Suud diktasının Yemen çıkmazı

9 Mart 2018 Cuma, Yeni Akit

Suud rejimi Yemen’i her zaman kendisinin bir arka bahçesi olarak görmek istedi. O yüzden bu ülkedeki gelişmelerle sürekli doğrudan ilgilenmeye çalıştı. ABD’nin Irak’taki Saddam yönetimine karşı savaş başlatması ve bu ülkeyi işgal etmesi olayında Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in Saddam’ı desteklemesinden dolayı bu ülkeyi cezalandırmıştı. Cezalandırma işlemi görünüşte Yemen yönetimine karşıydı ama etkilenenler Suudi Arabistan’da çalışan Yemenliler oldu. Irak’ta işgalci ABD ile birlikte hareket eden ve bu işgal olayına bütün desteğini veren Suud rejimi ülkesinde çalışan Yemenlileri çıkmaya zorladı. Bu yüzden altı yüz bin Yemenli Suudi Arabistan’daki işini bırakarak çıkmak zorunda kaldı. Bu insanlar o zaman perişan olmuştu. Herhangi bir suçları da yoktu. Ülkelerinin yönetiminin Irak konusundaki tavrından dolayı cezalandırılmışlardı.

Arap Baharı’nda Yemen halkının, sürekli kendini seçim hileleriyle halkına seçtiren diktatör Ali Abdullah Salih’e karşı ayaklanması üzerine Suud rejimi halka karşı diktatör Ali Abdullah Salih’in yanında durdu. Yani daha önce Irak konusundaki siyasi tavrından dolayı mahkum ettiği diktatör yüzünden Yemen halkını cezalandıran Suud rejimi bu kez o diktatörün gitmemesi, halkın tercih ettiği bir siyasi kadronun gelmemesi için diktatörü desteklemişti.

Suud rejiminin bütün destek ve yardımlarına rağmen Ali Abdullah Salih halkın direnişi karşısında duramadı ve cumhurbaşkanlığı koltuğunu terk etmek zorunda kaldı. O, Abdurabbih Mansur El-Hadi’nin başa getirildiği bir geçici yönetim oluşturulması üzerine gitti.

Ali Abdullah Salih sonra, daha önce kendileriyle savaştığı Husi örgütüyle işbirliği yaparak kaybettiği iktidarı geri alma çabası içine girdi. Suud rejimi de bu ittifaka önce destek verdi. Maksadı fitne savaşına destek vermek suretiyle geçiş yönetiminden sonra halkın desteklediği bir siyasi kadronun başa geçmesini önlemekti. Ama daha sonra Ali Abdullah Salih ile Husi örgütü ittifakının Sana’yı ele geçirerek geçici cumhurbaşkanı Abdurabbih Mansur El-Hadi’yi ev hapsine sokmasına karşı durdu ve onun gizlice Aden’e götürülmesine yardımcı oldu. Bu kez Yemen üzerindeki savaşını El-Hadi’nin Aden’de oluşturduğu hükümet üzerinden yürütmeye başladı. Husi örgütüyle Ali Abdullah Salih ittifakının Sana’daki hakimiyetine son verebilmek için Körfez’deki yandaşlarıyla Körfez koalisyonu adı verilen askerî koalisyon oluşturarak Yemen’e doğrudan müdahale etti. Ama bu müdahalesinden beklediği sonucu elde edemedi. Bu kez çıkar hesaplarına göre istikamet belirlediğini bildiği Ali Abdullah Salih’le gizli ilişki içine girerek onun Husi örgütüyle ittifakını bozmaya çalıştı ve bunda başarılı oldu. Çünkü Ali Abdullah Salih, Husi örgütüne karşı cephe almaya başladı. Bu kez Husi örgütü onu feci bir şekilde öldürdü ve Salih’in adamlarının bu örgüte karşı savaş başlatacakları beklentisi de boşa çıktı.

Yemen savaşı Suud rejimini gittikçe yıpratıyor ve bir an önce bitmesini istiyordu. Fakat bu ülkeyi İran destekli Husi örgütüne teslim etmek de istemiyordu. Abdurabbih Mansur El-Hadi’nin savaşçılarının da çok başarısız kaldıklarını görüyordu. Son dönemde eski Güney Yemen dönemi kalıntılarının kurduğu ve Güney Yemen’in yeniden ayrılmasını isteyen bir örgüte destek vermeye başladı. Bu tutumu “Suud rejimi Yemen’in yeniden bölünmesini mi istiyor?” sorusunu akla getirdi. Ancak bu durumda kendi sınırındaki Kuzey Yemen’i de İran destekli Husi örgütüne teslim etmiş olacaktı ve tehlike orada varlığını sürdürecekti.

Suud veliaht prensi Muhammed bin Selman, Mısır ziyareti esnasında yaptığı açıklamada Yemen savaşının bitmek üzere olduğunu iddia etti. Ama yorumcuların tespitine göre Yemen savaşının kısa sürede bitmesi için Suud rejiminin yenilgiyi kabul etmesi gerekiyor. Yemen savaşını kaybetmesi ise mevcut Suud diktasının içeride de kaybetmesi anlamına gelecek.