Mescidi Haram ve Mescidi Aksa Konferansı

Mehmet Karadaş, Vahdet, Şubat 1997

Vahdet Vakfı Ankara Çalışma Kolu 5 Ocak 1997 Pazar günü Ankara'daki Altınpark konferans salonunda: "Mahzun Olan İki Kıblemiz: Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa" konulu bir konferans düzenledi. Program Kur'an-ı Kerim okunarak açıldı. Daha sonra Vahdet Vakfı genel başkanı Hüsnü Aktaş bir açılış konuşması yaptı. Hüsnü Aktaş konuşmasında Mescidi Haram ve Mescidi Aksa davalarının İslam açısından önemi üzerinde durdu.

İlk konuşmacı olarak Vahdet Vakfı kurucular kurulu üyesi ve Ribat dergisi sahibi Abdullah Büyük, Kur'an ayetleri ışığında Mescid-i Haram'ın ve Ummu'l-Kura olarak da adlandırılan Mekke-i Mükerreme'nin inanç ve amelimizdeki yeri ve önemi üzerinde durdu.

Allahu Teala (c.c.) tarafından Mescid-i Haram toprağının mü'minlere teslim edildiğini, şehirlerin anası Mekke'nin idari bakımdan önemini kaybetmesiyle insanlığın başına nice felaketler geldiğini belirten Abdullah Büyük, önce Roma'nın, ardından Moskova'nın daha sonra da Washington'un dünya önderliğine soyunduklarını ancak insanlığa ölüm, kan ve vahşetten başka bir şey veremediklerini dile getirdi. Abdullah Büyük, Tanzimat'tan buyana Türk kıblesinin Batı'ya çevrildiğini ancak Ummu'l-Kura olarak Mekke-i Mükerreme'nin kıyamete kadar önemini koruyacağına, mü'minlerin ümmet kimliğine ulaşması için Ummu'l-Kura ile bağlantılı çalışmalarının zorunlu olduğuna dikkat çekti. Abdullah Büyük konuşmasında günümüz dünyasında yaşanan acı ve ızdırapları, çekilen zulümleri dile getirerek bunun en önemli sebebinin insanlığın kıblesinin Batı'ya çevrilmesi ve gerçek kıblenin unutulması olduğuna işaret etti. Büyük konuşmasında Mescidi Haram'ın bir birlik ve bütünlüğü temsil ettiğine, tevhid inancını simgelediğine ve yeryüzüne adaletin hakim kılınması konusunda bir sembol niteliği taşıdığına da dikkat çekti.

Muhittin Özdemir'in yönettiği birinci bölümün sonunda Kudüs'le ilgili bir slayt gösterisine yer verildi.

Programın ikinci bölümü yine Kudüs ve Mescidi Aksa konulu ve siyonist işgalcilerin bu mukaddes topraklarda yaptıkları zulümleri, kutsal Mescidi Aksa'yı yıkmak için yürüttükleri çalışmaları gözler önüne seren bir sinevizyon gösterisiyle başladı.

İkinci bölümün konuşmacısı Filistinle Dayanışma ve Dostluk Derneği yönetim kurulu üyesi ve dergimizin Yazı İşleri Müdürü Ahmed Varol'du. Varol, Müslümanların ilk kıblesi ve harem mescidlerin üçüncüsü olan Mescidi Aksa ile Filistin davası hakkında bilgi verdiği konuşmasında, mü'minlerin etnik kimliklerini ön plana çıkaran çalışmalardan uzaklaşarak ümmet bilinciyle hareket etmelerinin zorunlu olduğunu, Filistin davasının ümmetin davası olduğu gerçeğinin sürekli gündemde kalması gerektiğini dile getirdi. Varol konuşmasında siyonistlerin kutsal Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırma yönündeki çalışmaları hakkında bilgi vererek Müslümanların bütün bu çalışmalar karşısında uyanık olmaları, Kudüs davasını sadece Filistinlilerin omuzlarına yüklemekle yetinmemeleri gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca çağımızdaki sömürge güçlerinin geçmişte Cezayir, Tunus vb. ülkelerde oynadıkları oyunun bir benzerini bugün Filistin'de oynamaya çalışarak Filistinlilerin arasından çıkardıkları Yasir Arafat yoluyla siyonist işgali meşrulaştırmaya çabaladıklarını ifade etti. Ahmed Varol, Oslo, Kahire ve Taba anlaşmalarının Filistin davasına ihanet niteliği taşıyan ve siyonist işgalin meşrulaştırılması, özellikle Kudüs üzerindeki işgalin sağlamlaştırılması amacına yönelik anlaşmalar olduğuna dikkat çekti ve Filistin davasının şu üç temel ilke ışığında ele alınması gerektiğini dile getirdi:

1.Filistin bir bütündür. Topraklarının tamamı İslam toprağıdır ve parçalanamaz. İsrail diye bir toprak parçası yoktur. İsrail, gayri meşru bir işgal ve gasp devletidir.

2.Filistin ve Mescid-i Aksa meselesi siyasi bir mesele değil doğrudan doğruya inancımızla alakalı akidevi bir meseledir. Dolayısıyla hiçbir Müslümanın kendisini bu meseleden müstağni tutması mümkün değildir.

3.Filistin cihadı meşrudur. Filistin'i işgal eden tüm sivil ve askeri güçler işgal gücüdür. Topyekün hepsine karşı cihad edilmesi zorunludur.

"Mahzun Olan İki Kıblemiz: Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa" konulu konferans Vahdet Vakfı adına yapılan bir kapanış konuşmasıyla ve Kur'an-ı kerim tilavetiyle sona erdi.

.