9 Kasım 2007 Cuma, Vakit gazetesi
Pakistan'ın darbeci generalini isim yönünden biraz Mısır cumhurbaşkanına benzetebiliriz. Her ikisinin de isimleriyle sergiledikleri duruş, izledikleri tutum arasında tam bir çelişki, zıtlık var. Tabi bu durum sadece ikisine has değil. Ama ikisinin adlarında bayağı belirgin olduğu için bu benzetmeyi yaptık. Mısırlıların birçoğu maruz kaldıkları zulümden dolayı cumhurbaşkanlarını La Hüsni ve lâ Mübarek olarak anmayı tercih ediyorlar. Hatta bir süre önce görüştüğümüz Mısır dışında yaşayan bir Mısırlı şöyle bir espri yapmıştı: "Ben bayramlarda 'ıydun mubarek: bayramınız mübarek olsun' demem; 'ıydun saîd: mutlu bayramlar" demeyi tercih ederim."
Müşerref, şereflendirilmiş, onurlu, şerefli gibi anlamlara gelir. Ama bu adam ABD'nin Pakistan halkının tepesindeki sopası. Amerikan emperyalizminin hesabına kendi halkının tepesinin üstünde demir sopa görevi gören biri için "şerefli, onurlu" demek mümkün müdür? İşte bundan dolayı ismiyle de bağlantı kurarak biz bu adam hakkında "Bush'un onursuz sopası" nitelemesini kullanmayı uygun gördük.
Bugün Pakistan'da yaşananlar ABD başkanı Bush'un İslâm dünyasını sopayla hizaya sokma ve kendi politikalarını bu yolla uygulamaya geçirme çabalarının Pakistan versiyonudur. Bush, bu yöndeki planları için bazı yerlerde doğrudan kendi sopasını kullandı. Bazı yerlerde ise General Perviz Müşerref gibi uzaktan kumandalı sopalardan yararlanmaya çalıştı. Bu konu yani İslâm dünyasındaki Amerikan karşıtı siyasi hareketlenmeler karşısında ne gibi metotlardan yararlanılması gerektiği Bush'un koltuğa oturduğu günlerde tartışılmıştı ve bazı lobiler ABD yanlısı yönetimlerin otoriter yapılarının güçlendirilmesi görüşünü savunmuşlardı. Sonraki dönemlerde izlenen politikalar bu görüşün kabul gördüğünü ortaya koydu.
Ama gelinen durum ABD'nin bu demir sopa politikasının, sömürülen halkları hizaya sokma amacına ulaşmasında fazla işe yaramadığını hatta geri teptiğini gösteriyor. Bugün Pakistan'da yaşananlar demir sopa politikasının bir yandan da resmi şiddete dayalı otoriteyi acziyete, çıkmaza sürüklediğini ortaya koyuyor. Çünkü devletin resmî şiddeti uygularken sürekli daha fazlasına ihtiyaç duyması, bir önceki miktarla kontrolü sağlayamadığını ilan etmesi anlamına gelir. Peki, şiddetin çıtasını yükseltmekle kontrolü sağlayabilecek midir? Pakistan'da durum bunu göstermiyor. Bu iddiamızın gerekçesini müteakip yazımızda ortaya koyacağız inşallah.
Biz daha önce Pakistan'daki Kızıl Cami Medresesi olayları ve Lübnan'daki Nehru'l-Bârid olayları hakkında ayrı ayrı birer dosya hazırlamış, bu iki olay hakkında benzerliklere işaret etmiştik. Her iki olayda da ABD'nin demir sopayla hizaya sokma stratejisinin önemli rolü vardı. Biz söz konusu dosyalarımızda Kızıl Cami Medresesi'nde ve Nehru'l-Bârid mülteci kampında sergilenen vahşetin Pakistan ve Lübnan'ı daha fazla çıkmaza ve krize sürükleyeceğini dile getirmiştik. İlginçtir ki şu an her ikisi de ciddi siyasi krizler yaşıyor. Lübnan'da cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda kriz yaşanıyor ve bütün herkes ulusal uzlaşma çağrıları yaptığı halde uzlaşma sağlanamıyor. Son olarak Lübnan Marunî Kilisesi tarafından yapılan açıklamada Anayasal süreç içinde cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bir ittifak sağlanamaması durumunda ülkenin kaosa ve hatta parçalanmaya doğru sürüklenebileceği uyarısında bulundu. Pakistan'da ise sıkıyönetim çözüm getirmeyecek tam aksine kargaşanın daha da büyümesine sebep olacaktır. Demek ki ABD hesabına masum insanlara yüklenmek, onları vahşice katletmek, medreselerini, yurtlarını veya mülteci kamplarını dağıtmak ülkeye hayır getirmiyormuş.
Pakistan'da olağanüstü hal uygulaması ilan edilmesinin hemen ardından Gürcistan'da olağanüstü hal ilan edildi. ABD'nin fitne faaliyetlerinin finansman ve senaryo işlerini yürüten George Soros'un özel destekleriyle iş başına gelen Mihail Saakaşvili, olayları tamamen Rusya'nın üzerine yükleyerek kendi aradan çekilmeye çalışıyor ve kendi dayatmacılığının bu olayları hazırladığını düşünmek istemiyor. Devletin gücünü dayatmacılıkta kullanmanın yol açtığı durum açısından Gürcistan'da yaşananlarla Pakistan'da yaşananlar arasında bir benzerlik kurmak mümkündür. Fakat bu konunun ayrıntısına girebilmek için Gürcistan'da yaşananlar üzerinde de ayrıca durmaya ihtiyaç var.
Bütün bu gelişmeler ABD'nin kontrol mekanizmasının zayıfladığını ve onun tarafından demir sopa olarak kullanılan otoritelerin eskidiğini gösteriyor. Bu durum artık siyasi otoriteleri halk iradelerini ciddiye almaya zorlayacaktır.