Doğu Timor Sorunu Nereden Çıktı?

Endonezya'da Suharto diktatörlüğüne son verilmesinin hemen ardından Doğu Timor meselesi gündeme getirilerek yoğun bir şekilde işlenmeye başlandı. Meselenin Türkiye kamuoyuna da aynen Batı'nın bakış açısıyla yansıtıldığını hatta bu konuda birtakım İslami yayın organlarının da yanılgıya düştüklerini dolayısıyla kamuoyunun yanıltılması seferberliğine bir ölçüde katkıda bulunduklarını görüyoruz. Bu açıdan Doğu Timor meselesinin gerçek mahiyetiyle ilgili bazı önemli noktalara işaret etmek istiyoruz. Umarım bizim vereceğimiz bilgiler özellikle İslami basın yayın organlarındaki yetkili kardeşlerimizin de dikkatini çeker ve bu konuyla ilgili olarak ajanslardan kendilerine ulaşan haberlerin metinlerinde kullanılan ifadeleri uygun şekilde değiştirme zahmetinde bulunurlar.

Doğu Timor, 1975'e kadar Portekiz sömürgesiydi. Gerçekte ise bu bölge Endonezya'nın bir parçasıdır. Dolayısıyla Endonezya bu bölgeyi 1975'te kendi topraklarına ilhak etti. Ama ne yazık ki bugün basın yayın organları vasıtasıyla bu ilhak bir işgal olarak yansıtılmaktadır. Asıl işgal Portekiz'in oradaki hakimiyetiydi. Ayrıca bölge 1975'e kadar bağımsız bir yapıya sahip değildi ki Endonezya'nın bölgeyi ilhakını bir işgal olarak nitelendirmenin haklı tarafı olsun. İlhak kararıyla Portekiz'in bölge üzerindeki sömürgesine son verilmiş ve bölge Endonezya yönetimine geçirilmiştir. Bu uygulama kısmen Çin'in Hong Kong'u devralmasına benziyor. Ancak arada bir fark var: Hong Kong'un devri bir anlaşma çerçevesinde gerçekleşti. Doğu Timor'un ilhakı ise Endonezya yönetiminin tek taraflı kararıyla gerçekleşti. Endonezya hükümetinin yapısı ne olursa olsun bütün taşları yerine koymak ve tespitleri doğru yapmak gerekir. Bu açıdan Doğu Timor'un toprak olarak Endonezya'nın bir parçası olduğu gibi bu ülkeyle aynı tarih ve kültürü paylaştığını da dile getirmek zorundayız.

Şu var ki; sömürgeciler girdikleri her bölgede özellikle etnik açıdan birtakım problemler oluşturmuş ve arkalarında kanayan yaralar bırakarak çekilmeyi yeğlemişlerdir. Yıllardan beridir kapanmayan Güney Sudan yarası, Fas'ın uzun süreden beridir başını ağrıtan Batı Sahra meselesi, Senegal'in baş belası durumundaki Kazamans problemi, Nijer'in Tuaregler sorunu bunlara birkaç örnektir. İşte Doğu Timor problemi de bu türden bir problem niteliği taşımaktadır.

Portekizliler bölgeyi sömürgeleştirdiklerinde özellikle Doğu Timor bölgesine dışarıdan hıristiyanlar naklederek bu bölgede belli bir hıristiyan kitle oluşturdular. Daha sonra yürütülen misyonerlik çalışmalarıyla hıristiyanların bu bölgede önemli bir güç oluşturmaları sağlandı.

1975'te Doğu Timor'un Endonezya tarafından ilhak edilmesi kararını BM tanımadı. Batılı sömürgeciler ve özellikle Portekiz de bu topraklara yerleştirdikleri hıristiyanları Jose Gusmao adında birinin liderliğinde örgütleyerek sözde bir bağımsızlık savaşı başlattılar. Asıl amaç ise bölgenin bağımsız hale getirilmesi değil Endonezya'nın dışarıdan kontrolünde işe yarayacak, ülkede meydana gelmesi muhtemel siyasi değişikler karşısında dizginleri elde tutmada kendisinden istifade edilecek bir yaranın sürekli açık kalmasını sağlamaktı. 4 Kasım 1976'da Tungku Hasan di Tiro'nun liderliğinde bağımsız bir devlet kuran ve devletlerini İslam şeriatına göre yönetme azminde olduklarını bildiren Açe Sumatralıların bu devletlerinin Endonezya tarafından yıkılıp yaşadıkları bölgenin ilhak edilmesi karşısında tek kelime bile sarf etmeyen Batı'nın ve BM'in Doğu Timor sorununu sürekli gündemde tutmaya çalışması da iki yüzlülüğünün bir göstergesidir.

Şimdi Suharto diktatörlüğüne son verilmesi ve ülkede birtakım siyasi reformlara ihtiyaç duyulması üzerine Batılı sömürgeciler hemen Doğu Timor konusunu gündeme getirerek Endonezya'da siyasi dengeleri kontrol altında tutabilmek için bu meseleden yararlanma çabası içine girdiler. Yani yapılmak istenen Doğu Timor meselesini kalıcı bir çözüme kavuşturmak değil Endonezya'nın gidişatını etkilemek ve bu ülkedeki siyasi yapının Batı'nın kontrolünün dışına çıkmasını önlemektir. Kısacası Endonezya'daki İslami uyanış ve bilinçlenmenin devlet yönetimini etkilemesine engel olunabilmesi için Doğu Timor meselesi bir takoz olarak kullanılmak istenmektedir.

Türkiye'deki İslami basın yayın organlarının da bu gerçeği görmelerini ve Türkiye kamuoyunu bu açıdan aydınlatmalarını bekliyoruz.