Şaron'un Azgınlığı

29 Mart 2001 Perşembe

ABD'nin siyasi ve maddi desteklerinden cesaret alan siyonist saldırganlar, vahşetlerini günden güne daha da artırıyorlar. Fakat siyonist saldırganlara cesaret veren önemli bir etken de insanlığın suskunluğu.
İşte bu vahşeti sergileyen siyonistlere ABD, her türlü siyasi desteği verdiği gibi sivil ve savunmasız insanların üzerine yağdıracakları mermileri, bombaları da gönderiyor.
ABD, kundaklardaki bebekleri top mermileriyle katleden siyonist saldırganları sonuna kadar desteklerken, o bebeklere sahip çıkanları, onların ailelerine, anne ve babalarına yardımcı olmaya çalışanları "Terörü Destekleyenler" listesine dahil ediyor.
Aslında "Beyrut kasabı" olarak anılan ve binlerce savunmasız masum insanın ölümünden sorumlu bir kişinin önemli bir farkla İsrail işgal devletinin başbakanlığını kazanabilmesi siyonist ideolojiyi benimsemiş "seçici kitle"nin kimliğini ortaya koyması açısından gayet dikkati calip ve ibret verici bir gelişmeydi.

Aslında "Beyrut kasabı" olarak anılan ve binlerce savunmasız masum insanın ölümünden sorumlu bir kişinin önemli bir farkla İsrail işgal devletinin başbakanlığını kazanabilmesi siyonist ideolojiyi benimsemiş "seçici kitle"nin kimliğini ortaya koyması açısından gayet dikkati calip ve ibret verici bir gelişmeydi. Onun iş başına getirilmesindeki asıl amaç ise Filistin halkının direnişini kırmak için, onun temsil ettiği vahşet ve saldırı çizgisinin psikolojik yıpratma gücünden yararlanmaktı. Fakat bugüne kadar yaşanan gelişmeler Şaron'un temsil ettiği vahşet çizgisinin ve yaptığı tehditlerin Filistin halkının mücadelesini ve hak arayışını kıramadığını gösterdi. Bu duruma sinirlenen Şaron vahşi yüzünü biraz daha belirgin şekilde göstermeye yöneldi ve iyice azgınlaşmaya başladı. Dün akşam başta özerk yönetime bağlı güvenlik güçlerinin karargahları olmak üzere Filistinlilere ait muhtelif merkezlere yönelik iğrenç saldırılar gerçekleştirmesi bu yüzdendi.

İsrail işgal devleti tarafından yapılan açıklamalarda saldırılarda genellikle özerk yönetime bağlı güvenlik güçlerinin muhtelif karargahlarının ve Yasir Arafat'ın özel koruma birliği olarak bilinen Birlik-17'nin merkezinin hedef alındığı bildirildi. Fakat gerçekte hedef alınanlar sadece buralar değildir. Söz konusu birliklerin merkezlerinin ve karargahlarının bulunduğu mevkiler nüfus yoğunluğunun oldukça yüksek olduğu Gazze'de bulunmaktadır ve işgal devletinin vahşi saldırılarında sivillere ait binalar da büyük hasar görmüştür. Filistin kaynaklarının verdiği bilgilere göre işgal devletinin dün akşamki saldırılarında 2 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık yüz kişi de yaralandı. Yaralananların çoğunluğunu siviller oluşturuyordu. Bu arada çok sayıda yaşlı insan ve çocuk atılan bombaların korkusuyla sinir krizleri geçirdiklerinden dolayı hastanelere kaldırıldılar.

İşgal devleti dün akşam Greenwich saatiyle 17.45 (Türkiye saatiyle 20.45) sırasında başlattığı saldırıda bir yandan da hedef alınan semtlerin elektriklerini kesti. İşgal güçleri havadan helikopterlerle yağdırdığı bombaları denizden de gemilerden attığı roketlerle ve top mermileriyle takviye etti. Bu arada karadan da otomatik silahlarla ateş yağdırdı.

İşgal devletinin saldırgan güçleri Gazze'de bu üç yönlü vahşi saldırıyı yürütürken Batı Yaka bölgesinde de bir başka saldırı gerçekleştirildi. Bu bölgede Ramallah şehrine üç ayrı füze atıldı, ikisi Birlik-17'nin şehirdeki karargahına düşerken biri de elektrik dağıtım merkezine düştü ve Ramallah çevresindeki birçok beldenin elektriklerinin kesilmesine yol açtı.

Saldırıdan sonra özerk yönetime ait bölgelerde bulunan hastaneler yaralılarla ve saldırının yol açtığı dehşet sebebiyle sinir krizleri geçirenlerle doldu. Hastanelerin yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda korkudan sinir krizlerine girdiklerinden dolayı hastanelere kaldırılanların genelini yaşlılar ve çocuklar oluşturuyordu.

İnsan doğrama konusunda tecrübeli olan ve bu yüzden de "insan kasabı" unvanını layıkı vechiyle kazanan Şaron, bu tür azgınlıklarla Filistin halkının direnişini kırabileceğini sanıyor. Ancak onun şimdiye kadarki azgınlıkları Filistin halkının direnişini kıramadığı gibi bu son azgınlığı ve bundan sonra göstereceği azgınlıklar da kıramayacaktır. Aslında bütün bu azgınlıklar İsrail işgal devletinin tükenişinin sinyalleridir. İsrail işgal devleti bundan önce de Güney Lübnan'daki işgalinin tükeniş sinyalleri vermeye başladığını görünce benzer şekilde azgınlıklar göstermiş ve çoğunluğu çocuk 108 sivil, masum insanın katledildiği meşhur Kana katliamını gerçekleştirmişti. Ancak bu katliam ona, Güney Lübnan'daki tükenişini hızlandırmaktan başka bir şey kazandırmadı.

İsrail işgal devleti Filistin özerk yönetiminin güvenlik güçlerini Filistin halkının direnişini kontrol altında tutmak için kullanmaya çalışıyordu. Ancak son saldırılarında özellikle bu güçlerin merkezlerini, karargahlarını imha etmeye çalıştı. Bu durum, İsrail işgal devletinin Filistin özerk yönetiminin güvenlik güçleriyle ilgili stratejisinin çöküş içinde olduğunun göstergesidir. Onun bu saldırıları özerk yönetimin emrindeki güvenlik organlarını Filistin halkının bağımsız direnişine yaklaştıracak ve aralarında bir dayanışmanın oluşmasına vesile olacaktır. Yani eğer Arafat kanalıyla yeni birtakım "barış" numaraları oynanmazsa mücadeleyi sürdürmekte ısrar eden Filistin halkı özerk yönetime bağlı güvenlik güçlerinin aradan çekildiğini ve İsrail işgal güçleriyle direkt olarak karşı karşıya geldiğini gördüğüne sevinecek.

Bu arada, işgalci siyonistler savunmasız Filistin halkının tepesine havadan, karadan ve denizden bomba ve mermi yağdırırken Arap Birliği teşkilatına bağlı ülkeler Ürdün'ün başkenti Amman'da havanda su dövmeye devam ediyorlar. Gerçi zaman zaman İsrail'e karşı tavır koymayı ve Filistin halkına desteği talep eden sesler yükseliyor. Ama ne yazık ki bunların çoğu lafta kalıyor. Böyle olmasının sebebi ise Arap Birliği teşkilatının ve ona üye ülkelerin bağımsız karar verebilme imkanından yoksun olmaları, iradelerini çağdaş emperyalizmin emrine teslim etmiş olmalarıdır.

Gelişmelerle ilgili olarak şimdilik bu noktalara temas etmekle yetiniyoruz. Allah izin verirse, Arap Birliği teşkilatının Amman toplantısının daha geniş bir şekilde tahlilini yapmaya çalışacağız.