Mısır’da Sisi’yi seçtirme seçimi

Mart 2018, Vuslat

Dikta rejimlerinin hakim olduğu ülkelerde de zaman zaman seçimler yapılır. Ancak bu seçimlerde halkların başlarındaki yöneticileri istememesine rağmen iktidarı ellerinde bulunduran partiler veya yöneticiler tekrar seçilmek için oyların büyük çoğunluğunu alırlar. Bunun sebebi seçimlerin tamamen göstermelik olması ve halkların tercihlerinin sorulması için değil başlarındaki zulüm kadrolarının onlara kirli birtakım tuzaklarla onaylatılması için yapılmasıdır.

Günümüzde Mısır Arap Cumhuriyeti olarak bilinen ülkenin bağımsız olmasından bu yana, ilk dürüst seçimler 2011’de Hüsnü Mübarek’in halk hareketiyle devrilmesinden sonra 2012’de gerçekleştirilen seçimler oldu. Hüsnü Mübarek rejiminin kalıntıları bu seçimi kazanabilmek için büyük çaba sarf etti ancak halk kendi özgür iradesini temsil eden aday olan Muhammed Mursi’yi seçti.

Arap dünyasındaki dikta rejimleri bu sonuca razı olmadılar. Halkın seçtiği Mursi’nin önünü kesmek amacıyla önce Mısır’ı sıkı bir ekonomik ablukaya aldılar. Örneğin daha önce Mısır’a büyük miktarda petrol veren Suudi Arabistan petrolün vanalarını kapattığı gibi ekonomik yardımları da durdurdu. Daha sonra bununla yetinmeyerek Muhammed Mursi’nin başarılı olmasını engellemek amacıyla Baltacı fitnesi adı verilen bir fitne hareketini başlattılar. Bu fitne Birleşik Arap Emirlikleri’nde kurulan bir merkezden organize ediliyor ve başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap dünyasında varlığını sürdüren çeşitli dikta rejimleri tarafından da finanse ediliyordu. Bu fitnenin sürmesi için sokaklarda olaylar çıkaranlara belli aralıklarla ödemeler yapıyorlardı.

Ancak bütün çabalarına rağmen Baltacı fitnesi yoluyla Muhammed Mursi’nin yönetimine son vermeyi başaramadılar. Bunun üzerine askeri mekanizmayı devreye soktular. O zaman genelkurmay başkanı olan Orgeneral Abdülfettah Sisi önce Muhammed Mursi yönetimine ültimatom verdi. Ardından da askerî darbe gerçekleştirerek Haziran 2013’ün başında yönetime el koydu. Daha sonra görünüşte sivil yönetime geçme iddiasıyla 2014’te şeklen bir seçim gerçekleştirdi. Ama seçimde Sisi’nin karşısında güçlü bir aday olmadığı ve seçimlerin sonuçları önceden belirlenmiş olduğu için seçimleri o kazandı. Böylece askerî cunta yönetiminin lideri kendini “sivil cumhurbaşkanı” olarak kabul ettirdi. Fakat Mısır halkı 2014 seçimlerinin halkın iradesini kesinlikle yansıtmayacağını, tamamen komplo olduğunu bildiği için seçimleri boykot etmişti. O yüzden oy verme süresinin üç güne çıkarılmasına ve büyük teşvikler yapılmasına, oy verilmesi için camilerde çağrı yapılması amacıyla hutbeler okunmasına rağmen oy kullanma oranı yüzde onbeşin üstüne çıkmadı.

Bu yıl diktatör Sisi, cumhurbaşkanlığı makamında dört yıllık dönemini bitirmiş olacak. O yüzden seçim yapılması gerekiyor. Fakat o bu makamda kalmaya devam etme arzusunda ve kendini seçtirmesi gerekiyor. Dürüst bir seçim yapılması ve halkının tercihini gerçekten sandığa yansıtmasına imkan verilmesi durumunda kendisinin seçilmesinin mümkün olamayacağını da çok iyi biliyor. Çünkü Mısır halkı onu zaten baştan istemiyordu ve darbeden bu yana geçen beş yıllık dikta yönetiminden dolayı da ondan iyice bıkmış durumda. Dolayısıyla karşısına halkın biraz olsun itibar edebileceği bir adayın çıkması durumunda kendisinin yeniden seçilmesinin mümkün olmayacağını çok iyi biliyor. Fakat eski dikta rejiminde olduğu gibi tamamen tek adaylı seçime gitmeyi de uygun görmüyordu. Dolayısıyla işi garantiye alabilmek için seçimlerde hile yapması ve karşısına çıkan rakiplerin de bunu görmezden gelmesi gerekiyordu. Ama seçilmeye istekli bir adayın bunu görmezden gelmesi söz konusu olamazdı. Dolayısıyla karşısına rakip olarak kendi adamlarından, seçilmeye istekli olmayan ve tüm seçim hilelerine de göz yumacak bir rakip çıkarmak suretiyle hem kendini bir kez daha seçtirmek, hem de çok adaylı bir seçimde yarışı kazandığı mesajı vermek istiyordu. İşte bunun senaryosunu yapmak için şartları oluşturma yoluna gitti.

2012 seçimlerinde Muhammed Mursi’nin karşısına bütün laik kesimin ortak adayı olarak çıkan ancak seçimi kaybeden, Hüsnü Mübarek’in de saltanatı terk ederken kendisine vekil olarak atadığı eski başbakan Ahmed Şefik, Muhammed Mursi’ye karşı başlatılan Baltacı fitnesini organize etmek üzere Birleşik Arap Emirlikleri’nde kurulan merkezi yönetmek amacıyla bu ülkeye gitmişti. O 2018 seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olacağını açıkladı. Daha sonra cumhurbaşkanlığına aday olmak istediği için BAE’nin kendisinin ülkesine dönmesini engellediğini, seyahat özgürlüğünü kısıtladığını dile getirdi. BAE ise böyle bir şeyin söz konusu olmadığını, Ahmed Şefik’in dilerse ülkesine dönebileceğini söyledi. O da Mısır’a geri döndü. Fakat ülkesine dönmesinden sonra çok ilginç bir şekilde cumhurbaşkanlığına aday olma fikrinden vazgeçti. Böylece Sisi ya tehditle veya ikna etmek suretiyle onu yarışa katılma fikrinden vazgeçirmiş oldu.

Sonra 17 Ocak 2018 Çarşamba günü Halid Ali isimli bir avukat cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağını açıkladı. Avukat Halid Ali yaptığı basın açıklamasında cumhurbaşkanlığına aday olduğunu, Mısır halkı için daha iyi hayat şartları oluşturmak amacıyla adaylık konusunda ısrarlı olacağını, çekilmeyeceğini söyledi. Fakat ilginçtir ki adaylık konusunda son derece ısrarlı olduğu intibaı veren Av. Halid Ali de çok geçmeden adaylıktan vazgeçtiğini açıkladı. Muhtemelen Sisi cuntası onu da bu konudaki ısrarından vazgeçirmeyi başarmıştı.

Daha sonra eski genelkurmay başkanı emekli Korgeneral Sami Anan, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağını açıkladı. Daha önce aday olacağını açıklayan Ahmed Şefik gibi Sami Anan da aslında ülkede zulüm rejiminin ve dikta yönetiminin bir parçasıydı. Fakat Sisi, karşısına seçilme konusunda ısrarlı bir muhalif adayın çıkması durumunda, kendisinden iyice bıkmış ve artık nefret eden insanların oylarının ona yönelebileceğinden o yüzden seçimi kaybedebileceğinden korkuyordu.

Cunta önce Anan’a gözdağı vererek aday olmaya kalkışmaması telkinlerinde bulundu. Daha sonra gözaltına alarak bir bakıma aday olmasının kendisi için tehlikeli olacağını tebliğ etti. Anan’ın adaylık konusunda ısrarlı davrandığını görünce de ismini seçmenler listesinden çıkararak aday olmak bir yana oy kullanma hakkını bile elinden aldı.

Mısır Seçimler Ulusal Komitesi, emekli Korgeneral Sami Anan’ı seçmenler listesinden çıkardı. Aynı zamanda gözaltına alınması ve hakkında dava açılması sebebiyle başlatılan soruşturma konusunda gelişmelerin içeriği ile ilgili medyada haber yayınlanması da yasaklandı.

Seçimler Ulusal Komitesi Anan’ın seçmenler listesinden çıkarılmasına onun askeri vasfının hâlen devam ediyor olmasını ve bu vasfından dolayı aday veya seçmen olamayacağı iddiasını gerekçe gösterdi.

Normalde Anan adaylığını açıklamış ve seçim faaliyetlerini de başlatmıştı. Seçilmek için de istekli olduğu, Sisi’nin vitrin süsü olmayı kabul etmeyeceği sergilediği tavırdan anlaşılıyordu. Dolayısıyla Mısır halkının sırf Sisi diktasından kurtulmak amacıyla oylarını ona vermesi ihtimali ortaya çıkmıştı. İşte bu durum diktatör Sisi’nin gözünü korkuttu ve adamları onun peşine düştü. Önce Anan’ın seçim propagandası faaliyetlerinde yaptığı açıklamaların silahlı kuvvetlere karşı provokatif içerik taşıdığını iddia ederek onu gözaltına aldı ve hakkında soruşturma başlattılar. Çok geçmeden de askeri kimliğinin devam ettiği iddiasından yola çıkarak aday veya seçmen olmasının engellenmesi gerektiğini ileri sürdüler. Oysa diktatör Sisi de 2014 seçimlerinde asker şapkasını çıkardıktan hemen sonra cumhurbaşkanlığına aday olmuştu.

Sisi böylece halkın her ne şekilde de olsa oy verme ihtimali bulunan ve seçim hilelelerine de itiraz edebileceği tahmin edilen tüm adayları devreden çıkarmış oldu. Bu yüzden adaylar arasında bir tek Sisi kalmış oldu. Fakat tek adaylı bir seçim olmasını da istemiyor, seçimde birden fazla adayın yarıştığı intibaı vermek ve seçmenleri kendini seçmeye zorlamış değil onların tercih yapma imkânı bulabildikleri bir ortamda seçim yarışını kazanmış görünümü vermek istiyordu.

O yüzden adaylık başvuru süresinin bitmesine dakikalar kala ilginç birisi çıkageldi. Sisi’nin destekçisi ve kuklası olduğu bilinen, Yarın Partisi lideri Musa Mustafa Musa cumhurbaşkanlığına aday oldu ve Ulusal Seçim Kurulu seçime Sisi’nin yanında sadece bu kişinin aday olduğunu açıkladı. Bu durumda Mart ayı içinde gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçimleri için gerçekte Sisi tek aday durumundadır. İkinci kişi sadece vitrin süsü olmak ve seçimlerin çok adaylı olduğu iddiasına gerekçe oluşturmak için aday olmuştur. Onun kazanma hedefinin olmadığı ve kazanmak için ciddi anlamda bir çalışma yapmayacağı hatta Sisi lehine yapılacak hilelere de herhangi bir itirazının olmayacağı tahmin ediliyor. Bu durum karşısında Sisi’nin seçimleri birinci turda kazanması kesin görünmektedir.

Ancak Mısır halkı böyle bir seçimle ilgili tavrını seçimleri boykot etmek suretiyle ortaya koyacaktır. Dolayısıyla Mart 2018 seçimlerinde de oy kullanma oranının aynen 2014 seçimlerinde olduğu gibi çok düşük olacağı tahmin ediliyor. Oyların düşük olması tabii ki Sisi’nin çok az sayıda oyla seçildiğini ortaya koyacaktır. O yüzden Sisi insanları oy kullanmaya teşvik etmek için yoğun çalışma yapıyor. Onun için önemli olan oy kullanma oranının yüksek olması. Bu sebeple muhalif partilerin seçimlerin boykot edilmesi çağrılarından da rahatsız oluyor. Güçlü Mısır Partisi’nin lideri Abdulmunim Ebu’l-Futuh, Sisi’ye yönelttiği eleştirilerden ve seçimleri boykot etme çağrılarından dolayı gözaltına alındı.

Sisi’nin karşısındaki rakibinin zaten onun adamı olduğu ve seçilme gibi bir idealinin olmadığı biliniyor. O yüzden Sisi’nin birinci turda seçimleri kazanacağı kesin görünüyor. Zaten iki adaylı bir seçim yapıldığından herhangi bir eleme yapılması söz konusu olmayacak ve fazla oy alan seçimi kazanmış olacaktır. Onun da diktatör Sisi olacağı konusunda herhangi bir şüphe yok. O yüzden Mart 2018 seçimlerinin asıl amacı Mısır halkının tercihinin sorulması değil diktatör Sisi’yi kendisini istemeyen Mısır halkına çeşitli hile ve oyunlarla onaylatmaktır.

Ülke dışında yaşayan Mısırlılar 16-17-18 Mart tarihlerinde oylarını kullanacaklar. Ülke içinde yaşayanlar ise 26-27-28 Mart tarihlerinde sandık başına gidebilecekler. Seçimlerin sonuçlarının 2 Nisan tarihinde açıklanacağı bildirildi.