Kudüs'te yahudileştirme faaliyeti

24 Kasım 2018 Cumartesi, Yeni Akit

Siyonist işgal rejimi Kudüs'te sürekli bir yahudileştirme faaliyeti yürütüyor. Bu faaliyetlerini özellikle Gazze'ye yönelik saldırılar düzenlediği dönemlerde veya bu saldırıların ardından daha da hızlandırıyor. Bunu yaparken bir yandan Gazze'de kendisine karşı Filistinlilerin savunma mücadelelerinin intikamını almayı amaçlarken bir yandan da Gazze'nin dikkatleri üzerine çekmesinden dolayı oluşan sisli havadan yararlanmaya çalışıyor.

Geçtiğimiz Çarşamba günü yani 21 Kasım tarihinde Kudüs'ün banliyösünde yer alan Şufat mülteci kampında 20 ticari işyerinin yıkımını başlattı ve yıkım işlemlerini Perşembe günü de sürdürdü. İşgal rejimi bu işyerlerinin ruhsatsız olduğunu iddia etti.

İşgal belediyesi 20 Kasım Salı günü akşam saatlerinde dağıttığı bir bildirimde Şufat mülteci kampının ana caddesindeki yirmi işyerinin ruhsatsız olduğu iddiasıyla yıkılacağı uyarısında bulundu. İşgal yönetimi bildirimi dağıttıktan sonra sahiplerine işyerlerini boşaltmaları için sadece 12 saat süre tanıdı. Verilen sürenin dolmasının hemen ardından işgal belediyesinin iş araçları kalabalık bir işgal gücü himayesinde baskın düzenleyerek fiili olarak yıkım işlemini başlattı.

Bu yıkım işleminin son birkaç yıl içinde Kudüs ve çevresinde gerçekleştirilen en geniş çaplı yıkım işlemi olduğu dile getirildi.

Siyonist işgal yönetimine göre ruhsat tam bir oyundan ibaret. Her şeyden önce siyonist işgal yönetiminin Doğu Kudüs bölgesindeki sultası BM kararlarında da işgal olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla ruhsat verme yetkisinin işgal yönetiminde değil Filistin yönetiminde olması gerekiyor. Ayrıca işgal rejiminin bu bölgede kontrolü ele geçirmesi 1967'den sonradır. Ruhsatsız olduğunu iddia ettiği binaların bazıları onun bu bölgede kontrolü ele geçirmesinden önce inşa edilmiştir. Onun kontrolü ele geçirmesinden sonra ise Filistinliler açısından işgal belediyesinden ruhsat alınması neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Yahudileştirmenin önünü açmak için Filistinlilerin ruhsat almalarını çok zorlaştırıyor hatta tamamen imkânsız hale getiriyor.

Siyonist işgal rejiminin temyiz mahkemesi niteliği taşıyan İsrail Yüksek Mahkemesi Kudüs'ün Şeyh Cerrah Mahallesi'nde Sabbağ ailesi olarak bilinen geniş bir aileye ait arsa ve apartmanın mülkiyetiyle ilgili davanın zaman aşımına uğradığını ileri sürerek bu davanın yeniden gözden geçirilmesi talebini reddetti. Böyle bir karar ise yahudilerin onların binalarına ve arsalarına el koymalarının önünün açılması anlamına geliyor.

İsrail'in Yüksek Mahkemesi Kudüs'ün güneyindeki Silvan beldesinde yer alan Batnu'l-Heva mahallesi ahalisinin verdiği dilekçeyi reddederek Atirat Kohenim adlı yahudi yerleşimi derneğinin 700 kadar Filistinlinin sürgünü işlemini devam ettirmesine de onay verdi.

Mahkeme 21 Kasım Çarşamba günü vermiş olduğu kararda Filistinlilerin evlerinin, yahudilerin 1948 işgalinden önce sahip oldukları arazilerin üstüne kurulmuş olduğu iddiasında bulundu. Mahkemenin bu kararı ise yargıçlar kurulunun adı geçen siyonist örgütün bu toprağa el koyma konusunda dayandığı gerekçelerin çeşitli şüpheler içerdiğine, toprağın bu örgüte verilmesinin yasallığı konusunda önemli soru işaretlerinin bulunduğuna dair raporuna rağmen verilmiş durumda.

48 Arapları sitesinin yayınladığı habere göre işgal mahkemesine verilen dilekçede Batnu'l-Heva mahallesinden 104 kişinin imzası bulunuyordu. Kudüs'ün yahudileştirilmesi için çalışan siyonist örgüt Atirat Kohenim ise buradaki Filistinli ailelerin sürgün edilmesi için talepte bulunmuştu.

İşgal rejiminin yargı mekanizmasının bütün bu kararları Kudüs'teki yahudileştirme faaliyetlerine aynı zamanda yargı kılıfının da geçirilmesi anlamına geliyor.