Nükleer Silahlanma ve Pakistan

8 Şubat 2004 Pazar, Vakit gazetesi

Köroğlu'nun o meşhur beyti insanlığın bugün silahlanma konusunda karşı karşıya olduğu durumu mükemmel bir şekilde izah etmektedir: "Tüfek icat oldu mertlik bozuldu; Eğri kılıç kında paslanmalıdır"

Günümüz insanlığı için silahlanma konusunda en büyük tehdit emperyalist güçlerdir. Ne var ki bu güçler ellerinde bulunan ve tüm dünyayı imha etmeye yetecek nükleer silahların tartışılmasına bile fırsat vermezken bazı ülkelerin caydırıcı unsur olarak geliştirdiği silahların üzerine gidiyorlar. Oysa nükleer silahlanmanın önüne geçilebilmesi için bütün dünyada tedbirlerin alınması ve bu silahların kimin elinde olursa olsun tehlike arz ettiğinin temel prensip olarak kabul edilmesi gerekir.

ABD'nin elindeki nükleer silahların tehlike arz etmediğini garanti etmek mümkün müdür? Makyavelist devlet felsefesiyle yani devletin çıkarının olduğu yerde ahlaki ve dini ölçünün geçerli olmadığı anlayışıyla yönetilen bir devletin elindeki silahların tehlike arz etmediğini söylemek nasıl mümkün olabilir? ABD'nin elindeki silahların ne derece büyük tehlike arz ettiğini Vietnam savaşı, iki Körfez savaşı, Somali, Afganistan ve Irak işgalleri ve bunların dışında pek çok tecrübe gözler önüne serdi.

Aynı şey siyonist işgal devleti için de geçerlidir. Kundaktaki bebekleri analarının kucağındayken hedef alarak göz kırpmadan öldürebilen, babalarının arkasına sığınan çocukları keskin nişancılarına öldürtebilen bir zihniyetin elindeki silahın tehlike arz etmediğini garanti etmek nasıl mümkün olabilir?

Bu durum karşısında ya o emperyalist ve saldırgan güçlerin elindeki tehlikeli silahların tümüyle yok edilmesi suretiyle insanlığın rahatlatılması ya da caydırıcı karşıt silahların geliştirilmesi gerekir. Eğer emperyalist güçler ellerindeki toplu imha silahlarını sürekli modernleştirirken ve miktarlarını artırırken, caydırıcı silahlar geliştirilmezse o zaman onların elindekiler daha tehlikeli hale gelir. Bu sebeple Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) eğer Amerika ve İsrail'in elindeki tehlikeli silahların ortadan kaldırılması için en ufak bir adım atmazken sadece ABD'nin gösterdiği hedef ülkelerin üzerine gidiyorsa bunu insanlığa hizmet sanmamalı. Bilakis insanlığı daha büyük bir tehlike ve tehditle karşı karşıya getirmektedir.

Ateşli silahların çıkmasından sonra okla kılıcın hükmü kalmadı. Bütün insanlık için tehlike arz eden emperyalistlerin ve onların himaye ettiği devletlerin en modern nükleer silahlar geliştirdiği ortamda da otomatik tüfeklerin fazla bir itibarı kalmıyor. Bu tüfekler caydırıcı etki yapamıyor.

Pakistan, nükleer silah programını Hindistan'ın bu silahları denemesinden sonra geliştirdi. Hindistan, Pakistan ve hatta Güney Asya için en büyük tehdittir. Bu ülkenin nükleer silahlarının üzerine gidilmezken Pakistan'ın bu alandaki programıyla yıllardır uğraşılıyor. Üstelik ne kadar ilginçtir ki ABD'nin geliştirdiğine "hıristiyan bombası", siyonistlerinkine "yahudi bombası", Hindistan'ınkine "hindu bombası" denmezken Pakistan'ın geliştirdiği özellikle "İslam bombası" olarak adlandırıldı ve sürekli bu nitelemeyle gündemde tutuluyor.

***

Not: Pakistan'la Hindistan arasındaki nükleer güç kavgasının ayrıntısı hakkında Nükleer Güç Tehdidi başlıklı yazıyı, İsrail işgal devletinin sahip olduğu nükleer silahlar hakkında ayrıntılı bilgi için de Nükleer Silahlanma ve İsrail başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Bu yazıları üstten Alfabetik İndeks linkini tıklayarak bulabilirsiniz