İslam Dünyasından Notlar

22 Mayıs 2003 Perşembe, Vakit gazetesi

Zaman zaman yaptığımız gibi bugünkü yazımızda da İslam dünyasında son günlerde meydana gelen bazı önemli gelişmelere kısa notlarla temas etmeye çalışacağız.

  • Cezayir halkı yıllardan beridir devam eden cunta diktatoryasının sebep olduğu şiddet ve terörün ardından şimdi de şiddetli bir depremle sarsıldı. Depremin şiddetinin büyük olmasının yanı sıra süresinin bayağı uzun olması can ve mal kaybının gayet yüksek olmasına sebep oldu. Cezayir daha önce de depremler yaşamıştı. Ne yazık ki Müslüman halkların göz yaşları dinmiyor. Cezayir halkına bu şiddetli deprem vesilesiyle geçmiş olsun diyor, yaralarının sarılması için Yüce Allah'ın kendilerine yardım etmesini diliyoruz.
  • Amerikan emperyalizmi Irak'ı savaş, yağma ve işgalle perişan ettikten sonra şimdi de buradaki farklı etnik unsurlar arasında fitne ateşini alevlendirmeye çalışıyor. Özellikle Kerkük bölgesinde böyle bir fitne için elverişli zemin ve şartlar bulunduğunu düşündüğünden işi buradan başlatmaya çalışıyor. Bu yolla Irak'taki farklı etnik unsurları birbirine düşürerek kendisi işgalini daha da sağlamlaştırmaya, bu ülkenin bütün doğal zenginliklerine el koymaya gayret ediyor. Malum olduğu üzere Amerika'ya yön veren ve Irak savaşından büyük kazançlar sağlamaya çalışan siyonistler fitne konusunda gayet maharetli ve tecrübelidirler. Dört bin yıllık tarihlerini incelediğinizde birçok fitne ateşini onların alevlendirdiklerini görürsünüz. İşte bu günlerde de o maharetlerini ABD'nin şemsiyesi ve gölgesi altında Irak'ta göstermeye çalışıyorlar. Tabii oradaki farklı etnik unsurları birbirine düşürmekten kendilerinin orayla ilgili hesapları açısından önemli beklentileri var. Şimdilik bu kadarına temas etmekle yetinelim. İnşallah ileride, Irak'ta fitne ateşinin alevlendirilmesi için ne gibi oyunlar çevrildiği hakkında ayrıntılı bilgiler vermeye çalışırız.
  • ABD Dışişleri bakanı Colin Powell'dan sonra şimdi de başkan Bush, Ortadoğu ve Körfez bölgesine bir çıkartma yapmaya hazırlanıyor. Daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere ABD, Irak'ta askeri yönden elde ettiği sonucu siyasi ataklarla değerlendirmeye ve İslam coğrafyasının kalbi durumundaki bu bölgeye iyice yerleşmeye, bu arada işgalci İsrail'in geleceğini de garantiye almaya çalışıyor. Bunu başarabilmek için de öncelikli olarak İsrail işgal devletini ve ABD'nin menfaatlerini tehdit eden İslami oluşumlara darbe vurma, bu oluşumları tamamen tasfiye etme çabaları yürütüyor. Bu yöndeki çabalarında başarılı olabilmek için tehdit gücünü kullanmaya çalışıyor. Yani diplomatik atakları görünüşte, "Ortadoğu'da barışın hakim kılınması", "Ortadoğu'ya demokrasi ihracı" gibi başlıklarla lanse edilse de gerçekte Irak'a yönelik insanlık dışı savaşın bir devamıdır ve bilhassa İslami yapılanmaları hedef alan bir savaş mahiyeti taşımaktadır. Ancak inşallah amacına ulaşamayacak.
  • Amerikan askerleri Afganistan'da yine kendileriyle işbirliği halindeki Karzai hükümetinin askerlerini vurdular. Kabil'de gerçekleştirilen saldırıda dört Afgan asker hayatını kaybetti. Daha önce de değişik zamanlarda benzer cinayetler gerçekleştirmiş, "yanlışlıkla oldu" diyerek işin içinden sıyrılmışlardı. Bu kez de mazeret aynı. Ancak bütün bunlar ayıyla yatmanın sonuçları. Ya da bir yaprak titremesini bile kendilerini tehdit edebilecek gelişme olarak görecek kadar ciddi bir korku ve can endişesi içinde olanların psikolojik hallerini yansıtan durum. Bu durum aslında Amerikan işgal güçlerinin Afganistan'da ne gibi bir ruh haleti içine girdiklerini göstermesi açısından ibret verici. Bu korku ve can endişesi kendilerini hedef alan eylemler sebebiyle gittikçe artıyor. Can korkuları arttıkça da saldırganlıkları artıyor. Bakalım Karzai yönetimi onlarla daha ne kadar bir süre aynı çuvalda kalabilecek?
  • Geçtiğimiz günlerde Moro'da şiddetli çatışmalar meydana geldi. Moro'da bağımsızlık mücadelesi veren Müslüman mücahitlere karşı ABD ile Filipinler hükümeti ciddi bir işbirliği içine girdiler ve Amerika buraya zaman zaman takviye güçler gönderiyor. Ancak son günlerdeki çatışmalarda Amerikan güçleri de epey kayıp verdiler. Irak'a yönelik saldırı ve Filistin etrafında oynanan oyunlar buradaki bağımsızlık mücadelesini gölgede bıraktığından yeterli bilgi alınamıyor.