Gazze'nin Yeniden İmarı

17 Ekim 2014 Cuma, Yeni Akit

Siyonist işgalcinin elli bir gün süren saldırısı sebebiyle büyük bir yıkım ve katliama sahne olan Gazze'nin yeniden imarıyla ilgili olarak geçtiğimiz Pazar günü Mısır'ın başkenti Kahire'de bir uluslararası konferans düzenlendi. Evleri yıkılan ve evsiz, barksız bir şekilde sokaklarda kalan Gazze ahalisinin yeniden bir barınağa kavuşturulmaları önemli bir insanî sorumluluk olmakla birlikte Kahire'deki konferansla ilgili de zihinlerde muhtelif soru işaretleri var. Biz de bu konuyla ilgili farklı hususları dile getirebilmek için bugünkü ve müteakip yazımızda üzerinde duracağız inşallah.

Siyonist işgalcilerin 8 Temmuz'da başlatıp 27 Ağustos 2014'te uzun süreli ateşkesi kabul ederek son verdikleri ve 51 gün süren saldırıları Gazze'de büyük bir katliamın yanı sıra aynı zamanda büyük bir yıkıma neden oldu. Elli bin civarında ailenin evi ya tamamen yıkıldı ya da onarım görmeden kullanılamayacak derecede tahrip oldu. Böylesine bir yıkım adeta bir depremin neden olduğu sarsıntıya benziyordu. Bu derece büyük sarsıntılara ve yıkıma neden olan depremlerin hemen ardından müdahalede bulunulur. İlk etapta insanların evsiz, barksız bir halde kalmamaları için çadır kentler veya prefabrike siteler kurulur.

Gazze'nin yeniden imarıyla ilgili uluslararası toplantı ise 12 Ekim Pazar günü yani ateşkesin üzerinden 46 gün geçtikten sonra başlatıldı. Bu süre içinde, evleri yıkılan insanların geçici bir barınağa kavuşturulmaları için bazı gönüllü kuruluşların dar imkânlarla gerçekleştirdikleri kısıtlı faaliyetler dışında söze gelir bir çalışma yapılmadı. Uluslararası toplantı da yeniden imar planının devreye sokulması aşamasıyla ilgili geçici çözümleri, evsiz kalanların bu süre içinde sağlıklı bir ikamet imkânına kavuşturulması yönünü içermiyor.

O yüzden geçici çözümleri bölge halkı yine kendi üretmek zorunda kalıyor. Buradaki nüfusun üçte ikisinin 1948'de işgal edilmiş bölgelerden gelmiş mültecilerden oluşması sebebiyle zaten doğal kapasitesinin birkaç katı insan barındırıyor. Örneğin Türkiye'de nüfus yoğunluğu km2 başına ortalama 100 civarındayken Gazze'de 4100 civarında olduğu düşünülürse bölgenin taşıdığı yük tahmin edilebilir. Bu insanların en az beşte birinin barınaktan tamamen yoksun kalması durumunda bulunabilen geçici çözüm ise akrabalarının, komşularının, tanıdıklarının evlerine veya sosyal kurumlara yerleştirilmeleri olacaktır. Paylaştıkları evlerin ise zaten asıl sahiplerine bile dar geldiği düşünülürse bu geçici çözümlerin ne kadar zor şartlarda sürdürüldüğü anlaşılır.

Bu itibarla Kahire'de düzenlenen uluslararası konferans aslında çok gecikmiş olmakla birlikte siyonist katillerin sergilediği vahşet karşısında sarsıntıya uğramış halkın hali hazırda yaşadığı problemi de öncelikli konu olarak gündemine almış değildir.

Kahire'deki toplantı öncesinde bazı ülkelerin uluslararası koordinasyona gerek duymadan kendi kararlarıyla yaptığı yardımlar oldu. Ancak resmi kanallardan yapılan tüm işlemlerde Ramallah'taki Mahmud Abbas yönetimi kendini tek yetkili muhatap olarak kabul ettirdiğinden söz konusu yardımları da teslim aldı. O da, bölgenin yeniden imarıyla ilgili bir uluslararası koordinasyon oluşmasını beklediğini iddia ederek ve Hamas'ın uzlaşma hükümetini kabul ettiği halde Gazze'de bir gölge hükümetinin bulunduğu yalanını uydurarak gönderilen yardımları bloke etti, ihtiyaç sahiplerine iletmedi. O yüzden yapılan acil yardımlardan da evleri yıkılan on binlerce aile için geçici çözümler üretilemedi.

Kahire'deki uluslararası toplantı hakkında kafalarda oluşan sorulardan biri şu: Dün Gazze'yi yıkanların tarafında duranların, onlara yıkmaları için askerî teçhizat, bomba ve silah verenlerin, lojistik destekte bulunanların, saldırıya uğrayan yaralıların tedavi için dışarı çıkarılmalarına bile fırsat vermeyenlerin katıldığı hatta ev sahipliği yaptığı bir uluslararası toplantı bölge halkı için ne kadar ümit verici olabilecek?

Toplantıya katılanlar arasında evleri yıkılan on binlerce ailenin yeniden bir barınağa kavuşturulması çabalarına destek konusunda samimi olanlar bulunduğu gibi göstermelik yardım vaatlerini katillere yardım ve destekte iyice arsızlaşan kirli yüzlerini kısmen de olsa örtmek için maske olarak kullanmak isteyenler de var.

Yeniden Yıkımın da Önü Kesilmeli

18 Ekim 2014 Cumartesi, Yeni Akit

Bugün siyonist işgalcilerin adeta bir deprem sarsıntısı gibi sarsıntıya maruz bıraktıkları Gazze'nin yeniden imarı konuşulurken zihinlerde de önemli bir soru var: Siyonist tehdit karşısında güvenceye alınamamış ve yeniden yıkıma açık bir yeniden imar Gazze'nin karşı karşıya olduğu soruna kalıcı çözüm getirecek mi?

Gazze'nin yeniden imarını konuşmak için Kahire'de toplanan, bu amaçla önemli yardım vaatleri alan küresel ve bölgesel güçler, saldırı yüzünden evsiz kalan insanları acilen birer barınağa kavuşturma amaçlı geçici çözümleri gündemlerine almadılar. Hayata geçirilmesi epey zaman alacağı tahmin edilen, bu süre için de evsiz kalanların karşı karşıya olduğu problemleri aşma amaçlı acil formülleri gündemine almayan koordinasyonun üreteceği kalıcı çözüm formülleri karşısında da siyonist işgalcinin yeniden yıkım tehdidi ortadan kaldırılmış değil. Kaldırılması için de herhangi bir girişimde bulunulmasına ihtiyaç duyulmuyor.

İşgalci siyonist de yeniden imar projesi için yapılacak yardımlarda, silah ve tünel yapımında kullanılması mümkün malzemelerin sokulmasına izin verilmemesini, bunun için sıkı bir denetim olmasını istiyor. Dün saldırı ve yıkım aşamasında saldıranların tarafında duran güçlerin Kahire'deki toplantıya katılmalarının asıl amacı da zaten işgalcinin bu talebinin yerine getirilmesini sağlamak. Göstermelik yardım vaatlerini de bu amaçlarının üstünü örtmek için maske olarak kullanıyorlar.

İşgalcinin bu talebinin yerine getirilmesi iki anlam taşıyor: Birinci olarak Gazze'ye uygulanan ablukanın tam olarak kaldırılmaması ve bölgenin en azından bir ekonomik özerkliğe kavuşturulmasına fırsat verilmemesi. İkinci olarak da siyonist işgalcinin varlığını sürdürmesinden kaynaklanan yeniden yıkım tehdidi karşısında Filistin tarafının caydırıcı gücünü geliştirmesine engel olunması.

Kahire'deki toplantıyı organize eden küresel ve bölgesel güçlerin işgalci siyonisti, bölgeye yönelik tehditlerinden vazgeçmeye zorlamak ve yeniden imar projesinin geleceğini güvenceye almak için herhangi bir girişimde bulunmadığı dikkate alınırsa Filistin direnişinin caydırıcı gücünü geliştirmesinin önemi daha çok ortaya çıkar. Filistinlilere karşı siyonist tehdit devam ettiği sürece Filistin halkına da savunma gücünü ve caydırıcı teknolojisini geliştirme hakkının tanınması gerekir. Eğer bu imkân sağlanırsa yeniden imar bir anlam kazanır. Aksi takdirde hayata geçirilecek proje her an yeniden yıkım tehdidine açık olacaktır.

Yeniden imar konusundaki vaatlerin gerçekleşmesinin de ambargonun tamamen kalkmasına bağlı olduğu değişik vesilelerle dile getirildi. Ambargonun kalkmaması, Gazze'ye ekonomik güvence sağlanmaması, yeniden imar için gerekli ihtiyaç malzemelerini sokmada İsrail gümrüğüne mecbur kalınmaksızın doğrudan dünya piyasalarıyla irtibat imkânı sunacak yolların açılmaması durumunda imar faaliyetleri sürekli siyonist işgalcinin gümrük kapılarını kapatma tehdidiyle karşı karşıya kalacaktır. İşgalcinin de böyle bir avantajı projenin hayata geçirilmesini zorlaştırmak için adeta bir işkence aracı olarak kullanmaktan çekinmeyeceğini tahmin etmek zor değildir. Dolayısıyla bölgenin dünya piyasalarıyla doğrudan irtibata geçebilmesi ve yeniden imarda kullanılacak malzemeleri rahatça sokma imkânına kavuşması için büyük gemilerin yanaşmasına elverişli Gazze limanının bir an önce inşa edilmesi ve kullanıma açılması zorunludur.

Kahire'de toplanan güçler bir yandan basite alınamayacak rakamlarla yardım vaatlerinde bulunurken diğer yandan o yardımların reel karşılığının olmasını sağlayacak yolların açılması özellikle Gazze limanının ve havaalanının inşa edilmesi için kapıları zorlamazlarsa samimiyetlerini ortaya koymuş olamazlar.

İşgalci siyonist Kahire'deki toplantıya kendisinin çağrılmamasına güya tepki gösterdi. Aslında onun bu cüretkârlığı onca yıkım ve tahribattan dolayı cezalandırılması için hiçbir adım atılmamasından ileri geliyor. Gazze'yi imar iddiasındaki güçlerin, yıkımın asıl sorumlusunu yol açtığı tahribattan dolayı cezalandırmayıp kendi kasalarından ödeyecekleri paralarla onun çöpünü temizlemeye çalışmaları ya siyonist katil karşısındaki acziyetlerinden ya da onun cezalandırılmasına taraftar olmamalarından ileri gelir.

Siyonist vahşetin Gazze saldırısını unuttunuz mu?

Siyonistin Savaş Nöbeti