![]() |
| Olayın Türkiye medyasına yansıtılmasında İsrail'in sıkı güvenlik tedbirleri aldığından söz edildi. Burada da bir esneklik ve yanıltma var. Kime karşı güvenlik tedbiri? Oysa yapılan Müslümanların girmesini önlemek için Mescidi Aksa'nın çevresinin sıkı bir ablukaya alınması ve Kudüs'e dışarıdan gelecek Müslümanların girmelerini önlemek amacıyla giriş caddelerinin kapatılmasıydı. Yahudilerin ta gece yarısından itibaren Mescidi Aksa çevresine toplanmalarına ise hiçbir şekilde engel olunmadı. |
![]() |
| İçeride cereyan eden hadiselerle ilgili medya yanıltması sık sık gündeme getirilmektedir. Fakat uluslararası nitelikteki medya organları, haber ajansları vs. Türkiye'de büyük ölçüde "güvenilir" olarak yansıtılıyor. Oysa onların "güvenilir" olarak yansıtılması da bir tür yanıltmadır. |
![]() |
| Haberde yahudilerin Mescidi Aksa'nın yanına yeni bir mabed inşa etmek için sembolik temel atma töreni gerçekleştirdikleri ifade edildi. Bu ifadede hem "mabed" kelimesinin esnekliği, hem de "Mescidi Aksa'nın yanına yeni bir mabed yapma" ifadesi bir yanıltmadır. |
30 Temmuz 2001 Pazartesi
İçeride cereyan eden hadiselerle ilgili medya yanıltması sık sık gündeme getirilmektedir. Fakat uluslararası nitelikteki medya organları, haber ajansları vs. Türkiye'de büyük ölçüde "güvenilir" olarak yansıtılıyor. Oysa onların "güvenilir" olarak yansıtılması da bir tür yanıltmadır. Ne yazık ki çoğu, çağdaş sömürgeci güçlerle işbirliği içinde olan bu haber kaynakları da bazen hatalı bilgiler vererek, bazen de doğru bilgi verseler bile kullandıkları kavramlarla veya esnek ifadelerle yanıltma yapmaktadırlar. Burada dikkat çeken bir husus da olayla ilgili ilk medya bombardımanında yanıltma yoluna gidilmesidir. Bazen daha sonra hatalı bilgilerin düzeltildiği oluyor. Ama çoğu zaman ilk medya bombardımanı insanların zihinlerinde kalıcı etki yapıyor. Sonradan bilgi düzeltmesi yapılsa bile ilk medya bombardımanın etkisini tam olarak silmiyor. Kaldı ki bilgi düzeltmesi yapılsa bile maksatlı olarak kullanılan yanıltıcı kavramlar ve düşünceleri yönlendirme amacına yönelik esnek ifadeler düzeltilmiyor.
Geçtiğimiz Pazar günü Kudüs'te önemli olaylar yaşandı. Biz irtibatlı olduğumuz basın yayın organlarına bu olaylarla ilgili gelişmeleri önceden duyurmuştuk. Çünkü kendilerini "Heykel Dağı Koruyucuları" veya bir başka ifadeyle "Tapınak Dağı İnananları" olarak adlandıranlar hazırlıklarını birkaç günden beridir sürdürüyorlardı ve başta Kudüs müftüsü İkrime Sabri olmak üzere birçok kişi konuyla ilgili uyarı amaçlı açıklamalar yapmıştı. Fakat Türkiye medyasına konu sadece olayın vuku bulduğu gün yansıdı. Konuyla ilgili haberler, Kudüs meselesine duyarlı olduklarını bildiğimiz yayın organları dahil birçok medya organına aynı ifadelerle yansıtıldı. Belli ki haber aynı kaynaktan alınmıştı. Yine ertesi günü Nablus'ta 6 kişinin öldürülmesi olayı oldu. Bu olayla ilgili haberlerin Türkiye medyasına yansıtılış tarzının da gerçeklerden çok farklı olduğuna şahit oldum. Şimdi bu olaylarla ilgili haberlerdeki yanıltmalara dikkat çekerek okuyucularımızı aydınlatmak istiyoruz.
Haberde yahudilerin Mescidi Aksa'nın yanına yeni bir mabed inşa etmek için sembolik temel atma töreni gerçekleştirdikleri ifade edildi. Bu ifadede hem "mabed" kelimesinin esnekliği, hem de "Mescidi Aksa'nın yanına yeni bir mabed yapma" ifadesi bir yanıltmadır. Yahudilerin inşa etmek istedikleri mabed "Siyon Mabedi" veya "Süleyman Heykeli" adını verdikleri şeydir. Dolayısıyla bu hadise herhangi bir mabed yapma girişimi şeklinde esnek olarak verilemez. Çünkü böyle bir mabed yapmak için yıllardan beridir Mescidi Aksa'ya çeşitli komplolar düzenleyen yahudiler, Mescidi Aksa'nın sözü edilen ve tamamen evhamlara dayalı mabedin yerine yapıldığını, dolayısıyla bu mescidin yıkılarak yerine adı geçen mabedin yapılması gerektiğini iddia ediyorlar. Bu yüzden onların bu yöndeki tüm çalışmaları Mescidi Aksa açısından büyük tehlike arz etmektedir. Ayrıca adı geçen cemaatin mensupları Cumartesi sabahı kendi mabedlerinde ve kurumlarında bir el ilanı dağıttılar ve bu ilanda Mescidi Aksa'nın enkazı üzerine Süleyman Heykeli'nin inşa edilmesini gösteren bir resim çizmişlerdi. Bu resim de onların amaçlarını ortaya koyuyordu. Ayrıca "Heykel Dağı" veya "Tapınak Dağı" dedikleri şey Mescidi Aksa'nın üzerine kurulu olduğu tepedir. Bu isimlendirme de onların amaçlarını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla "Mescidi Aksa'nın yanına..." ifadesi işgalci siyonistlerin girişimlerini adeta "masumane" gösterebilme amacına yönelik bir yanıltmadır.
Olayın Türkiye medyasına yansıtılmasında İsrail'in sıkı güvenlik tedbirleri aldığından söz edildi. Burada da bir esneklik ve yanıltma var. Kime karşı güvenlik tedbiri? Oysa yapılan Müslümanların girmesini önlemek için Mescidi Aksa'nın çevresinin sıkı bir ablukaya alınması ve Kudüs'e dışarıdan gelecek Müslümanların girmelerini önlemek amacıyla giriş caddelerinin kapatılmasıydı. Yahudilerin ta gece yarısından itibaren Mescidi Aksa çevresine toplanmalarına ise hiçbir şekilde engel olunmadı. Yani taşkınlık yapan yahudilerin, Müslümanlar tarafından gelecek herhangi bir engelle karşılaşmadan işlerini yürütmelerine imkan verilmesi amaçlanmıştı. Çünkü HAMAS'ın, Filistin Alimler Birliği'nin, Kudüs müftüsünün ve direnişçi grupların ortak komitesinin Mescidi Aksa'nın korunması için Müslümanlara çağrısı vardı ve Müslümanların bu çağrıya olumlu cevap verecekleri kesindi. Müslümanlar zikrettiğimiz tüm engellemelere rağmen asker ve polis ablukasını aşarak Mescidi Aksa'ya girmeyi başardı ve yahudilerin Mescidi Aksa'ya yanaşmalarını engellediler. Onlar da getirdikleri taşı geri götürmek zorunda kaldılar. Gerçekte ise amaçları o taşı "sembolik temel atma" adıyla Mescidi Aksa'nın Mağripliler kapısı tarafında bırakmaktı.
Olayla ilgili ilk haberlerde herhangi bir çatışma olmadığı iddia edildi. Akşam haberlerinde bu bilgi düzeltildi. Oysa çatışmalar günün erken saatlerinde başladı. Müslümanlardan birçok kişi yaralandı. Ama işgal güçlerinden de en az 16 polis ve çok sayıda sivil terörist yaralandı. İşgal güçleri olaylarda her türlü taşkınlığı yapmaya çalıştı ama Müslümanlar Mescidi Aksa'yı korumak için her türlü fedakarlığı göze aldı ve işgalcileri bu kutsal mabede sokmamayı başardılar.
Nablus'ta yaşanan olayda da el-Fetih'in askeri kanadına mensup 6 kişi öldürüldü ve bu, İsrail'in gerçekleştirdiği bir cinayetti. Fakat İsrail, olayın söz konusu kişilerin bomba imal etmeleri sırasında meydana gelen patlamadan kaynaklandığını ileri sürdüler. Türkiye'deki bazı medya organlarında Filistinlilerin bu olayda İsrail'i suçlamadıkları ileri sürüldü. Oysa bu bilgiler tamamen yanlıştı ve İsrail'in yanıltmalarına dayanıyordu. Filistin kaynakları ve yetkili organları bu cinayetin İsrail işgal devletinin başbakanının "tasfiye planı" çerçevesinde gerçekleştirdiği bir cinayet olduğunu bütün belgeleriyle ortaya koymuşlardır.