![]() |
| Berlin duvarının yıkılışından 13 yıl sonra, dünyadaki zulmü, şiddeti ve haksızlığı temsil eden Siyonizmin hiçbir meşruiyeti olmayan işgal devleti tarafından Filistinlilerin gasp edilmiş topraklarına yeni bir duvar örülmeye başlandı. |
![]() |
| Dün Berlin duvarını anti-propaganda malzemesi olarak kullanan ve bu duvarın dışında kalan dünyayı "hür dünya" olarak kabul ettiren ABD bugün çok daha zalimane bir duvara hararetle sahip çıkıyor. |
![]() |
| Vicdan sahibi herkes insanlık tarihine bir utanç vesilesi olarak geçecek ırkçı ayırım duvarına tepkili |
9 Kasım 2003 Pazar, Vakit gazetesi
9 Kasım, Berlin duvarının yıkılışının 14. yıldönümü. Bu duvar yıllarca insanlığın yüz karası olarak gündeme getirildi. Gerçekten de öyleydi. Ancak o zaman Berlin duvarını kendi siyasi hesapları için propaganda malzemesi olarak kullananlar bugün ondan çok daha kötü ve büyük haksızlıklara sebep olacağı BM raporlarıyla belgelenen bir duvara bütün güçleriyle destek veriyorlar.
Berlin duvarı özgürlüklerin önüne konmuş bir setti. Fakat bu duvarı örenler kendi insanlarının önüne bir engel koydukları gibi kendilerini de dünyadan tecrit etmiş, karanlık bir aleme gömmüşlerdi. Bu duvar sadece Berlin'i ikiye bölmüyor aynı zamanda dünyanın ikiye bölünüşünü sembolize ediyordu. Duvarın arkasında kalan mazlumlar özgürlüklerinin önüne set çekilmesine ek olarak kendilerinin dünyadan tecrit edilmelerinin ızdırabını yaşıyorlardı. Bu yüzden duvara ve önlerine duvar örenlere olan nefretleri her geçen gün artıyordu. Duvarın arkasında kalan rejimlerin hamisi ve patronu Moskova'daydı. O zaman dünyayı kontrol etmeye çalışan iki kutuptan birinin lideri olan bu patron bütün gücünü silahtan alıyordu. Ama o abartılan, şişirilen gücünün bir balondan ibaret olduğu ve inancın gücü karşısında silahın gücünün yenilgiye uğradığı Afganistan'da görülünce duvarın arkasında kalan rejimler çökmeye başladı. Buna paralel olarak 9 Kasım 1989'da Berlin duvarı aralandı, 2 Ocak 1990'da yıkılışına karar verildi ve 14 Ocak'ta da yıkım başladı.
Berlin duvarının yıkılışından 13 yıl sonra, dünyadaki zulmü, şiddeti ve haksızlığı temsil eden Siyonizmin hiçbir meşruiyeti olmayan işgal devleti tarafından Filistinlilerin gasp edilmiş topraklarına yeni bir duvar örülmeye başlandı. Örülmesi istenen duvar güya Filistinlilerin eylemlerine karşı bir güvenlik duvarı olacaktı. Oysa gerçekte işgal edilen toprakların genişletilmesi ve mağdur edilen Filistinlilerin artırılması amacı güdüyordu. Bu gerçek BM raporlarına da geçmiş ve belgeleriyle ortaya konmuştur.
Dün Berlin duvarını anti-propaganda malzemesi olarak kullanan ve bu duvarın dışında kalan dünyayı "hür dünya" olarak kabul ettiren ABD bugün çok daha zalimane bir duvara hararetle sahip çıkıyor. BM Güvenlik Konseyi'nin bu duvar aleyhine aldığı kararı veto ettiği gibi Genel Kurul'da alınan kınama kararına da onay vermedi. Şu var ki bu emperyalist saldırgan devlet de gücünü silahtan almaktadır ve umarız Irak direnişi de onun şişirilen gücünün aslında bir balon olduğunu ispat eder. Böylece inancın gücünün silahın gücünden üstün olduğu bir kez daha görülür. O zaman ABD'nin kanlı kılıcının himayesinde ve gölgesinde varlıklarını sürdüren kukla rejimler hür iradeye teslim olmaktan başka bir yol bulamazlar.
Filistin'deki muhtelif sivil toplum örgütleri, Berlin duvarının yıkılışının yıldönümü münasebetiyle "Filistin'deki Irkçı Ayırım Duvarına Karşı Kampanya" adıyla faaliyet başlattılar. Kamuoyunun dikkatlerini bu konuya çekme ve duvarın sebep olacağı haksızlıklar hakkında bilgilendirme amacıyla bir hafta süreyle çalışmalar yürütülecek. Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının ve kitlenin de bu çalışmalara, siyonist işgalcilerin inşa ettiği ırkçı ayırım duvarından kaynaklanan zulme bigane kalmamalarını umuyoruz.