Bir Bombanın Hatırı

11 Ekim 1995 tarihli "Kazzafi Yine Esiyor" başlıklı yazımıza Konya'dan bir okuyucumuz alınmış ve: "1974 Kıbrıs harekâtında Hv. K. K. saflarında savaşmış bir asker olarak söylüyorum: Savaşın ilk gününde bize yardım elini uzatan sadece iki devlet vardı. (Pakistan'ı unutmuş değilim) Birisi İran, diğeri de Libya" diye yazmış. Okuyucumuz Libya'nın gönderdiği bombaları uçaktan indirenler arasında yeraldığını söylüyor ve bizim yazımızın insaf sınırını aştığını ileri sürüyor.

Aslında Kazzafi'nin Libya Müslümanlarına neler çektirdiğini bilenler bizim o yazımızın onun yaptıklarından milyon kere daha insaflı olduğuna hükmedeceklerdir. Söz konusu yazımız Kazzafi'nin güya Arafat'ın İsrail'le anlaşma yapmasını protesto amacıyla Libya'da yaşayan Filistinlileri sınırdışı etmesiyle ilgiliydi. Bu suçsuz, günâhsız, zavallı insanların Mısır - Libya arasındaki çöllerde, soğuk kış günlerinde kan kustuklarını dile getirmemiz mi insafsızlıktır yoksa eşi görülmemiş bir protesto mantığıyla bu insanlara kan kusturmak mı? Bu değerlendirmeye göre İran'daki devrimin lideri Humeyni bizden çok daha insafsızmış. Çünkü o, 1974'de Türkiye'nin Kıbrıs harekâtına destek veren şahın zulümlerini dile getirmekle kalmadı aynı zamanda onun saltanatına son verdi.

Aslında Kazzafi, bütün dünyanın, İslâmi bir yönetimi benimsemesinden dolayı Sudan'ı yalnızlığa ittiği bir dönemde bu ülkeyle çok iyi ilişkiler içine girdi. Kendisini bu ilişkilere zorlayan birtakım sebeplerin olmasına rağmen onun bu tutumunu takdir ettik. Fakat bu takdirimiz yaptığı haksızlıkları gizlememizi gerektirecek bir şey değildir.