7 Nisan 2005 Perşembe, Vakit gazetesi
İşgalci siyonist devlet göstermelik ateşkesten sonra sözde sivillerini öne sürdü. Bir yandan onların saldırılar düzenlemelerini ve planlamalarını kolaylaştırırken bir yandan da medya vasıtasıyla "aşırı dinci yahudiler şöyle yapıyor, şunu yapmaya hazırlanıyorlar" türünden haberler yayınlamak suretiyle kendisinin arka planda duran elini gizlemeye çalıştı. Bununla aynı zamanda bazı saldırılara toplumu psikolojik yönden hazırlamayı amaçlıyordu.
Siyonistlerin sözde sivillerinin hedeflerinde şimdi Mescidi Aksa var. Müslümanların üç harem mescidinden biri ve ilk kıbleleri olan Mescidi Aksa. Siyonist medya kamuoyunu planlanan saldırıya hazırlamak ve tepkinin derecesini ölçmek için birkaç haftadan beridir çalışıyor. Metot yine aynı. İşgalci devletin gizli elini kamufle etmek amacıyla yine "aşırı dinci" imajından yararlanılıyor. Bir yandan da işgalci devlet, Filistin direnişi karşısında daha fazla dayanamayıp Gazze'den çekilmek zorunda kalmasının intikamını bu yolla almak istiyor.
Biz Web sitemizde (www.vahdet.com.tr) bunun uyarısını günler önceden yapmış ve izlenen sinsi stratejiye dikkat çekmiş, siyonist medyanın "aşırı dinci" imajını kullanmasının aslında bir yanıltma ve işgalci devleti mazur gösterme amacına yönelik olduğunu hatırlatmıştık. Bizim o zaman yayınladığımız haberler ve tahliller gölgede kaldı.
Ve tarih gelip 10 Nisan'a dayandı. Bazı yahudi cemaatleri yahudi takviminde 1 Nisan'a tekabül eden 10 Nisan 2005'te on bin kişilik bir kalabalıkla Mescidi Aksa'ya girmeyi planladıklarını haftalar önce açıklamış, bunun için muhtelif yahudi yerleşim merkezlerinde afişler asmış, çağrılar yapmışlardı.
Yahudi cemaatleri aslında bu konudaki tehditlerini çok önceden yapmış ve İsrail'in Gazze'den çekilmesi halinde kendilerinin de Mescidi Aksa'ya baskın düzenleyeceklerini, bazı duvarlarını yıkacaklarını, tahribatlar yapacaklarını söylemişlerdi. Haftalardan beridir de 10 Nisan için hazırlanıyorlar.
Siyonist medyanın iddiaları ve zikrettiğimiz üzere işgalci devleti mazur gösterme çabaları kimseyi yanıltmasın. Bu girişim "aşırı" cemaatlerin ve grupların işi değil sadece. Bu işin içinde işgalci devletin parmağı da var. Zaten söz konusu yahudi cemaatlerinin ve gruplarının hazırlıklarını işgal devletinin güvenlik organlarıyla ortak yürüttükleri bildiriliyor. Yani bir yandan o "aşırı" cemaatlerin liderleri baskın için adam toplamaya çalışırken, bir yandan da işgal devletinin güvenlik organları onların işlerini kolaylaştırmak için hazırlıklarını sürdürüyorlar. Ama işgal devleti, doğacak sonuçlardan sorumlu tutulmamak için medya vasıtasıyla yürüttüğü yanıltma metoduyla "aşırı dinci" kimliğini öne çıkarıyor.
Aksa İntifadası'nın patlak vermesine yol açan olay Şaron'un Mescidi Aksa'yı kirletmeye kalkışmasıydı. Şaron da o zaman etrafına 10 bin kişilik olmasa bile epey büyük bir kalabalık toplamıştı. O zaman ki işgal yönetimi de Mescidi Aksa'ya çıkan tüm yolları ve caddeleri kapatarak Müslümanların bu kutsal mabede ulaşmalarını engellemeye çalışmıştı. Ama Müslümanlar her türlü tehlikeyi göze alarak Mescidi Aksa'yı Şaron'a karşı korumayı başardı. Bu olayla başlayan çatışmalar ise dört buçuk yıldan beridir devam ediyor. Bu süreç içinde Filistin halkı büyük zorluklara ve fedakârlıklara katlandı, hâlen de katlanıyor.
Siyonist işgal devleti ve onun dünya kamuoyuna "sivil" olarak tanıttığı özel saldırı timleri Mescidi Aksa'yı hedef alan yeni bir girişim içinde. Şimdilik bu girişimin amacı on bin kişilik bir kalabalıkla Mescidi Aksa'yı kirletmek ve bazı kısımlarına zarar vermek. Ama bununla bir başlangıç yapmak istiyorlar. Bu başlangıcın son hedefi ise Mescidi Aksa'yı tümüyle ortadan kaldırmaktır.
Mescidi Aksa sadece Filistinlilerin değil bütün Müslümanların mabedidir. O kutsal mabed İslâm'ın ve genelde tevhid inancını insanlığa tebliğ eden tüm peygamberlerin kutsal beldesi Kudüs'te Allah'ın işaretlerinden bir işarettir. Bu kutsal mabedi ve işareti koruma görevi sadece Filistinli Müslümanların değil tüm dünya Müslümanlarının görevidir.
Mescidi Aksa için yapılan çağrılarda bu hafta Cuma hutbelerinde bu kutsal mabedin Müslümanlar açısından öneminden söz edilmesi istendi. Türkiye'deki Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan da bekliyoruz. Bu mabed sizi de ilgilendiriyor. İsra suresinde adı geçmeyecek olsa nerdeyse Mirac gecelerinde bile adını anmaktan çekindiğiniz Mescidi Aksa için hiç olmazsa bu Cuma bir cesaret gösterin.
Biz bu kutsal mabedin davasına sahip çıkmaya devam edeceğiz Allah'ın izniyle. Gelişmeleri ayrıca Web sitemizden takip edin.