Sonunda Ecevit Başbakan Oldu

Türkiye'de eski hükümetin birtakım yolsuzluklara karışma ve mafya ile ilişki içine girme suçlamasından dolayı düşürülmesinin ardından başlayan hükümet krizi sonuçta Doğru Yol Partisi'nin Ecevit'in başkanlığında bir hükümete destek vereceğini bildirmesinin ardından çözüldü. Ancak bu çözüm köklü ve halk tabanının desteğine dayanan bir çözüm değil tamamen iğreti ve bazı hesapların önünü kesme amacına yönelik bir çözüm oldu. Çiller'in Ecevit'e destek vermesi de cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in hükümet konusunda ipleri tamamen eline alma amacına yönelik birtakım hesaplarının önünü kesmek içindi. Ayrıca Çiller, daha önce kendisinin başbakanlığa gelmesinin önlenmesi için çevrilen dolaplarda başrollerde oynayan Yalım Erez'in hükümet kurmasını da istemiyordu. Ecevit'e destek vermesinde onun hükümet kurmasını engelleme amacının da önemli bir etkisi oldu. Çünkü Çiller, Doğru Yol Partisi'nin listesinden parlamentoya girdikten sonra bu partinin genel başkanına karşı çevrilen dolaplarda sürekli anahtar rolü oynayan Yalım Erez'in başbakanlık koltuğuna oturmasına şiddetle karşı çıkıyordu.

Bütün bunlara bakarsak şu anda Ecevit'in kurduğu azınlık hükümetinin tabandan gelen bir hükümet değil adeta bir satranç hükümeti olduğunu görürüz. Çünkü bu hükümet tıpkı satranç oyununda olduğu gibi karşı tarafı mat etme amacıyla ve birtakım siyasi hesaplarla kurulmuş bir hükümettir. Mahiyet itibariyle ise daha önce yolsuzluklar ve mafyayla ilişkiler suçlamasından dolayı düşürülen hükümetten fazla bir farkı yoktur. Zira her şeyden önce mafyayla ilişkiler suçlamasından dolayı düşürülen hükümetin ortaklarının kurduğu bir hükümettir. İkinci olarak o hükümette Demokratik Sol Parti'den bakan olanlar yeni hükümette de görev almışlardır. Sadece iki bakanın görevlerinde değişiklik yapılmış, ancak onlar da bir başka bakanlık koltuğuna oturtulmak suretiyle hükümette tutulmuşlardır.

Demokratik Sol Parti (DSP) genel başkanı Bülent Ecevit'in başbakanlığında kurulan yeni hükümetin genel mahiyeti hakkında da şu bilgileri verebiliriz: Bu hükümet, bakanlarının tümü Demokratik Sol Parti (DSP) mensuplarından oluşan bir azınlık hükümetidir. Yani bir koalisyon hükümeti değil, tek parti tarafından oluşturulmuş azınlık hükümetidir. Bu azınlık hükümeti, kendisini iki partinin dışarıdan desteklemesi suretiyle iş başına geldi. Destekleyen partiler ise mafyayla ilişkiler suçlamasından dolayı düşürülen hükümetin başbakanlığını sürdüren Mesut Yılmaz'ın liderliğindeki Anavatan Partisi (ANAP) ve bayan Tansu Çiller'in liderliğindeki Doğru Yol Partisi. Parlamentoda üyesi bulunan diğer partilerin hiçbiri ise bu hükümete destek vermiyor.

Ecevit'in başkanlığındaki yeni hükümet için güven oylaması 15 Ocak 1999 Pazar günü yapılıyor. Dolayısıyla bu yazı yayınlandığında güven oylaması yapılmış ve kuvvetli bir ihtimalle bu hükümet güvenoyu almış olacak. Çünkü hükümeti kuran DSP ile ANAP ve DYP'nin oyları bir hükümetin güvenoyu alması için yeterli oluyor. DYP'nin Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınmasını istediği Hikmet Uluğbay başka bir bakanlık koltuğuna oturtulduğundan bu sorun da aşılmış gibi görünüyor. Ancak onun başka bir bakanlık koltuğuna oturtulması tamamen göstermelik bir çözüm niteliği taşımaktadır.

Güvenoyu alması kesin görünen bu hükümet bir tür seçim hükümeti niteliği taşımaktadır. Çünkü normalde 18 Nisan 1999 tarihinde hem belediyeler, hem de parlamento üyelikleri için seçim yapılacak. Bu seçimden sonra meclis aritmetiği büyük ölçüde değişeceğinden Ecevit'in hükümetinin devam etmesi imkansız.

Okullardaki başörtüsü yasağından dolayı yaşanan sıkıntıların yeni hükümet döneminde de devam edeceği kesin. Çünkü bu yasağı en çok savunan siyasi partilerin başında Ecevit'in genel başkanlığını yaptığı DSP gelmektedir. Ayrıca eski hükümette Milli Eğitim bakanlığı yapan Hikmet Uluğbay'ın bir başka bakanlık koltuğuna oturtulmuş olması bir şeyi değiştirmeyecek. Çünkü yeni bakan da yaptığı ilk açıklamada eski bakanın politikasını aynen sürdüreceğini ifade etti. Bunun yanı sıra, Hikmet Uluğbay'ın Milli Eğitim bakanlığının üzerindeki gölgesi devam edecek. Çünkü o hem yeni hükümette başbakan yardımcılığına getirildiğinden etkinliği biraz daha arttı, hem de yeni hükümette Milli Eğitim, Gençlik ve Turizm bakanlıkları arasında koordinasyonu sağlamakla görevlendirildiği açıklandı. Dolayısıyla başörtüsü konusundaki insanlık dışı zulüm ve şiddetin bu dönemde de devam edeceği anlaşılıyor.

Ecevit'in bir de üç aylık kısa süreyi kadrolaşma için çok iyi değerlendireceği sanılıyor. Çünkü 1980 öncesinde de böyle kısa süreli hükümetler kurmuş olmasına rağmen özellikle aşırı görüşleriyle tanınan komünist militanları devletin önemli mevkilerine yerleştirmeyi başarmıştı. Yani Ecevit'in arzuladığı kadrolaşmayı gerçekleştirmesi için üç aylık süre yeterli oluyor.

Bu hükümet döneminde yolsuzlukların, devlet kadrolarına sızmış bazı kişilerin çetelerle ilişkilerinin önüne geçilmesi için önemli bir adım atılması ise beklenmiyor.