Neyin Referandumu?

8 Haziran 2006 Perşembe, Vakit gazetesi

Bir yandan işgalci siyonist devlet vahşi saldırılarını ve cinayetlerini sürdürürken, emperyalizmin Filistin halkını özgür iradesini kullanmasından dolayı cezalandırması bütün şiddetiyle devam ederken diğer yandan özerk yönetim başkanı Mahmud Abbas gündeme bir referandum konusunu sokarak siyasi çevreleri bununla meşgul etmeye başladı. Ben de uzun bir süre Filistin gündemini meşgul edeceğini tahmin ettiğim bu konunun mahiyeti hakkında okuyucularımızı bilgilendirmenin gerekli olduğunu düşündüm.

Öncelikle gerçekleştirilen girişimin ilk adımında bir siyasi oyuna başvurulduğunu görüyoruz. Çünkü yapılan çağrının duygusal yönden daha etkili olması için tutsaklar adına yayınlandığı ilan edildi. Oysa çağrının yayınlanmasından hemen sonra işgal devletinin muhtelif zindanlarında tutulan HAMAS mensubu tutsaklar ortak açıklama yaparak yayınlanan metinle ilgili olarak kendilerinden bir tek kişiye bile başvurulmadığını, görüşlerinin ve onaylarının alınmadığını dile getirdiler. Yani sadece belli bir kesime mensup tutsakların onayından geçirilen çağrı tüm tutsakların ortak çağrısı gibi lanse edilmişti. Bu yolla hem HAMAS'ın siyasi kanadıyla zindanlardaki tutsakları arasında ihtilaf olduğu imajı verilmiş hem de çağrı duygu yüklü hale getirilmek istenmişti. Oysa HAMAS tutsakları yaptıkları açıklamada söz konusu çağrıda ele alınan konularda siyasi liderlerle hiçbir farklı görüşlerinin olmadığını özellikle vurguladılar.

Peki, söz konusu çağrıyla ve onaylanmaması durumunda halkoyuna sunulacağı söylenen ültimatomla istenen nedir? Burada istenen özetle "iki devletli çözüm" formülüdür. İşin gülünç olan yanı böyle bir formülün karşı tarafça onaylandığına veya meseleye müdâhil uluslar arası güçlerce garantiye alındığına dair hiçbir bilgi olmamasına rağmen Filistin'deki siyasi oluşumlara kabul ettirilmesi için dayatma yapılmasıdır. HAMAS özerk yönetimde söz sahibi olmadan önce bu yönetimi elinde bulunduran el-Fetih tarafından bu formül zaten kabul edilmişti. FKÖ, 1993'te Oslo İlkeler Anlaşması'nı imzalarken aynı zamanda böyle bir formülü onayladığını ilan etmiş oluyordu. Ama söz konusu anlaşmanın imzalanmasından sonra 13 yıl geçmesine ve bu süreç içinde daha birçok anlaşma imzalanmasına rağmen söz konusu formülün hayata geçirilmesi yönünde bir adım bile atılmış değildir. Çünkü işgalci siyonistler masa başı görüşmelerde "iki devletli çözüm" formülünü sürekli Filistinlilerden bir şeyler koparabilmek için yükseklerde tutulan ve ulaşılması da pek mümkün görünmeyen havuç olarak kullanmaktadırlar. Siyonistlerin bu taktiklerine uluslar arası emperyalizm de "yol haritası planı" vs. gibi oyunlarla malzeme çıkarmakta ve zemin oluşturmaktadır.

İkinci olarak HAMAS, 1967'de işgal edilmiş topraklarda bir Filistin devleti kurulmasına zaten karşı değildir. Böyle bir devletin kurulması ise bir anlamda "iki devlet" demektir. Ancak burada HAMAS ile Abbas'ın anlayışı arkasındaki fark şudur: Abbas ile onun temsil ettiği hareket bunu nihaî çözüm olarak kabullenmekte, HAMAS ise çözüme gidişte bir merhale olarak görmektedir. Çünkü Filistin İslâmî hareketi bugüne kadar işgali kesinlikle meşru kabul etmemiş, bu konudaki tutumunu kendisi için ilke saymıştır. Ama HAMAS, Filistin devletinin kuruluşuna imkân verilmesi, tutsakların serbest bırakılması, mültecilerin yurda dönüş haklarının onaylanması ve silahlı saldırıların durdurulması gibi birtakım şartların kabul edilmesi karşılığında uzun vadeli ateşkesi kabul edebileceğini daha önce de açıklamıştı.

Abbas'ın yapmak istediği İslâmî hareketin en geniş tabanlı kanadı durumundaki HAMAS'ı işgali meşrulaştırmama ilkesinden vazgeçmeye zorlama amaçlı bir taktik uygulamaktır. Yoksa İsmail Heniyye hükümetinin söz konusu ültimatomu onaylaması durumunda "iki devletli çözüm" formülünün hemen önü açılmış olacak değil. Tam aksine biri peşin diğeri ise kıyamete kaç gün kala verileceği belirsiz vadeli karşılıkla alışverişin onaylanması söz konusu olacak. Oslo İlkeler Anlaşması'nın imzalanması da bu türden bir alışverişti. On üç yıllık tecrübe ve doğrudan inançla bağlantılı ilkeler ortada dururken HAMAS'ın böyle bir alışverişe razı olmayacağı bilindiğinden referandum tehdidine başvurulmaktadır. Muhtemelen oylamada yapılacak oyunlarla alınacak neticenin, HAMAS'ın arkasındaki halk desteğinin azaldığı mesajı vermek için değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Abbas'ın parlamentoyu hiçe sayarak referanduma gideceği tehdidinde bulunması kendini Arap dünyasındaki yapay krallara benzetmesinden ileri geliyor olmalı.