Mirac ve Mescidi Aksa

31 Ağustos 2005 Çarşamba, Vakit gazetesi

Bu gece Mirac gecesi. Camilerde yapılan konuşmalarda, özellikle Diyanet'e bağlı kurumlar tarafından düzenlenen etkinliklerde, bu mucizenin ilk durağı olan Mescidi Aksa'nın mevcut durumundan, siyonist işgalden, bu işgale karşı sürdürülen haklı direnişten ve Müslümanların bu direnişe sahip çıkma sorumluluğundan hiç söz edilmiyor. Hatta belki İsrâ suresinin birinci âyetinde Mescidi Aksa'nın adı geçiyor olmasa bu kutsal mabedin adını anmaktan bile çekinecekler.

Oysa Mescidi Aksa, Resulullah (s.a.s.)'ın isrâ ve mirac mucizesine şahit olduğu gibi aynı zamanda Müslümanların ilk kıblesidir. Üç harem mescidden biridir. İnşa edildiği tarihten buyana her zaman tevhid inancını sembolize eden kutsal bir mekân olmuştur. Yüce Allah ondan "etrafını mübarek kıldığımız Mescidi Aksa" diye söz eder. Bugün bu kutsal mabedin siyonist işgalcilerin esareti altında olması bütün Müslümanlar açısından bir utanç, bir kusurdur. O mabedin esaretten kurtarılıp özgürlüğüne kavuşturulması da bütün Müslümanlar için önemli bir sorumluluktur.

Evet, o kutsal mabedin esaret altında olması Müslümanlar olarak hepimiz için utanç vericidir. Ama Mirac gecesinde bile bu kutsal mabedin durumundan söz etme, onu esaret altında tutan Siyonistlere karşı tavır koyma ve bu mabedi esaretten kurtarma mücadelesine sahip çıkma cesareti gösterememek çok daha büyük bir utançtır. Bu cesaretten yoksun bir zihniyetle Müslüman halklara nasıl ümmet bilinci kazandıracağız? Müslüman halklar ümmet bilincine kavuşup birlik ve ittifak oluşturamadıkları sürece de emperyalist saldırganlığa nasıl göğüs gerebilecek, gasp edilmiş haklarını geri alabilecekler?

Bakın, Avrupa'daki şiddet olaylarıyla buralardaki camilerin ve cami görevlilerinin hiçbir ilgisi olmadı. Ama bu ülkelerdeki yönetimler söz konusu şiddet olaylarını bahane ederek en önce camilere ve imamlara savaş açtı. Çünkü o yönetimlerin anlayışı Ortaçağ haçlı zihniyetinin devamıdır. Amacı da şiddetin üzerine gitmek değil, İslâm'ı ve onu temsil ettiğini düşündüğü kişileri ya da kurumları şiddetle bağlantılı göstermek suretiyle hedefe yerleştirmektir. Yani siz İslâm ümmetinin ve Müslüman toplumların temel sorunlarına, davalarına ve haklarına sahip çıkma konusunda ne kadar çekingen davransanız da yine hedefe yerleştirilmekten kurtulamıyorsunuz. Avrupa'daki imamların, tasvibi mümkün olmayan şiddetle irtibatlandırılması elbette bir oyundur. Ama bugün haklı davalara sahip çıkma cesaretinin gösterilememesi de geçmişte oynanmış benzer oyunların bir olumsuz neticesi ve yansımasıdır. Siyonizmle işbirliği içindeki çağdaş haçlı zihniyeti geçmişte oynadığı oyunlardan beklediği sonuçları aldığından bugün aynı kategoriye girecek türden yeni oyunlar oynamaktadır.

Biz Mirac gecesini kutlarken, siyonistler Kudüs'ün muhtelif yerlerine, Mescidi Aksa'nın yıkılmasını isteyen afişler asıyorlar. Daha birkaç gün önce siyonistler, Kudüs'te birçok yere, üst tarafında Mescidi Aksa'nın yanına vinçlerin, iş araçlarının yanaştığını gösteren grafik tasarımı onun altında da bu mabedin yıkılması çağrıları yer alan afişler astılar. Siyonist medya da bu konuda toplumları psikolojik yönden hazırlamak amacıyla "aşırı dinci" yahudilerden Mescidi Aksa'ya yönelen tehditlerin arttığına dair haberler yayıyor. Oysa o "aşırı dinci" dediği işgal devletine hâkim siyonist zihniyetin bizzat kendisidir.

Yine biz burada Mirac gecesini idrak ederken işgal devleti Batı Yaka'yı ve Kudüs'ü ikiye bölen ırkçı ayırım duvarını bitirme çabalarını hızlandırdı. Bu duvar tüm bölge ve özellikle de Kudüs'ün etnik yapısı açısından ciddi tehlike arz etmektedir. İşgalci devlet bu duvar vasıtasıyla Kudüs nüfusuna kayıtlı 55 bin Filistinliyi şehrin dışında bırakmayı ve böylece şehir içindeki yahudi nüfus oranını artırmayı hedefliyor. Kudüs'e yönelik yahudileştirme planının ikinci merhalesinde ise hâlen şehrin dışında görülen bazı yahudi yerleşim merkezlerini bu şehre ilhak etmeyi hedefliyor. Yahudileştirme planı Mescidi Aksa açısından da ciddi risk oluşturuyor. Çünkü şehirde bu mabede saldıracak nüfus ciddi şekilde artırılırken, ona sahip çıkacak nüfus iyice azaltılmış olacak. O kutsal mabede sahip çıkmak için diğer bölgelerden geleceklerin girişleri de duvar yoluyla engellenecek. Böylece herhangi bir yıkım saldırısı atağında amaçlananın gerçekleşmesi daha kolay olacak.

Siyonist işgalci bütün bunları yaparken biz uyumaya devam edecek ve mirac kutlamalarımızda Mescidi Aksa'nın durumundan söz etme cesareti bile gösteremeyecek miyiz?