Suudi Prensin Şer Üçgeni

8 Mart 2018 Perşembe, Yeni Akit

Suudi Arabistan’da saray içi darbeyle veliaht yapılan ve kral olmasından sonra önüne çıkabilecek engelleri şimdiden temizlemek için arka arkaya darbeler gerçekleştiren Prens Muhammed bin Selman’ın bu sıralarda Türkiye’ye karşı bir algı operasyonu oluşturma çabası içinde olduğu görülüyor. Bizim tahminimize göre böyle bir şeye ihtiyaç duymasının en önemli sebeplerinden biri de kendisinin siyonist işgal devletiyle ilişkileri normalleştirme atağının üstünü örtmek istemesi. Tabii kendisine ABD tarafından verilen talimatları yerine getirmek için böyle bir enformasyon savaşı başlatmaya ihtiyaç duymuş olması da muhtemeldir. Küresel emperyalizmin ABD kanadı Türkiye’ye karşı savaşını sadece PKK’ya verdiği destekle değil aynı zamanda İslam dünyasındaki bazı işbirlikçi rejimleri devreye sokmak suretiyle de yürütüyor.

Suudi prens Muhammed bin Selman, veliaht olmasından sonra gerçekleştirdiği ilk yurt dışı seyahati için gittiği Mısır’da basına yaptığı açıklamada Osmanlıcıların, İran’ın ve terör örgütlerinin şer üçgenini oluşturduklarını iddia etti. Konuşmasında Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’le de işbirliği yaparak hilafet devletini geri getirme çabası içinde olduğu iddiasında bulunarak aynı zamanda Osmanlıcılar derken maksadının Türkiye olduğunu açık bir dille ifade etmiş oldu. Suudi prens yaptığı açıklamada Türkiye’ye çok açık bir dille ve çirkin bir üslupla da saldırdı.

Suudi prens Türkiye ve İran’ı düşman listesine koyarken aynı zamanda terör örgütleriyle aynı kategoriye sokmaktan da çekinmedi. Muhammed bin Selman “Bizim düşmanımız şer üçgenidir. Bu da Osmanlıcılar, İran ve terör örgütlerinden oluşmaktadır. Erdoğan’ın Türkiye’si hilafet düzenini geri getirmek istiyor. İran, Müslüman Kardeşler’i kullanarak devrim ihracı yapmak istiyor. Terör ise bizim savaştığımız şeydir” ifadelerini kullandı. Katar meselesinin ise çok basit bir şey olduğunu iddia etti.

Tabii yaptığı açıklamalarda ve iddialarında, Arap dünyasındaki dikta rejimlerini en çok rahatsız eden İslâmî oluşum durumundaki Müslüman Kardeşler’i de iki yönden hedefe yerleştirmişti. Söylediklerinin saçma olması ise onun için önemli değildi.

Suudi veliaht prensin durup dururken Türkiye’ye böyle algı savaşı başlatmasının ve bu derece açık bir dil kullanmasının başta da zikrettiğimiz üzere siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme politikasıyla ve küresel emperyalizme verdiği hizmetle doğrudan alakalı olduğunu sanıyoruz.

Suudi veliaht prensin İslâm dünyasındaki kitlesel taban nezdinde Türkiye’ye herhangi bir zarar vermesi ihtimali bulunmuyor. Çünkü Müslüman toplumlar nazarında Suudi veliaht prens Muhammed bin Selman bir şeytandır. Dolayısıyla şeytanın hedef alması ve ortaya attığı iddialar Türkiye’yi değil Suud yönetimini yıpratacaktır.

Fakat Suud yönetiminin bu sıralarda dar bir geçitten geçtiğini de belirtmemiz gerekir. Çünkü içeride gerçekleştirilen darbeler halkın yönetim hakkındaki olumsuz yaklaşımının artmasına neden oldu. Dışarıda Yemen’de zor bir savaş veriyor ve bazı Batılı yorumcular Suudi Arabistan’daki veliaht prensin içeride “reform” olarak nitelendirdiği yeniliklerin başarılı olmasının Yemen’deki savaşının başarılı olmasına bağlı olduğunu dile getirdiler. Ama Yemen’de Suud rejiminin durumu gittikçe çetrefil bir hal almakta ve daha çok çıkmaza sürüklenmektedir.

Anlaşıldığı kadarıyla ABD lideri Trump, Suudi veliaht prensi ona buna saldırmak için bir sopa olarak kullanmaya çalışıyor. Trump’ın sopası olarak kullanılmak ise Muhammed bin Selman’ın bölgede gücünü artırmaz, onun daha fazla yıpranmasına ve güç kaybetmesine neden olur.