Gazze'ye Bakış

18 Ağustos 2005 Perşembe, Vakit gazetesi

İsrail işgal devleti Gazze'deki yerleşimcilerini ve işgalci askerlerini çıkarma planını uygulamaya başladı. Bu merhalede konuyla ilgili çok farklı yorumlar yapılıyor. Birçokları da bunu İsrail'in bir taktiği, bir oyunu olarak değerlendiriyor.

Biz Allah'ın izniyle Gazze ve işgal devletinin oradan çekilmesiyle ilgili geniş bir dosya hazırladık. O dosya inşallah gazetemizde de dizi yazı olarak yayınlanacak. Biz aslında konuyu tamamen o diziye bırakmayı düşünüyorduk. Çünkü onu okuduğunuzda inşallah gerek bölge gerekse oradaki yahudi yerleşimi ve işgalcileri bugün çekilmeye zorlayan sebepler hakkında ayrıntılı bilgiler bulacaksınız. Fakat bugünlerde olayların sıcaklığında yanıltıcı olması muhtemel bazı yorumlar da yapılıyor. Bu sebeple bugünkü yazımızda konu üzerinde özetle durmak istiyoruz.

İşgalcilerin çekilmesiyle ilgili yorumların birçoğunda bunun bir taktik olduğu fikri öne çıkıyor. Bu tür değerlendirmelerde işgalci siyonist devletin gücünün geçmişte çok abartılmasına dayanan psikolojik yönlendirmenin büyük etkisi var. Bu psikolojik yönlendirme sebebiyle insanların zihinlerinde: "İsrail hiçbir şeye zorlanamaz; ne yaparsa kendi isteğiyle yapar. Dolayısıyla o bir şey yapıyorsa mutlaka içinde bir hinlik vardır. Bize dıştan hoş görünse bile altında bir oyun aramak gerekir" ön yargısı oluştu.

Oysa gerçek tümüyle böyle değil. Evet, İsrail bir şey yaptığında mutlaka işin içine bir oyun, bir hile ve taktik sokmanın yollarını da araştırır. Ama bunu her zaman başarabileceği sanılmamalıdır. "İsrail hiçbir şeye zorlanamaz" kanaati ise tümüyle yanlıştır. İşgalci siyonistler Güney Lübnan'dan istedikleri için ve bir taktik gereği değil kararlı direniş karşısında yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldıklarından çıktılar. Yani o bir yenilgi çıkışıydı. Bugün Gazze'den çıkmaları da öyledir.

Bizim Gazze'yle ilgili dosyamızı okuduğunuzda da göreceksiniz ki işgalci siyonistler oraya 1967'den buyana büyük yatırımlar yaptılar. Bölgenin özellikle Akdeniz kıyısını, "İsrail" olarak gösterilen bölgeyle ve Mısır'la sınırını askeri yönden kontrol altında tutmayı oldukça önemsiyorlardı. Zaten oralara yahudi yerleşim merkezleri inşa etmelerinin amacı da bu kontrol faaliyetine gerekçe oluşturmaktı. Şimdi inşa ettikleri binaları, yerleşim merkezlerini, askeri üsleri, kontrol kulelerini kendi elleriyle yıkarak çekiliyorlar. Bunu isteyerek yapıyor değiller. O noktaları Filistinlilere terk etmenin kendi açılarından ciddi risk oluşturacağını düşünüyorlar. Ama şartlar onları buna zorluyor.

Tamamen askeri ve stratejik amaçla Gazze topraklarına yerleştirdikleri yerleşimciler ve işgalci askerler zaman içinde Filistin direnişinin elinde birer rehine haline geldiler. İşgalciler Filistin'in herhangi bir yerine saldırı düzenlediklerinde bunun intikamının Gazze'deki yerleşim merkezlerine yönelik olarak düzenlenecek roket ve havan topu saldırılarıyla, silahlı baskınlarla, yollara kurulacak pusularla ve daha başka eylemlerle alınacağını biliyorlardı.

Bütün bu sebeplerden dolayı Gazze yerleşimciler ve onları koruma iddiasıyla gönderilen askerler açısından bir kâbusa dönüşmüştü. Bugün işgal devletinin Gazze'den çıkmasına karşı Siyonist grupların düzenlediği gösteriler Gazze'ye yerleştirilen yerleşimcilerin durumlarından memnun olmasından ve oradan çıkmak istememelerinden ileri gelmiyor. Bunun iki sebebi var: Birincisi: Oradan çıkarılan yerleşimciler kendilerine bunu telafi edecek maddi bir karşılık verilmesini istiyorlar. İkincisi: Özellikle aşırı siyonist gruplarda bu çekilmenin Filistin direnişini daha da cesaretlendireceği ve peşinden başka çekilme planlarının devreye gireceği endişesinin ortaya çıkmasıdır.

Siyonistlerin hâlâ büyük emeller peşinde oldukları doğrudur. "Büyük İsrail" ideallerinden vazgeçme niyetinde olmadıkları da doğrudur. Ama her zaman vakıa ile ideal ve emel paralel gitmez. ABD'nin Irak'ta bataklığa saplanması işgalci siyonist devleti de son derece olumsuz etkilemiştir. Çünkü ABD, Irak'tan sonra Suriye'yi köşeye sıkıştırmayı Filistinli grupların buradaki tüm temsilcilerini çıkarmayı, sonra Lübnan'a müdahale ederek İsrail'i korkutan silahlı milisleri dağıtmayı, gerek Suriye'deki ve gerekse Lübnan'daki Filistinli mültecileri Irak'a nakletmeyi ardından Filistin'in içindeki direnişi cendereye alıp silah bırakmaya zorlamayı hesaplıyordu. Ama öyle olmadı.

Biz burada konuyu sadece özetle ele alabildik. Ayrıntısı ve gelişmelerin arka planı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen tüm okuyucularımıza sözünü ettiğimiz dosyayı mutlaka okumalarını tavsiye ediyoruz.