4 Ekim 2006 Çarşamba, Vakit gazetesi
Filistin'deki olaylar kamuoyuna HAMAS'a bağlı güvenlik güçleriyle el-Fetih'e bağlı güvenlik güçleri arasında çatışmalar olarak yansıtıldı. Bu tür haberler doğal olarak insanların zihinlerinde "bir resmî yönetimde bir yanda HAMAS'a diğer yanda el-Fetih'e bağlı güvenlik güçleri nasıl olabiliyor?" sorusunun oluşmasına yol açmıştır. Oysa durum farklı. Böyle bir fitnenin altyapısı HAMAS'ın yönetime geçmesi merhalesinde güvenlik mekanizmasının yapılandırılmasıyla ilgili kararlarla oluşturuldu. Başkan Mahmud Abbas iktidar devri merhalesinde güvenlik organlarının tümünü İçişleri bakanlığının yönetiminden alarak doğrudan başkanlığa bağladı. Oysa bir yönetimde güvenlik mekanizması İçişleri bakanlığına bağlı olur. Bu mekanizma onun kontrolünden alınırsa bakanlık sembolik hal alır. Fonksiyonunu icra edemez. Bu yüzden yeni hükümet İçişleri bakanlığına bağlı ayrı bir güvenlik teşkilatı oluşturdu. Çünkü başkanlığa bağlanan organlara müdahale edemediğinden güvenlik ve intizamın sağlanmasında onlardan yararlanamıyordu. Bunun da ötesinde söz konusu organlar hükümetin başarısız görünmesine yol açmak amacıyla güvenlik ve intizamın sağlanmasında özellikle pasif kalıyorlardı. İşte maaş alamadıkları iddiasıyla son günlerde olaylar çıkaran, saldırılar gerçekleştiren, hükümet binalarını ateşe veren güvenlik elemanları yasal sorumluluklarını yerine getirmeyen bu elemanlardır.
Olaylar da medyada iddia edildiği gibi el-Fetih'e ve HAMAS'a bağlı iki farklı güvenlik mekanizmasının çatışması değil, başkanlığa bağlanmış organların saldırılar düzenlemesi, hükümet binalarını ateşe vermesi ve buna karşılık İçişleri bakanlığına bağlı güvenlik organının müdahale etmesidir.
Olayların zamanlaması da düşündürücüdür. HAMAS geçtiğimiz ay, bir ulusal ittifak hükümeti oluşturulması için yoğun çaba sarf etti. Bundaki amacı dış baskılara karşı içeride bir ortak cephe oluşturmaktı. Çabalardan da faydalı neticeler alındı. Fakat işgalci Siyonist devlet ve onu himaye eden ABD bundan ciddi şekilde rahatsız oluyordu. Bu rahatsızlıklarını özerk yönetim başkanı Mahmud Abbas'ın ABD ziyareti esnasında da ortaya koyarak ona HAMAS hükümetinin çökertilmesi gerektiğine dair görüşlerini ilettiler.
Biz olayların Abbas'ın yönlendirmesiyle çıkarıldığını iddia etmiyoruz. Çünkü olaylarda başı çekenler onunla da sorunlu kişilerdi. Fakat olaylar özellikle Filistin'de bir ulusal ittifakın sağlanmasına yaklaşıldığı ve dış güçlerin bundan rahatsızlıklarını yansıttıkları sırada çıkarılmıştır. Ayrıca şunu da belirtelim ki geçmiş dönemde oluşturulmuş güvenlik organlarının başkan Abbas'a bağlanması onun bu organları hâkimiyetine alması anlamına gelmiyordu. Bundaki asıl amaç söz konusu organları hükümetin kontrolünden çıkarmaktı. Daha sonra bu organlarda hükümetin sultası dışında ayrı bir sulta oluşturuldu ve başkanlığa bağlılık sadece sembolik anlamda kaldı. Bu organlara kimi fiilen görevli kimi de daha önce görev almış ama sonra parlamentoya taşınmış belli isimlerin oluşturduğu mafya benzeri bir mekanizma hükmetmeye başladı. Bu mekanizmada yer alanlardan bazılarının isimleri aşağıda geçecek.
Bazı kişiler vardır ki bu tür fitne olaylarının arka planını görebilmek için biraz perdeyi araladığınızda ilk etapta onların yüzleriyle karşılaşırsınız. Filistin özerk bölgesinde bu nitelikteki kişilerden biri ve belki başta geleni Muhammed Dahlân'dır. Bu şahsın daha önce işgalci Siyonistlerle özel görüşmeler yaptığı ispat edilmişti. Biz onun söz konusu özel görüşmelerini açığa çıkaran fotoğrafları web sitemizde yayınladık. Hakkında muhtelif yazı ve haberler yayınladık. (Bkz. www.vahdet.com.tr)
Son karışıklarda başı çeken isim Muhammed Dahlân'ın adamlarından olduğu bilinen Ziyad Ebu Ayn idi. Olaylarla ilgili araştırmalarda elde edilen bilgilere göre el-Fetih'in muhalif kanadının Batı Yaka'daki ileri gelenlerinden olan Ebu Ayn olaylardan önce Ramallah'da bazı önemli şahıslarla toplantılar düzenleyerek karışıklıklar çıkarılması talimatları verdi.
Ebu Ayn'ın söz konusu toplantıyı düzenlemesinden önce de Koruyucu Güvenlik Birimi'nin başkanı Reşid Ebu Şubbak'ın onu ziyaret ettiği ve kendisiyle özel görüşme yaptığı tespit edildi. İktidar devri merhalesinde başkanlığa bağlanan güvenlik organları arasında yer alan Koruyucu Güvenlik Birimi'nin özerk yönetim bölgesinde fitne senaryolarının uygulamaya geçirilmesinde başrolü oynadığı bilinmektedir. el-Fetih'in tabanının şiddetle karşı çıkmasına rağmen Gazze'de onun listesinden aday yapılarak parlamentoya sokulan Dahlân bir dönem bu organın başkanlığını yaptı. Şu anki başkan Reşid Ebu Şubbak'ın da onun adamlarından olduğu biliniyor. Ebu Şubbak son olaylardan önce, Ramallah'ta Ebu Ayn ile görüşme yapmadan önce de Cenin'e bir ziyaret gerçekleştirmişti. Cenin'de çıkarılan kargaşalarda ve bazı hükümet binalarının ateşe verilmesinde onun bu ziyaretinde yaptığı gizli görüşmelerin rol oynadığı tahmin ediliyor.
el-Fetih'in ileri gelenlerinden bazıları olayları tasvip etmediklerini ve karşı olduklarını dile getiren açıklamalar yaptılar. Bunlardan biri hareketin Batı Yaka'nın el-Halil şehrindeki yetkilisi Lafi Gavs idi. Bu açıklamalar söz konusu saldırıların ve fitne eylemlerinin el-Fetih'in örgütsel bir faaliyeti değil hareket içindeki muhalif kanadın işi olduğunu ortaya koyuyordu. Ne yazık ki sözünü ettiğimiz güvenlik organlarına hâkim kesim de işte bu kanattır. Bu kanadın işgalcilerle irtibatının olduğu artık şüphe götürmeyecek bir gerçektir.
Başında bulunduğu bakanlığın bazı binaları olayları çıkaranlar tarafından yakılan Tarım bakanı Muhammed el-Ağa başta olmak üzere birçok hükümet yetkilisi yapılan işlerin dış güçlerin isteklerine cevap olduğunu vurguladı.
Görünüşte güvenlik gerçekte ise fitne organları olan söz konusu organların saldırgan tutumlarına HAMAS hükümeti aynı üslûpla karşılık vermedi. Saldırılar tümüyle haksız ve emperyalizmin hesaplarına göre olduğu halde HAMAS yine yumuşak davranan, yangının üzerine körükle değil su ile giden ve fitne ateşinin yayılmasını önlemeye çalışan taraf olmayı tercih etti. Böylece hükümet tarafından oluşturulmuş güvenlik elemanlarına çatışma sahasından çekilme, saldırılara saldırıyla karşılık vermeme talimatı gönderdi. Ama kargaşa çıkaranların yine rahat durmadıkları ve vaveylaya devam ettikleri görülüyor. Ziyad Ebu Ayn da benzer saldırılar gerçekleştirmeyecekleri garantisi vermeleri taleplerini reddettiği gibi hükümet yetkililerini takip edeceklerine dair iğrenç tehditlerde bulundu.