Sınırları aşabilmek

25 Mayıs 2018 Cuma, Yeni Akit

Dünkü yazımızda İslâm dünyasındaki sıkıntıların bazılarından ve mübarek Ramazan ayı münasebetiyle yardımlaşmayı ve dayanışmayı artırmanın, zor durumdaki insanlara ulaşmanın öneminden söz etmiştik. Ben de Allah’ın izniyle Ramazan’ın ilk günlerini İHH’nın insanî yardım faaliyetlerine destek veren gönüllü bir ekiple, zor durumdaki ailelere yardım ulaştırmak amacıyla yürütülen faaliyetlere katılmak üzere Tunus’ta geçirdim. Ekipteki bir arkadaşımız İHH’nın genel merkezinde İslâm dünyasına yönelik yardımların koordine edilmesiyle ilgilinen görevli elemandı. Diğerlerinin tamamı Türkiye’nin farklı şehirlerinden, bu tür insanî yardımlara destek ve katkı amacıyla yer alan gönüllü kişilerdi. Bu gönüllüler arasında farklı şehirlerden ve farklı mesleklerden şahıslar vardı. Kendilerini bir araya getirerek birlikte Tunus’a yolculuk etmeye ve orada şehir şehir, köy köy, sokak sokak dolaşarak yardım dağıtmaya sevk eden ise zor durumdaki insanlara ulaşma konusunda gösterdikleri hassasiyetti. Bu çalışmaya öncülük ve çalışmayı organize eden ise artık Türkiye’deki iyilik sahiplerinin bütün İslâm âlemine yardımlarını ulaştırmak için çok geniş bir dayanışma ağı oluşturmuş olan İHH idi.

Ekip halinde Tunus yolculuğumuz 18 Mayıs Cuma günü saat 15.00’te İstanbul’dan hareketle başladı. Türkiye’yle Tunus arasında iki saat zaman farkı olduğundan, başkent Tunus’un Kartaca Havaalanı’na vardığımızda iftara henüz üç buçuk saat vardı. İHH’nın birlikte çalıştığı ve Tunus içinde faaliyet yürüten bir insanî yardım kuruluşu olan Emel (Ümit) Derneği’nden bizi karşılayan arkadaşlarla birlikte otele gidip eşyalarımızı yerleştirdikten sonra vakit kaybetmeden Emel Derneği’ni ve ona bağlı Yetimlere İyilik (İkrâmu’l-Eytam) birimini kısa süreliğine ziyaret ettik ve ardından hızla, başkent Tunus’un kenar semtlerinden birinde yetim çocuklardan, onların aile efradından ve diğer yoksullardan oluşan dört yüz kişilik bir ihtiyaçlı gruba iftar yemeğinin verileceği tesislere ulaştık. İftar yemeği almak isteyen kalabalık bizden önce gelip tesislerde toplanmıştı. Gerçekten ihtiyaçlı oldukları ve evlerinde yiyecek bir şey bulmakta zorlandıkları için bu tesislere geldikleri belli oluyordu. Bu arada tesislerin sahibiyle de tanıştık. Normalde burayı ticari amaçla kullanıyormuş. Ancak Ramazan’da tamamen karşılıksız bir şekilde bu tür iftar programlarına tahsis ediyormuş. Kendisi ve personeli de iftar programlarına yardımcı olmak için çalışmaya devam ediyorlarmış. Fakat personel o kadar insana ulaşmakta zorlandığı için bizim arkadaşlarımız ve İHH’nın partner kuruluşu Emel Derneği’nin görevlileri de yemek dağıtma işine yardımcı oldu.

İftar programından sonra aynı yerde, yardım almak için Emel Derneği’ne başvuran ve ihtiyaçlılık durumlarına göre kendilerine öncelik verilen yüzden fazla aileye İHH’nın gönderdiği yardımlarla hazırlanan gıda paketleri dağıtıldı. Normalde verilenler belki sadece Ramazan ayı boyunca bazı önemli gıda ihtiyaçlarını karşılayacaktı. Ama kendilerine bu yardımların verilmesinden dolayı son derece mutlu oldukları gıda paketlerini aldıkları zamanki yüz ifadelerinden belli oluyordu.

İkinci gün yine aynı dernekle Tunus’un en fakir bölgelerinden olan Kayravan’a yolculuk ettik ve orada önce bir merkezde sonra buraya gelemeyen ailelerin evlerini tek tek dolaşarak yüzlerce yardım paketi dağıttık. Gittiğimiz evlerdeki insanların durumu gerçekten yardım için çok yoksul, son derece zor durumda olan ailelerin seçildiğini gösteriyordu. Bütün yoksul ailelere ulaşma imkânı olmadığı için zorunlu olarak öncelikliler seçilmişti. Bu seçimi de Kayravan bölgesinde yardım çalışması yapan ve Emel Derneği’yle yardımlaşma içinde olan yerel bir yardım kuruluşu yapmıştı. Çünkü bu kuruluş o bölgede kimlerin daha fazla ihtiyaçlı olduğunu daha çok biliyordu.

İhtiyaçlının ayağına gitmek

26 Mayıs 2018 Cumartesi, Yeni Akit

Tunus’a seyahatimizin üçüncü gününde yine ülkenin fakir bölgelerinden olan Bace vilayetine doğru yola çıktık. Fakat o gün Tunus El-Hayriye (Tunus Hayır Kurumu) adlı bir başka insanî yardım kuruluşuyla ortak çalışma yapılıyordu. Bu kurum da Bace’de yerel bir insanî yardım kuruluşuyla koordinasyon içine girerek, ihtiyaçlıları, öncelikle yardıma muhtaç olanları tespit etmesi için ondan yardım talep etmişti. Bace’deki faaliyetler tamamen yardım kolilerinin ihtiyaçlıların kapılarına kadar götürülmesi şeklinde olduğu için belli bir merkezde yardım dağıtma işlemi yapılmadı. Koliler araçlara yüklenerek özellikle kırsal bölgelerde muhtaçların ayağına kadar ulaştırılması için harekete geçildi. Bu vesileyle ihtiyaç sahiplerinin evlerini de tek tek ziyaret etme ve görme imkânlarımız oldu. Ziyaret ettiğimiz evler oralarda oturanların gerçekten ihtiyaçlı ve çok zor durumda olduğunu gösteriyordu. Bu bölgede İHH’nın desteğiyle hazırlanan bütün yardım kolilerinin bir gün içinde dağıtılması imkânı olmadığından önemli bir kısmının dağıtımı işi de yerel yardım kuruluşuna bırakıldı. Ancak tüm yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştığının hem Tunus’un merkezindeki Tunus El-Hayriyye hem de İHH nezdinde belgelenmesi için dağıtım esnasında herkesten kimlik bilgilerinin ve yardımları teslim aldıklarına dair imzalarının alındığını da hatırlatalım.

Dördüncü gün Tunus’un önemli bir yardım kuruluşu durumundaki el-Merhame ile birlikte yardım dağıtımı faaliyeti başlatıldı. Bu kurumla birlikte yardım dağıtılan bölge ise yine yoksul insanların büyük bir yekûnü oluşturduğu Binzert vilayetiydi. Burada da yine bir yerel yardım kuruluşuyla koordinasyon halinde tespit edilen ihtiyaç sahiplerinin tek tek ayaklarına gidilerek yardım dağıtımı işlemi yapıldı. Bu bölgede de ziyaret ettiğimiz evler kendilerine yardım verilen ailelerin gerçekten çok zor durumda ve insanî yardıma ihtiyacı olan aileler olduğunu gösteriyordu. Bu bölgede bir gün içinde ihtiyaçlıların sadece bir kısmına yardım dağıtımı gerçekleştirildi. Ama toplamda dağıtılacak yardım miktarı epey bir yekûn oluşturacaktı ve kalanların dağıtımı da yine verilen her şey tescil edilerek yerel yardım kurumu vasıtasıyla gerçekleştirilecekti. Bir kısmının Türkiye’den giden ekip tarafından dağıtılmasının bir amacı da o insanların durumlarını bizzat görmek ve ihtiyaçlılık durumlarını yakından gözlemlemekti. Gözlemlerimiz de gerçekten çok zor durumdaki ailelere öncelik verildiğini ortaya koyuyordu.

Binzert’teki yardım dağıtımından sonra başkent Tunus’a dönerek, el-Merhame Derneği’nin bir başka yardım kuruluşuyla birlikte düzenlediği, özellikle yetim ailelerine ve yoksullara yönelik iftar programına katıldık. Bu iftar programının dikta rejiminin devrildiği 2011’den bu yana her Ramazan akşamı düzenlendiğini söylediler. Dikta rejimi döneminde ise bu tür iftar programlarına ve insanî yardım kuruluşlarının faaliyetlerine izin dahi verilmiyordu.

Beşinci gün hedefimiz yine el-Merhame Derneği’nin elemanlarıyla birlikte Tunus’un fakirlik oranının yüksek olan bir bölgesi durumundaki Silyana’ya giderek yardımları dağıtmaktı. Fakat ne yazık ki varacağımız yere yaklaşık iki km kala bir trafik kazası yaşadık. Olayda bazı arkadaşlarımız hafif yaralandı. Türkiyeli ekipten bir arkadaşımız doktor olduğu için yaralananlara olay yerinde müdahale etti. Tunuslu ekipten üç kişinin hastaneye kaldırılması icap etti. Ancak durumları ağır değildi ve gerekli müdahaleden sonra aynı gün hastaneden çıktılar. Bu olay yüzünden yardımların dağıtılması işini tamamen oradaki yerel kuruma bırakarak başkent Tunus’a dönmek zorunda kaldık.

Türkiye’ye döneceğimiz gün de Tunus’taki programlarımızı organize eden insanî yardım kuruluşlarının ileri gelenlerinin aracılığıyla, Tunus’taki İslâmî hareketin lideri Raşid el-Gannuşi’yi Nahda hareketinin genel merkezinde ziyaret etme fırsatımız oldu. Gannuşi bize ağırlıklı olarak Türkiye’de halkın İslâmî duyarlılığının artmasının ne düzeyde olduğu, Ramazan’da oruç tutanların sayılarında bir artış olup olmadığı hakkında sorular sordu ve bu çerçevede kısa bir sohbet yaptık.