Zulmü Alkışlayamam

2 Ocak 2001 Salı

Benim inancım zulmü ve haksızlığı mutlak anlamda reddetmektedir. Zulüm kim adına ve kime karşı yapılırsa yapılsın kabul edilemez. Mazlum ve mağdur olanlar suçlu bile olsalar benim inancıma göre onlara yapılan zulmün de reddedilmesi gerekir. Çünkü cezalandırma ile zulüm birbirinden farklıdır. Bir kimsenin farklı düşünce ve inançlardaki kişilere yapılan zulüm ve haksızlığı onaylaması geçmişte kendine veya kendi gibi düşünenlere karşı yapılmış ya da gelecekte yapılması muhtemel zulüm ve haksızlıkları onaylaması gibi bir sonuca götürebilir. Bu yüzden zulmün kesinlikle ve şartlı olarak değil mutlak anlamda reddedilmesi gerekir.

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Bir topluluğa sizi Mescidi Haram'dan alıkoymaları dolayısıyla duyduğunuz kin sınırı aşmanıza sebep olmasın. İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşın. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah, cezası çok şiddetli olandır." (Maide, 5/2)

Bir başka ayeti kerimede de şöyle buyurulmaktadır: "Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletten ayrılmaya yöneltmesin. Adaletli davranın; bu takvaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah sizin işlediklerinizden haberdardır." (Maide, 5/8)

Günümüz insanlığı adaletin sadece seçkinler için işletilmesinden muzdariptir. Bugün ne yazık ki birçokları: "Adalet hemen şimdi herkes için" sloganını tekrar ettikleri halde zulüm kendilerine dokunmadıkça mazlumların ve mağdurların seslerine kulak vermiyorlar. Gerçekten adaletin herkes için ve vakit geçirilmeden uygulanması konusunda ittifak sağlanabilseydi öyle rahat bir şekilde adaletin rafa kaldırılması cesareti gösterilemezdi.