Kudüs'te Endişe ve Gerginlik

10 Nisan 2005 Pazar, Vakit gazetesi

Bugün (10 Nisan 2005 Pazar) Kudüs'te endişeli bir bekleyiş var. İşgalci siyonist devlet Cuma günü Mescidi Aksa'ya Kudüs kimlikli ve 40 yaş üstü olanların dışında hiçbir Müslümanı sokmadı. Ayrıca 28 Eylül 2000'de yaptığı gibi her taraftan polis kuşatmasına aldı. Görünüşte "aşırı" yahudi cemaatlerinin topluca Mescidi Aksa'ya girip içinde yahudi dinine göre toplu ibadet yapma hazırlıklarından dolayı oluşan gerginlik sebebiyle tedbirleri artırıyor. Ama bu tedbirleri daha çok Müslümanlara karşı kullanıyor. Buna karşılık bir yandan da istihbarat teşkilatının yönlendirme mekanizması vasıtasıyla medyaya Mescidi Aksa'nın korunmasının zor olacağına dair haberler yayarak kendini mazur göstermeye, toplumu psikolojik yönden hazırlamaya çalışıyor. Asıl amacı ise söz konusu "aşırı" yahudi cemaatlerinin önlerini açmak, Müslümanların kendi imkânlarıyla kutsal mabedlerine sahip çıkmalarına ise engel olmak.

İşgal devleti kendini olayın dışında göstermek için Mescidi Aksa'ya baskın hazırlıkları yapanlar hakkında "aşırı" nitelemesini kullanıyor. Gerçekte ise bu işin kesinlikle dışında değildir ve onun cesaretlendirmeleriyle söz konusu "aşırı" gruplar böyle bir girişim içine girebilmişlerdir. Her şeyden önce Eylül 2000'de benzer bir girişimde bulunan Ariel Şaron bugün işgal devletinin tepesindedir. Yani hedefte yine Mescidi Aksa vardı. Onun o zamanki niyetiyle bugün "aşırı" olarak nitelendirilip işgal devletinin resmi organizasyonunun dışında gösterilen grupların niyeti aynıdır. Aynı niyeti taşıyan ve aynı hedefe yönelen bu kişilerin birbirlerinden bağımsız hareket ettikleri iddiası inandırıcı değildir. Ayrıca işgal devleti kendisi bizzat aşırıdır. Birilerinin "aşırı" olması onun aşırılığını örtmez.

Siyonist devletin Filistin topraklarına yerleştirdiği göçmenlerin Mescidi Aksa'yı hedef alan girişimleri hep onun cesaretlendirmeleriyle mümkün oldu. İsrail Yüksek Mahkemesi'nin 23 Haziran 2003'te verdiği yahudilerin de Mescidi Aksa'ya girip ibadetlerini yapabileceklerine dair kararı bu konuda onların iyice cüretkâr olmalarına yol açtı. Bugün on bin kişilik kalabalıkla bu kutsal mabede girmeye hazırlanarak büyük bir gerginliğe sebep olmaları da işte bu cüretin bir sonucudur.

Filistin direnişi Cuma günü Cuma namazından sonra muhtelif yerlerde Mescidi Aksa için gösteriler düzenledi. O günü Mescidi Aksa için Gadab Günü ilan etti. Gösterilerde bu kutsal mabede el sürülmesinin bütün Filistin sathında büyük olaylara sebep olacağı mesajını verdi.

Başta Filistin İslâmî Direniş Hareketi (HAMAS) olmak üzere bütün Filistin direniş grupları bildiriler yayınlayarak işgal devletini uyardı, yahudi yerleşimcilerin girişimlerinden doğacak sonuçlardan işgal devletinin sorumlu tutulacağını dile getirdiler.

HAMAS'ın Gazze'deki ileri gelenlerinden İsmail Heniyye Mescidi Aksa'ya herhangi bir zarar verilmesinin üçüncü intifadanın başlamasına yol açacağını ifade etti.

İslâmî Cihad Hareketi, Gazze'de düzenlediği yürüyüşte Mescidi Aksa'ya herhangi bir zarar dokundurulması halinde ateşkesin tamamen sona ereceğini ve cihadın yeniden en aktif bir şekilde başlayacağını bildirdi.

Kudüs'teki İslâmî vakıflar ve Mescidi Aksa'yla ilgilenen kuruluşlar Kudüs'te ve 1948'de işgal edilmiş bölgede ikamet eden Müslümanları Mescidi Aksa'yı korumak için bu mabede toplanmaya çağırdılar.

Filistin dışında da çeşitli gelişmeler oldu. Kahire'deki Ezher Üniversitesi'nde düzenlenen gösteride işgal devletine tepki gösterildi.

Filistin'deki on direniş grubunun Beyrut'taki temsilcileri, Mescidi Aksa'ya yönelen tehdit konusunda aralarında toplantı düzenleyerek izlenecek strateji hakkında görüş alış verişinde bulundular.

Bütün bu gelişmelere karşılık işgal devleti sadece Mescidi Aksa etrafındaki polis kuşatmasını artırmakla yetinmeyerek daha başka uygulamalara başvuruyor. Uçak ve helikopterlerle sürekli bölgeyi havadan kontrol etmeye çalışıyor.

Sonuçta görülen o ki işgalci siyonistlerin literatüründe "barış" kavramının yeri yok. "Barış" onlar için bir oyalama ve aldatmadan ibaret. Ne zaman bölgede bir sükûnet oluşsa hemen haince bir oyunla gerginlik çıkararak yeni bir atak yapmaya çalışıyorlar.

Bu arada şunu özellikle hatırlatalım ki siyonistlerin bu girişimleri Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırma planlarının bir ön hazırlığıdır. Bu girişimleriyle ileriye dönük tehditlerini devreye sokmak için kapıyı zorlamaya başlamış olacaklar. Dolayısıyla Müslümanların işi sadece Filistinlilerin omuzlarına yüklememeleri, Mescidi Aksa'ya birlikte sahip çıkmaları gerekir.