biri olduğunu hatırlatmakta da yarar görüyoruz. Eğitim kurumları açısından zengin olan el-Halil'de İslâmi hareketin de çeşitli eğitim çalışmaları var. Şehirde el-Halil Üniversitesi adında bir üniversite mevcuttur. Şehrin nüfusu yüz bini aşmıştır. İşgal yönetimi şu ana kadar bu şehrin merkezinde ve etrafında, Müslümanlardan toplam 72 bin 700 dönüm araziyi gasp ederek buralardaki yahudi yerleşim merkezlerine yerleştirilen yahudilere dağıttı.