14 Temmuz 2007 Cumartesi, Vakit gazetesi
Gazze'deki Filistinlilere bu sıralarda bir kapı oyunu oynanıyor. Biz bu oyundan daha önce "Gündemden Notlar" başlıklı yazımızda kısaca söz etmiş fakat konunun tam anlaşılabilmesi için biraz ayrıntılı bilgiye ihtiyaç olduğunu dile getirmiştik.
İşgal devleti 2005'te Gazze'den çekilirken oraya inşa etmiş olduğu tüm Yahudi yerleşim merkezlerini de boşaltmak zorunda kalmıştı. İnşa ettiği evlerin ve binaların Filistinlilere kalmasını istemediğinden de hepsini yıkarak çekildi. Sonra da bölgeyi üstü açık hapishaneye dönüştürmek amacıyla her taraftan kuşatmaya aldı. Dünyayla irtibatını sıkı kontrol altına almak için "uluslar arası toplum" olarak lanse edilen çıkar koalisyonuyla işbirliği yaparak çeşitli engeller oluşturdu.
Normalde Gazze, deniz kenarında bir bölge ve ticarî gemilerin yanaşabileceği limana sahip olduğu halde Siyonist devlet bu bölgeye gidecek ticarî malların Usdud (Aşdod) limanına boşaltılmasını şart koştu. Böyle bir şartı uygulayabilmesine imkân sağlayan da başta uluslar arası sistemdir ve işgal devletine Gazze ahalisinin boğazını sıkma imkânı vermektedir. Öyle ki Çin'den Usdud limanına on beş günde gelen ürünlerin bu limandan Gazze'ye geçmesi bazen üç ayı bulabilmektedir. Üstelik normalde Filistin özerk yönetimine verilmesi gereken gümrük vergilerini söz konusu limanda işgal devleti tahsil ediyor. Özerk yönetim hükümetinin el-Fetih'te olduğu dönemde bu vergileri aylık periyotlarla o hükümete devrediyordu. Ama HAMAS'a geçtiği tarihten buyana bloke ediyor ve bu şekilde bloke edilmiş özerk yönetime ait 750 milyon dolar para biriktiği tahmin ediliyor. Geçtiğimiz günlerde bu paranın 118 milyon dolarını, Filistin'in Karzai hükümeti olarak bilinen Selâm Feyyad hükümetine verdi. Kalan miktarını da belli aralıklarla bu hükümete verebileceğini söylüyor ama şart koşuyor: HAMAS'la hiçbir şekilde diyaloga geçmemesi ve ona karşı savaşı sürdürmesi. Bu şartını açıktan söylüyor. Mahmud Abbas'ın HAMAS'la diyaloga geçmemekteki ısrarının en önemli sebebini burada görmek mümkün. Düşünün ki Siyonist devlet işte böyle bir gümrük kapısı oyunuyla Gazze ahalisinin ödediği vergiyi ona karşı birilerini seferber etmede değerlendirebiliyor.
Önceden Gazze'nin Batı Yaka ve Kudüs'le bağlantısını sağlayan geçiş kapıları vardı. Özellikle Erez kapısının adını sıkça duyardık. Hâlen komada can çekişen ve bir türlü ölemeyen Şaron'un başbakanlığı döneminde bu kapılar da kapatıldı. Dolayısıyla Gazze ahalisi 1948'de işgal edilmiş bölgeden geçerek Batı Yaka'ya ulaşamıyor.
Arafat döneminde Gazze'nin güneyinde bir yere inşa edilen havaalanı işgalcilerin bir hava saldırısında tamamen imha edildi ve yeniden tamir edilip ulaşıma açılmasına fırsat verilmedi.
Sonuçta Gazze'nin dış dünyayla irtibatını sağlayan tek bir kapı kaldı: Rafah kapısı. Bu kapı normalde Mısır'a açılıyor ve Siyonist devletin kontrolündeki bölgeyle bir irtibatı yok. Ama ne yazık ki 2005 çekilmesinde Mısır'ın da ihaneti sonucu bu kapıya hem uluslar arası gözetim gücü yerleştirildi, hem de işgalci İsrail askerlerine giriş çıkış kontrolü imkânı verildi. Dolayısıyla işgal devleti istediği zaman kapıyı giriş çıkışa kapatıp Gazze'nin dünyayla tüm irtibatını kesebiliyor ve bölge ahalisine kapı işkencesi yapabiliyor.
Siyonist devlete çalışan Dahlân çetesinin dağıtıldığı 14 Haziran Perşembe akşamından buyana yani bir aydır da kapalı tutuluyor. Bu yüzden binlerce Gazzeli kapı dışında, çöl sıcağında işkenceye maruz bırakılıyor.
İşgal devleti ve onunla işbirliği içindeki Mahmud Abbas işte bu işkencenin yol açtığı sıkıntıyı istismar ederek Gazze bölgesine yeni bir kapı oyunu oynamak istiyor. O da Rafah kapısını kapatıp, yerine 1948'de işgal edilmiş bölge üzerinden irtibatı sağlayacak Kerem Ebu Sâlim (Siyonistlerin adlandırmasıyla Karim Şalom) kapısını açmak. O durumda Gazze her yönden kuşatmaya alınmış bir kapalı kutuya dönüşecek. Bu bölgede oturanlar her giriş çıkışta işgal devleti istihbaratının ve gümrüğünün kontrolünden geçmek zorunda kalacaklar. İşgalci askerler geçiş yapanlardan istediklerini tutuklayıp zindana atabilecek, yanlarında taşıdıkları paralarına bile el koyma imkânı bulacaklar. Mahmud Abbas, HAMAS mensuplarının her bakımdan kuşatmaya alınmalarını, ellerinin kollarının tamamen bağlanmasını istediğinden işgal devletinin işte bu kapı oyununa hararetle destek veriyor ve bu desteğine de şu an Rafah kapısında bekletilen kalabalığın sıkıntısını gerekçe gösteriyor. Yani o sıkıntıyı, işgalcilerin emelleriyle örtüşen kendi sinsi emelleri için istismar ediyor.