Yemen'de savaşanlar ve ezilenler

23 Kasım 2018 Cuma, Yeni Akit

Yemen'de sürdürülen savaşın bir tarafında Suudi Arabistan’ın liderliğinde kurulan ve daha çok Suud – BAE güçlerinin oluşturduğu Körfez koalisyonu var. Bu koalisyon görünüşte Yemen'de "meşru" yönetimin hakimiyet sağlaması için savaştığını ileri sürüyor. Meşru yönetim olarak kastedilen ise Aden'de kurulmuş ve Suudi Arabistan'la işbirliği içinde olan, Abdurabbih Mansur El-Hadi önderliğindeki hükümettir.

Savaşın diğer tarafında ise İran'ın bu ülkeyle ilgili hesaplarının öncü güçleri rolü oynayan ve İran tarafından "direniş hattı" olarak nitelendirilen Husi örgütü ve bu örgütün askeri kanadı durumundaki Ensarullah hareketi yer almaktadır.

Ama ezilen, mağdur edilen Yemen halkıdır ve bu halk savaşın hiçbir tarafında yer almamaktadır. Sadece savaşan güçlerin intikam ve hakimiyet saldırılarının, abluka uygulamalarının, insanlık dışı muamelelerinin mağduru olmaktadır.

Suudi Arabistan’ın ve onun işbirlikçisi BAE’nin Yemen’de insana verdiği değer, İran’ın ve onun savunduğu Baas rejiminin Suriye’de insana verdiği değerden farklı değildir. Kendi çıkarları, arka bahçeleri olarak gördükleri ülkelerde kendilerine hizmet edeceklerini düşündükleri siyasi iktidarlar için insanları topluca katletmekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Fakat Suudi Arabistan ve BAE’nin sergilediği bu tutum da Husi örgütünün Yemen’de bir direniş hattı olduğunu ortaya koymaz. Bu örgütün İran’ın Şii yayılmacılığının Yemen hattını korumak ve genişletmek amacıyla savaştığı artık herhangi bir şüpheye mahal olmaksızın çok açık bir şekilde bilinmektedir. Diğer yandan bu örgütün Yemen’de yürüttüğü savaşında İran’ın ve Baas rejiminin Suriye’de yürüttükleri savaşlarındaki tutumlarından farklı bir tutum izlemediği, sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirdiği ve aynen Suudi Arabistan’ın yaptığı katliamlar gibi katliamlar yaptığı da bilinen bir gerçektir.

Dolayısıyla Yemen'de tam anlamıyla bir vahşet sergileyen Suudi Arabistan'ın tutumuna karşı tavır koyarken, Husi örgütünün savunuculuğunu yapmak, onu bir direniş hattı gibi sahiplenmek Suriye'de Baas rejimine karşı dururken IŞİD örgütüne sahip çıkmak ve onu bir direniş hattı olarak kabul etmek gibidir. Bu örgütlerin her ikisi de kirli oyunların birer maşasıdır.

İşin ilginç yanı bu iğrenç savaşta bir taraf Şiiliğin çıkarları için savaştığını söylerken diğer taraf da kendisini Sünni âlemin lideri olarak tanıtmaya çalışıyor ve Şii dünyadan gelen tehlikenin önünü kestiğini iddia ediyor. Oysa gerçekte hiçbir ahlâkî ölçüsü olmayan böylesine iğrenç bir savaşta bir tarafın Şiilik adına yaptığını kabullenmek ve onaylamak en başta Şiiliğe, diğer tarafın yaptıklarının gerçekten Sünnilik adına olduğunu düşünebilmek bile en başta Sünniliğe zulümdür. Böyle bir savaşın değil İslâm adına insanlık adına onaylanması, kabullenilmesi ve bu savaşa destek verilmesi mümkün değildir. Bu savaşta her iki taraf da sadece zulmü ve vahşeti temsil etmektedir. Yemen halkı ise dediğimiz gibi savaşın bir tarafı değildir, her iki taraftan da zulüm gören, mağdur edilen kesimdir.

Yemen savaşında küresel güçlerin tavırları ise çok farklıdır. BM normalde savaşın bir an önce sonlandırılması ve bir anlaşmaya varılması taraflısı tutum sergilemektedir. Ancak savaşın sona erdirilmesi için şu ana kadar gözle görülür bir ilerleme kaydedemedi. ABD, Suudi Arabistan destekçisi bir tutum içindedir.

Yemen savaşında herhangi bir tarafın galip gelmesi de zordur. Tek çözüm savaşa son verilmesi olacaktır. Savaşın sürmesi halkın büyük zarar görmesine, açlık felaketinin gittikçe büyümesine ve insanların mağduriyetlerinin artmasına neden olmaktadır.