Nedim İbrahim Gencev Kimdir?

Bulgaristan'da Müslümanlara karşı en ağır zulüm ve baskı uygulamalarının yapıldığı tarihlerde Jivkov yönetimi tarafından Bulgaristan'daki Müslümanların baş müftülüğüne getirilmiş olan Nedim İbrahim Gencev bu göreve getirilmeden önce Kırcaali müftülüğü görevini yürütüyordu. Ondan önce de Bulgaristan'ın gizli polis teşkilatında çalışıyordu. Bu yönünü son olaylarla ilgili olarak yaptığı açıklamasında kendisi de itiraf etti. Ama Gencev açıklamasından "gizli polis teşkilatında çalıştım" demiyor da sadece "polis teşkilatında çalıştım" diyor ve ilave ediyor: "Ama asla ihanet etmedim". Her şeyden önce Müslümanlara ağır bir şekilde zulmedildiği o dönemde Bulgaristan polis teşkilatında hele gizli polis teşkilatında çalışmak başlı başına bir ihanettir. Ama hepsi bu kadar mı bakalım!

Ben şahsen, Nedim İbrahim Gencev'i gıyabında birkaç yıldan buyana tanımaktayım. Ancak geçtiğimiz yaz gerçekleştirdiğim Bulgaristan ziyaretim esnasında daha yakından tanıdım ve onun kim olduğu ve nasıl biri olduğu hakkında kendisine çok yakın insanlardan bilgi edinme imkanı buldum.

Gencev, son olaylarla ilgili açıklamasında, kendisinin polis teşkilatından Türkler'e yardımcı olduğundan dolayı atıldığını ileri sürüyor. Oysa ben Gencev'in, Türklerin Bulgaristan'dan kovulduğu tarihlerde yapmış olduğu açıklamaları çok iyi hatırlıyorum ve onun bu açıklamaları ile ilgili yayınları saklıyorum, isteyen herkese de gösterebilirim. O zamanlar, Türklere Bulgaristan'da hiçbir baskının olmadığını ve kaçanların birtakım hesaplar peşinde olduklarını ileri sürüyordu. İkinci olarak bana, Bulgaristan'da onu çok yakından tanıyan insanlar, Gencev'in polis teşkilatından fazla içki düşkünü olmasından dolayı atıldığını söylemişlerdi. Onun içki düşkünlüğü gizli polis teşkilatındaki görevlerini aksatmasına vesile oluyormuş ve bu yüzden bir başka göreve transfer edilmek üzere bu teşkilattan çıkarılmış.

Jivkov yönetimi, Nedim İbrahim Gencev'i polis teşkilatından çıkarmış ama sahipsiz bırakmamış. Yönetime olan sadakatı dolayısıyla kendisine yeni bir görev aramış. O zaman, Gencev için en uygun görev olarak Türklerin yoğun bir şekilde bulundukları Kırcaali vilayetinin müftülüğü düşünülmüş. Gencev bu görevi bir süre yürüttükten sonra en azından kendisine dini meselelerle ilgili olarak sorulan sorulara oldukça cahilane cevap vermemesi için din ilimleri alanında biraz tahsil görmesi için Suriye'ye gönderilmiş. Suriye'de altı aylık bir ilahiyat tahsili gördükten sonra kendisine "İlahiyat doktoru" unvanı verilmiş. Başkalarının dokuz-on yılda elde ettikleri unvanı daha önce hukuk tahsili görmüş ve gizli polis teşkilatında çalışmış olan İbrahim Nedim Gencev Bulgaristan'daki komünist diktatör Jivkov yönetimi ile Suriye'deki sosyalist-nusayri diktatör Hafız Esed yönetimi arasındaki "kültürel işbirliği anlaşması" sayesinde altı ayda elde etmiş. İşte Dr. (!?) Nedim Gencev'in "doktorluk" ünvanı buradan geliyor. Nedim Gencev, ülkesine dönüşünde derhal "Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü" görevine getirilmiş.

Nedim Gencev'i çok yakından tanıyan bazı kimseler bana bu kişiyle ilgili bazı hatıralarını anlatmışlardı. Bunların tümünü burada anlatmaya gerek görmüyorum. Ancak onların hatıralarının tümü Gencev'in İslam'ın emirlerini yerine getirme ve yasaklarından kaçınma konusunda hiçbir hassasiyet taşımadığı noktasında odaklaşıyordu.

Gencev'in Bulgaristan Müslümanlarına gönderilen kitap ve yardımları parayla sattığına dair haberler, bizim ziyaretimiz esnasında da yaygın olarak dolaşıyordu. Hatta birçoklarının bu şekilde yardım için gönderilen kitapları parayla satın aldığını öğrenmiştim. Haklar ve Özgürlükler Hareketi'nin listesinden Velingrad milletvekili olarak meclise girmiş olan ve sözkonusu hareketin "din komisyonu" başkanlığını yürüten Rıdvan Kadıoğlu, Nedim Gencev'in sürekli bir şekilde yönetimin yanında yeralmayı tercih ettiğini ifade etmişti.

Bugün öğrencileri Gencev'e karşı eylem gerçekleştiren Sofya İslam Enstitüsü, Nedim Gencev tarafından kurdurulmuştu. Ancak bu enstitünün ülkedeki yönetime sadık ve dine karşı "din görevlisi" yetiştirmek amacıyla kurdurulduğu bize söylenmişti. Hatta bizzat bu enstitüde okuyan öğrencilerden ve enstitü ile yakın ilişki içinde olan kişilerden hocaların birçoğunun dinsiz ve dini bilgilerden mahrum kimseler olduklarını öğrenmiştim. Bazı hocaların Kur'an-ı kerim'de tenakuzların (birbirine ters ayetlerin) bulunduğunu ileri sürdüğü söylenmişti. Yine Kur'an-ı kerim dersi veren hocanın kendinin doğru dürüst Kur'an okumayı bilmediğini söylemişlerdi. Ancak Allah'ın hikmeti! Bu amaçla kurdurulan enstitünün öğrencileri hileyi bozmak için ayağa kalkarak din ile ilgisi olmayan kişilerin din adına konuşmalarına son vermek için eylem gerçekleştirdiler. Ben bununla ilgili haberi ilk okuduğumda hayretler içinde kaldım ve Yüce Allah'ın "onlar bir oyun düzenliyorlarsa bizim de bir oyunumuz vardır" sözünü hatırladım. İşte bütün dünya için bu durum sözkonusudur. Bu güzel gelişmeler bütün dünya Müslümanlarının parlak bir geleceğe doğru ilerlediklerini müjdeliyor.

Gencev olayı ile ilgili olarak ilgimi çeken bir nokta daha var: Türkiye'de İslami kimlik taşıyan birtakım gazetelerin bu adamı savunmak için çaba harcaması. Doğrusu Gencev'in ne İslam adına ne de Türklük adına savunulacak bir yanı var.